|
Yeni bir çaga girmek üzereyiz. Önümüzde uygarlik tarihinin en önemli on yili uzaniyor. Akillara durgunluk veren teknolojik yenilikler, benzeri daha önce yasanmamis ekonomik olanaklar, sasirtici siyasal reformlar ve kültürel yeniden dogus dönemi. Bii simgesel tarih noktasi, yüzyillardan beri hep gelecekteki bir zaman olarak görüldü.Bu görkemli simgesel dönemin artik içindeyiz ve bu dönemi adlandiran kavram ise "küresellesme" (globalization) kavramidir. Küresellesme kavraminin popülerligine ve bu konudaki literatürün genisligine ragmen, kavramin kesin bir tanimi yoktur. Birbirinden farkli anlamlarda yapilan tanimlar nedeniyle, kavramin yanlis anlasilma problemi var. Küresellesme kavrami çogu zaman, belli fikirler, görüsler, pratikler, olaylar, teknolojiler, kurumlar vb., gibi durumlarin, global ölçekte bulunur hale gelmesini, veya dünya ölçeginde ulusal kimliklerin, ekonomilerin ve sinirlarin çözüldügü, sosyal hayatin büyük bir bölümünün küresel süreçler tarafindan belirlendigi;dünyanin ekonomik bir bütün olusturma, dünya toplumlarinin birbirlerine benzeme, buna bagli olarak tek bir küresel kültürün ortaya çikmasini veya toplumlarin kendi kimliklerini ve farkliliklarini ifade etme ve tanimlama, nihayet dünyanin sikismasi, küçülmesi, ulusal olan her seyin anlamini yitirmesi ve dünyanin tek bir mekan olarak algilanma bilincinin artis sürecini tanimlamak için kullanilmaktadir. Küresellesme kavraminin tanimlanmasindaki çesitlilige ragmen, küresellesme anlayisinin merkezinde, yeni bir ekonomik küresellesme fikri yatiyor. Ayri ulusal ekonomilerin ve dolayisiyla ulusal ekonomik yönetimin yerli stratejilerinin hizla geçerliligini kaybettigi gerçegini anlatmak için bu kavram kullanilmaktadir. Küresellesme kavrami, bu anlamda, toplumsal yasam içinde "yeni bir durumu" simgeler: Globallesme-yerellesme süreçlerinin birbirleriyle etkilesiminin toplumsal yasama ait olusu ve toplumsal yasamin kurucu ögesini anlatmak için, R. Robertson, "globalin yerellesmesi" ve "yerel olanin globallesmesi" sonuciinda ortaya çikan yeni durumu "glocal" kavramiyla açiklamaktadir. Yasanan bu yeni süreci tanimlamada, ulusal ve lokal olar)in anlamini yitirmesi ve küresellesme egilimlerine gönüllü katilimi! anlatmak için "kü-yerel" kavramini kullanma egilimlerine de rastlanmaktadir. Küresellesme temel anlamiyla, kökten reformlarla ulusal stratejileri anlamsizlastirmak, bunlara, uluslararasi piyasalarin yargi ve yaptirimlan karsisinda tutunamayacaklarini ima etmek vardir. Bu anlamda kullanimiyla kavram, kapitalizmin yayilmaci mantigina asla gönderme yapmiyor, daha da önemlisi bu yayilmanin emperyalist boyutuyla bag kurmaktan kaçiniyor. Ayni zamanda, kavramin tanimlanma biçimi, asla karsi konulamaz ve zorunlu bir sürece gönderme yapiyor. Küresellesme kavrami çerçevesinde süren tartismalar bir yana, dünya ölçeginde yasanan bu yeni fenomeni anlatmada kullanilabilecek en uygun ifade "dünya gittikçe küçülüyor" ifadesidir. Buradaki tanimlama biçiminde özellikle iletisim alaninda yasanan gelismelerin, mesafelerin önemini azaltmasi, bu sayede dünya ölçeginde, kurumsal ve bireysel anlamda karsilikli bagimliligin artmasi vurgulanmaktadir. Kisaca, küresellesme; dünyanin tek bir mekân olarak algilanabilecek ölçüde sikisip küçülmesi anlamina gelen bir süreci ifade etmektedir. KÜRESELLESME KAVRAMININ KAPSAMI Içinde bulundugumuz sürecin en önemli özelliklerinden biri, küresellesme olgusunun gittikçe güçlenmesidir. Bu süreç yerel olan her türlü faaliyetin, binlerce mil uzaklardaki olaylarla bir biçimde iliskili ve onlardan etkilendigi bir gelismeyi ifade etmektedir. Bugün artik, gelisen teknolojiyle birlikte, zaman ve mekan anlamsizlasmis ve