|
Freud tarafindan algilanan “tüm bir kisilik” üç ana istemden olusur.Bunlar irasi ile id ,ego ,süperego’dur.Zihinsel açidan saglikli bir inanda bu üç sitem ,birlesik ve harmoni içinde olusmus bir organizasyondur.Beraberce çalisarak bireyin çevresi ile etkili bir islevde bulunmasini saglarlar .Bunun tersi durumlarda ise bireyin dengesiz olmasi söz konusudur. ID Idin tek islevi ,organizma içinde dahili ve harici uyarilmalar tarafindan salinan uyari verici niteliklerin hemen desarj edilmesidir.Idin bu islevi Freud’un “haz prensibi” diye adlandirdigi , hayatin atasal veya ilkesel prensiplerini yerime getirmektir.Haz prensibinin amaci kisiden gerilimi atabilmek veya mümkün oldugu kadar düsük seviyelere çekmektir.Gerilim bir aci olarak hissedilirken giderilmesi bir haz veya tatmin olarak hissedilir.Öyleyse haz prensibinin amaci acidan kaçinip hazza ulasmaktir. Haz prensibi tüm canlilarda bulunan evrensel bir olgudur.En ilkel sekli ile id kendisine varan duygusal uyariyi, motor yollari vasitasi ile hemen desarj eden bir refleks aygitidir.Örnegin gözün retinasi üzerine çok parlak bir isik düsmesi halinde göz kapagi kapanir ve isigin retinaya varmasi engellenir.Bunun sonucunda sinir sisteminde bu isik tarafindan olusturulan gerilimler sakinlesir. Eger organizmada meydana gelen tüm gerilmeler reflekslerle giderilebilseydi psikolojik gelismelerin ilkel refleks aygitinin ötesine geçmesi mümkün olmayacakti.Refleks ile uygun bir sekilde desarj edilemeyecek pek çok gerilim vardir.Örnegin bebek aciktigi zaman bu açlik ile olusan sancilar normal olarak bir gida maddesi olusturamaz.Bunun yerine bir nevi rahatsizlik veya aglamaya sebep olur.Bu ancilar bebek beslenmedikçe artacak ve sonuçta bebegin ölümü ile de sonuçlanacaktir.Eger bebek açlik hissetmeden tüm ihtiyaçlari karsilansa idi hiçbir psikolojik gelisme olmayacakti.Ancak ebeveynleri bebegin yaninda olmasina ragmen bebegin her ihtiyaci önceden kestirilip karsilanmaz.Bebek ister istemez belli bir derecede engellenme ve rahatsizlik hissini deneyimleyecektir.Bu deneyimleri idin gelismesine uyarici bir etkide bulunacaktir. Id içinde böylesi bir engelleme hissi seklinde yer alan bu deneyim birincil süreç olarak adlandirilir.Birincil sürecin dogasini anlamak için , insanoglunun psikolojik potansiyellerinden bazilarini incelemek gerekecektir.Psikolojik aygit bir duyusal uç ve bir de motor uçtan olusmaktadir.Duyusal uç, uyarilari algilamada uzmanlasmis duyu organlarindan ,motor uç t a kimildama ve hareket organlari olan kaslardan olusur .Refleks hareketler için sadece duyulara ,kaslara ve bu mesajlarin duyusal uçtan motor uca sinirsel uyarilar olarak tasinmasinda yer alacak bir sinir sitemine ihtiyaç vardir. Duyusal siteme ve motor sinirine ilaveten bireyin algilama sitemine ve hafiza istemine ihtiyaci vardir.Algilama sitemi duyu organlarindan uyarilari alir ve duyu organlarina sunulan bu nesnenin zihni bir imgesini olusturur.Bu zihinsel imgeler hafiza isteminde hafiz izleri olarak saklanir.Hafiza izleri aktif hale getirildiklerinde , bireyin orijinal olarak hafiza imgelerini sakladigi nesne beyinde canlandirilir.örnegin geçmiste bebek her aciktiginda beslenmisti .Beslenme boyunca bebek görür ,tadar,koklar ve yemegi hisseder ve tüm bu algilar onun hafiza sistemine kaydedilir.Tekrarlama sayesinde yemek gerilim azaltma islemi ile bagdastirilir.Sonrasinda bebek hemen orada beslenmeze açlik gerilimi , iliskili oldugu yemegin bir hafiza imgesini yaratir.Böylece id içinde açlik gerilimini azaltmaya muktedir bir nesnenin imgesi mevcut olur.Yani kisaca , gerilimi azaltmaya yarayan bir nesnenin hafiza imgesini üretmeye yarayan ürece birincil sürç adi verilir. Birincil süreç Freud’un “algilamanin niteligi” adini verdigi olguyu meydan getirerek , gerilimi desarj etmeye çalisir.”Algilamanin Niteligi” ile Freud , hafiza imgesi ile algilamanin id tarafindan ayni sey oldugunun düsünüldügünü anlatmak istemektedir.Id için ,yemekle ilgili hafiza yemegin kendisinin edinilmesi ile aynidir. Birincil süreç olmasa idi , kisi ihtiyaçlarini