yeniden tanimlanmistir. Mekânin fiziki sinirlarinin algilanis biçimi, gelismis teknoloji sayesinde degismistir. Bilgi üretmek ve ona dayali bir ekonomi, sembol ekonomisi veya entelektüel sermaye gibi, tümüyle bu süreci tammlayan kavramlar ortaya çikmistir. Küresellesme, insanlik tarihinde daha önce hiç görülmeyen bir anlayis olarak olaylara yaklasmaktadir. Bu anlamda küresellesmeye, üç ana bakis açisiyla yaklasilabilir. Bunlar; ilk olarak siyasal alanin sinirlari açikça belirlenmis topraklarda egemen birimlerin yönettigi ve iiliislar ü.stü düzeyde hareket yetenegine sahip oldugu ölçüde, büyük devletlerin küresel özelligi vardir. Ikincisi, kapitalizmin ekonomik düzene iliskin kökten küresellestirici rolüdür. Bugünkü anlamiyla "dünya sistemi kurami'" diye adlandirilan sistemde, modern dünya "merkez", "yari çevre" ve "çevre" diye sunulmaktadir. Üçüncüsü;bilgi akisini süreklilestirerek, düsüncelerin hizla yayilmasini saglayan küresel bir toplumun ortaya çikarilmasidir. Küresellesme kavrami, tüm bu farkli toplumsal, ekonomik ve politik süreçleri anlatmak için kiillanilmakladir. Zira her toplumsal olay ve süreç, zorunlu olarak ekonomik, pulitik ve kültüreldir ve bu süreçler, hiçbir zaman birbirinden bagimsiz olarak ortaya çikmaz ve gelismez. Küresellesme kavraminin netlesmesi için kavramin, yeni küresel ekonomiyi ve bunun uluslararasi ekonominin önceki hedenerine iliskin farkliliklarimn sorgulanmasi gerekir. Ayni zamanda, mevcut yönelimlerin karsilastirilabilecegi açik bir modelin yoklugunda, sektörlerin ve süreçlerin uluslararasilasmasinin örneklerini gelisigüzel bir sekilde ele almanin ne anlama geldigi ve küresel, otonom piyasa güçleri tarafindan idare edilen bir ekonomiyi, küresellesmenin bir kaniti olarak görmenin dogru olup olmayacagi üzerinde düsünülmelidir. Nihayet, küresellesme kavraminin tarihsel derinliginin eksikligi,bugün yasadigimiz degisiklikleri, hem öncesiz ve benzersiz, hem de, gelecekte uzun süre var olacakmis gibi gösterme egilimlerinin bilimsel bir deger tasiyip tasimadigini degerlendirmeyi gerekli kiliyor. Bii degerlendirme biçimi, küresellesmenin boyiitlarini ve anlamini tartismanin disinda, küresellesme kavramina farkli bir bakis açisi getirerek, küresellesme diye bir sürecin var olup olmadigini sorgulamaktadir. Zirâ Hirst ve Thompson'a göre; 1. Bugün büyük ölçüde uluslararasilasmis ekonomi, yeni bir durum degildir. Ekonominin, modern endüstriyel teknoloji üzerine kiirulmasirun yayginlastigi ve 1860'lardan bu yana var olan birtakim uluslararasi ekonomi konjonktürlerinden veya durumlarindan biridir. Mevcut küresel ekonomi, bazi yönleriyle, 1870-1914 yillari arasinda hüküm süren rejimden daha az açiktir ve daha az bütünlesmistir. 2. Tanima uygun küresel isletmelere görece az rastlanir. Çogu sirket, ulusal temellidir ve asil ulusal üretim ve salis bölgelerinin gücüne göre, küresel ticaret yapmaktadir. 3. Sermaye hareketliligi, gelismis ülkelerden gelismekte olan ülkelere dogru yogun bir yatirim ve istihdam akisina sebep olmuyor. Hatta dogrudan yabanci yatirim, büyük ölçüde gelismis endüstriyel ekonomiler arasinda yogunlasmis durumda. Üçüncü Dünya, yeni endüstrilesen birkaç ülke disinda, yatirim ve ticarette marjinal kaliyor. 4. Bazi iddiali küresellesme taraftarlarinin da kabul ettigi gibi, dünya ekonomisi gerçekten "küresel" olmaktan çok uzaktir. Ticaret, yatirim ve finansal hareketler, daha çok Avrupa, Japonya ve Kuzey Amerika üçgeninde yogunlasmaktadir. 