sadece amaçsiz bir deneme yanilma metoduyla karsilamak zorunda kalacakti.Birincil ürecin gerilimi tek basin yeterince karsilayamayacagindan dolayi ikincil bir süreç gelistirilmistir.Fakat ikincil süreç ego ya aittir. Freud’ göre id pisik enerjinin birincil kaynagi ve içgüdülerin oturdugu yerdir.Id dis dünyadan çok beden ve bedensel süreç ile iliski içindedir.Ego ve süperegoyla karsilastirildiginda idin bir organizasyon içinde olmadigi görülür.Id dis dünya ile baglantisi olmadigi için degismez. Ancak ego tarafindan kontrol edilir. Id mantik ile yönetilmez , deger yargisi ,ahlak ve moralden yoksundur.Sadece haz kurallarina bagli olarak iç güdüsel olarak ihtiyaçlarin tatmin edilme prensibi ile çalisir.Id ya bir hareket ile içinde veya istek gerilimi bazinda desarj olur ya da egonun etkisine boyun eger ki bu iki durumda da enerji hemen desarj edilir.Freud çok sik araliklarla ve yogunlukla tekrar edilen deneyimlerin ,birbirini takip eden kusaklardaki bireylerin idlerinde daima kalitimlar biraktigina inanmistir. Id kisiligin üzerine kurulu oldugu bir temeldir.Id çocuksu karakterini tüm yasam boyunca muhafaza eder.Gerilimi hemen gidermek ister.Israrci,irrasyonel, asosyal,bencil ve haz düskünüdür.Kisiligin simarik çocugudur.O her seye gücü yetendir çünkü arzularini hayal, fantezi halüsinasyon ve rüyalarla giderebilen sihirli bir kudrete sahiptir. EGO Idin refleks ve de istekler ne aç bir insana yemek ne de cinsel açidan motive olmus bir insana es tatmin eder. Kisi çevre ile olan motivasyonunu saglamak için dis gerçekligi de hesaba katmalidir, ya kendini o maca adapte ederek ya da o amaç üstünde bir güç kullanarak ihtiyaci olan seyleri elde etmek durumundadir.Kisi ile çevre araindaki bu etkilesim egoyu dogurmustur. Uyumlu bir insanda ego kisiligin baskanidir ,idin ve süperegonun yönetmenidir,dis dünya ile olan pazarligi kisiligin tüm çikarlari ve fazla abartilmis ihtiyaçlari dogrultusunda sürdürür. Ego haz prensibi yerine gerçeklik prensibi ile yönetilir. Gerçeklik varolandir. Gerçeklik prensibinin amaci Ihtiyaca karsilik verecek olan nesnenin bulunmasi veya meydana getirilmesine kadar enerjinin desarjini ertelemektir.Gerçeklik prensibinin olusturulmasi haz prensibinin yasaklanmasi manasina gelmez .Burada söz konusu olan haz prensibinin gerçeklik adina bir süre askiya alinmasidir.Gerçeklik prensibi en onunda hazza dogru gidecektir. Gerçeklik prensibi ikincil süreç tarafindan sunulur.Ikincil sürecin anlasilmasi için birincil ürecin bizi nereye götürdügüne bakmak gerekir.Birincil süreç bireyi ,ihtiyaçlarini karsilayabilecegi nesnenin var olma konumuna getirilmesidir.Iste bu asama , ikincil ürecin isletilmesi sayesinde olusur.Ikincil süreç gerçeklerin , düsünce ve idrak etme yoluyla gelistirilmis bir eylem plani dahilinde kesfedilmesi veya yaratilabilmesinden olusur.Ikincil süreç sirdan bireyin düsünme ve problem çözme diye adlandirdiklari seyden baska bir sey degildir. Kisi, isleyip islemeyecegini görmek üzere bir plani uygulamaya koydugu zaman o kisinin gerçeklik esti yaptigi kabul edilir.Eger test basarisiz olursa yeni bir plan yapilir ve uygulamaya konulur.BU dogru çözüm bulunana kadar devam eder ve desarj olununcaya kadar sürer. Ikincil süreç birincil sürecin yapmaya güç yetiremedigini yerine getirir, yani zihnin sübjektif dünyasini fiziksel gerçekligin nesnel dünyasindan ayirir.Ikincil süreç , bir nesnenin imgesini sanki nesnenin kendisiymis gibi gören birincil sürecin hatasini yapmaz. Gerçeklik sürecinin islemesi kisinin hayatinda dis dünyanin daha önemli bir rol almaya baslamasi algilama ,hafiza ,düsünme ve eylem gibi psisik süreçlerin özenle islenmesine ve büyümesine yardimci olur. Algilama sistemi , dis dünyanin daha büyük bir hassasiyetle ve detayla anlasilmasini saglayacak olan ,daha ince ve hassas ayrimci güçler gelistirir.Dünyayi taramayi ve çevreden yararli olabilecek ögeleri edinip karsilik yaratabileceklerini ayristirmayi ögrenir.:Bu bilgilere ilaveten düsünmek , hafiza sisteminde depolanmis olan bilgilerin kullanilmasini saglar.Hafiza ,hafiza imgeleri arasindaki iliskinin olusturulmasiyla ve bir notasyon sisteminin , lisanin gelistirilmesiyle daha etkili bir hale gelir.Kisinin bir seyin dogrulugu veya yanlisligi konusunda daha kesin kararlar vermesine olanak veren degerlendirme yetenegi gelisir. Diger degisiklikler ise motorik sistemdedir.Kisi kaslarini daha becerikli bir sekilde kullanmayi ve daha karmasik hareket sekillerini ögrenir.Tümde bu psisik islevlerin adaptasyonu sayesinde kisi daha akilli daha etkili bir sekilde davranir ve daha fazla tatmin ve haz edinme dogrultusunda çevreyi ve iç güdülerini iyice ögrenir. Gerçeklikten baska egonun ide benzeyen bir islevi daha vardir.Bu gündüz rüyalari ve fanteziler üreten bir islevdir.Ego her ne kadar genelde çevreyle birlikte hareket etmenin bir ürünü ise de , egonun gelisim çizgileri soyaçekim ve dogal büyüme süreci tarafindan belirlenir.Bu insana dogustan verilmistir. SÜPEREGO Kisiligin 3. ana ögesi süperego , kisiligin ahlaki veya yargilayici bölümüdür.Gerçeklik ve hazdan çok memnuniyet için çalisir.Kisinin moral kodudur.Ebeveynlerin neyin iyi neyin kötü olduguna karsi standartlarindan yola çikan ve bunlari özümseyen çocugun egosundan gelisir.Çocuk haza erismek ve acidan kaçinmak için sadece gerçeklik prensibine uymasi gerektigini degil ,ayni zamanda ebeveynleri ahlaki kurallarina göre davranmasi gerektigini ögrenir.Bu uzun süreç süperegonun olusmasina firsat verir. Süperego benlik ülküsü ve vicdan denen iki ara sistemden olusur.Benlik ülküsü çocugu ebeveynlerinin davranislarinin iyi oldugu düsüncesine denk düser.Ebeveynler bu erdem standartlarini çocuga ,çocugun onlarin çizgisi ile uyusan bir eylemi gerçeklestirmesi üzerine , onu mükafatlandirarak asilarlar.Örnegin çocuk derli toplu oldugu için her seferinde mükafatlandirilirsa derli toplu olma olgusu çocuk için bir ideal haline gelir.Eger çocuk kirli oldugu için her seferinde cezalandirilmis ise , o zaman çocuk kirli olmayi kötü bir sey olarak düsünür .benlik ülküsü ve vicdan ahlak parasinin iki ayri yüzüdür. Mükafat ve cezalar kaynaklari ne olursa olsun iç gerilimi arttiran veya azaltan olgulardir.Ebeveynler gibi süperego da kurallarini mükafat veya ceza yoluyla kabul ettirir.Bu mükafat ve cezalar kisiler eylemlerini kontrol ettikleri için ve ahlaki veya ahlaki olmayan eylemleri olusmasinda sorumlu olduklarindan dolayi ego ile müzakere edilir.Eger eylem egoya uygunsa mükafatlandirma ,degil ise ceza islemi uygulanir.Egonun ceza veya mükafatlandirilmasi için bu isi sadece eylemsel olarak yapmasi degil düsünmesi bile yeterlidir.Bu baglamda süperego sübjektif ve objektif arasinda bir ayrim yapmayan idi andirir.Bu çok erdemli bir hayat yasaya n insanlarin neden vicdan azabi çektigini izah eder. Yasanan bir çok talihsizlik az yada çok yanlis yapilan bir seylerin sonucunda kisinin kendi kendini cezalandirmasinin bir sonucudur.örnegin bir kizla cinsel iliskide bulunduktan kis bir süre sonra kaza yaparak arabasini bir enkaza çevirmesidir.Süperego tarafinda kullanilan mükafat ve cezalar, kendiyle gurur duyma ve bunu tersi olan suçluluk duygusu ve asagilik hissidir. Gurur kendini sevmeye es deger bir duygu suçluluk veya asagilik duygusu ise kendi kendinden nefret etmektir,bunlar ebeveynsel sevgi ve ebeveynsel reddetmenin içsel temsilcileridir. Çocugun süperegosunun ebeveynlerin süperegosu oldugu akildan çikarilmamalidir.Ebeveynlere ilaveten çocugu süperegosunun gelisiminde toplumun diger birimleri de rol oynar.Ögretmenler,bakanlar,polisler,aslinda çocuk üzerinde otorite saglayabilecek her kisi veya kurum bir ebeveyn görevi görürler.Çocugu diger otoritelere verdigi reaksiyonlar ebeveynlerinden aldigi deger yargilari çerçevesinde gerçeklesir. Süperegonun isleyis amaci kontrolsüz olarak ifade edildiklerinde toplumun huzurunu edebilecek iç güdülerin kontrol ve düzenlenmesidir.Süperegonun toplumsallasmanin bir ürünü ve kültürel degerlerin bir araci oldugu düsünülebilir.id ego ve süperego tek baslarin hiçbir sey belirtmezler.Ego idin içinden ,süperego da egonun içinden olusur.
|