5. Dolayisiyla, büyük ekonomik güçler (G3), politikalarini da koordine ederlerse finansal piyasalar ve diger ekonomik yönelimler üzerinde, güçlü bir baski kurma kapasiteleri vardir. Öyleyse, mevcut çalisma alanlari ve ekonomik müdahale araçlari, büyük güçlerin farkli çikarlari ve elitleri arasinda hüküm süren ekonomik doktrinler tarafindan kisitlanmis olmakla birlikte, küresel piyasalarda hiç de kontrol edilemez ve düzenlenemez degildir. Bunlar küresellesme tezini sarsan argümanlardir. Ancak, küresellesme kaviami konusunda ihtiyatli olmakla, bu knvramin içeriginin 1970'lerden beri gördügü kabulü ve anlami açiklamak ayri seylerdir. KÜRESELLESME KAVRAMININ TARIHI Küresellesmeyi, ülkeler arasinda büyük ve artan bir ticaret akisi ile sermaye yatirirrunin gerçeklestigi açik bir uluslararasi ekonomi diye lanimlarsak, bu tarz bir isleyis, uluslararasi ticari faaliyetlerin tarihi bakimindan yeni degildir. Gerçek anlamda bütünlesmis bir dünya ticaret sislemi, 19. yüzyilin ikinci yarisindan itibaren vardir. Küresellesmenin son on yilda, veya biraz daha uzun bir zamanda ortaya çikan bir, kavram oldugu iddiasi gerçegi yansitmamaktadir. 19. yüzyil boyunca çok sayida sirket globallesti, hatta daha önceki dönemlerdc de globallesen firmalari (18. yüzyilda faaliyet gösteren Dogu Hindistan Sirketi), bulmak mümkündür. Ekonomik olaylarin küresellesmesinin ve bunun olusturdugu yeni durumun, genellikle 1960'larda ortaya çiktigi düsünülür. 1960, bir taraftan küresel sirketlerin ortaya çiktigi ve küresel düzeyde faaliyetlerini sürdürdügü, diger taraftan da, ticari faaliyetlerin hizla gelistigi bir dönemdir. Ancak küresel faaliyetler, göreli olarak eski olsa da, bu isleyis biçimini ifade eden küresellesme kavrami oldukça yenidir. Küresellesme kavrami çok boyutlu bir kavramdir ve insanlarin ilgi alanina ekonomik, siyasal ve kültürel yönleriyle girer. "Küresel" kavrami ilk defa, Marshall Mcluhan'nin, "Komünikasyonda Patlamalar (1960)" adli kitabinda, bu yeni süreç için "Global Köy" terimini kullanmasiyla literatüre girdi. Kavram, 1980'lere dogru Harvard, Stanford, Colombia gibi prestijli Amerikan îsletme okullarinda kullanilmaya baslandi ve yine bu çevrelerden çikmis bazi ekonomistler tarafindan güncellestirildi. Ayni yillarda uluslararasi ekonomik kuruluslarin yayinlarinda ve raporlannda kullanilmaya baslandi. Kavramin kendisi eski olmakla birlikte, ancak 1990'li yillarda uluslararasi ekonomik, politik, sosyal ve siyasal süreçleri tanimlamak maksadiyla, akademik dile Ronald Robertson'nun girdi. Özellikle Globellesme kitabi terime kavramsal bir içerik kazandirdi. 1990'li yillarda kavram, gittikçe yaygin bir biçimde toplumsal degisim kuramlarini açiklamada anahtar bir kavram olarak kullanilmaya baslandi. Globallesmenin ekonomik boyutunun yaninda, politik ve siyasal boyutu, uluslararasi iliskilerde daha önce kullanilmaya baslandi. Kavramin uluslararasi siyasi literatüre girdigi tarih, 1970'li yillann baslaridir ve bu yillardan sonra "dünya sistemi"nin sadece devletlerden ve devletlerin kendi aralarindaki iliskileri düzenlemek amaciyla olusturduklari kurumlardan ibaret olmamasi düsüncesi, içlerinde devletleri, uluslararasi kuruluslari ve sirketleri de içeren global bir yapiyi ortaya çikardi. Ayrica, devletlerarasi iliskilere müdâhale eden ve adina "global aktör" diyebilecegimiz güçler, ulusal ve uluslararasi arenada sosyal ve politik kararalar alabilen, aldigi kararlan uygulatabilen "güç iliskileri" sistemini daha da karmasik hale getirmistir. Özellikle, îkinci Dünya savasindan sonra sayilari ve etkinlikleri önemli ölçüde artan uluslararasi kuruluslarin varligi, siyasal ve politik etkinliklerin artik sadece, ulusdevletlerle sinirlandirilamayacagini, dolayisiyla bugün ulusal ve uluslararasi düzeyde politika belirlemede, küresel aktörleri de göz önünde bulundurmayi gerekli kilan, çok yönlü ve karsilikli (interaktif) iliskiler düzeni yasaniyor.
|