|
Ülkemiz, kültürel, tarihsel, arkeolojik ve biyolojik zenginlikleri diger pek çoklariyla birlikte umariz, korunmasiz, arastirilmasiz, sessizce bekliyor... popüler ve medyatik olamayan sessiz zenginliklerimizdenbiride fosil yataklarimiz... Sadece bir - iki tanesi koruma (!) altina alinabilmis fosil yataklarmiz, doganin tahribatina ve kaçirilmaya açik. Özellikle de iri omurgalilara ait olanlari... Bu fosil yataklarindan biri de, Sivas-Haliminhani yöresinde 1998 yazinda staj grubu ögrencileriyle tesbit ettigimiz köklüce fosil yatagi...
Köklüce Fosil Yatagi – Sivas
Subtropikal iklim kosullarinin egemen oldugu bir orman içi göl ortamini isaret eden pliyosen yasli köklüce fosil yataginda; Hipparion Gracila, Sus Erymanthius, Mastodan sp., Cervus sp., Griffa sp., Ga-zella sp., Rhinoceras sp., ve bovidae fosilleri bol miktarda ve birlikte bulunmaktadir. Fosil yatagi atlarin, domuzlarin, fillerin, geyiklerin, gergedanlarin, zürafalarin, keçilerin ve ayilarin atalarinin birlikte yasadigi, çok zengin bir yasam yelpazesini isaret eder.
Girdaplar olusturarak taskin akan akarsular, ya da sellenmelerle beslenen bu göl alaninda, tasinan malzemenin biriktirilmesiyle; bir cinse ait tarak kemigi, diger bir cinse ait alt çene, digerine ait tibia ile birlikte bulunarak mükemmel bir fosil çorbasi olusturmaktadir.
Bölgenin korunmasina yönelik basvurular henüz sonuç verememistir... Köklüce fosil yataginin sessiz bekleyis devam ediyor. Tipki Çorum, Malatya ve Konya‘da bulunan digerleri gibi...
Durum
Ülkemiz fosil cennetidir, ama Ulusal Paleontoloji Enstitüsü yoktur. Az sayidaki arastiricinin bireysel gayreti, fosillerin tesbit ve tanimlanmasina yetmez... Ulusal Doga Tarihi Müzesi yoktur. Bu nedenle tasiyarak koruma mümkün olmaz... Dogada, oldugu yerde koruma Açik-hava Müzesi için ise yetki kimdedir sorusu yanitsiz kalir. Oysa açik hava müzelerinin, MTA Genel Müdürlügü ve üniversiteler isbirligiyle projelendirilerek olusturulmasinda teknik eleman ve altyapi imkanlari fazlasiyla mevcuttur...
Bu arada ati alan Üsküdar‘i geçer... Her yil onlarca yabanci arastirici, araziden alinacak materyalin türü, miktari, ebatlari, analiz, mikroskobik ya da makroskobik laboratuvar çalismalarinda kullanilacak olanlarin tesbitiyle, tasnifi ve yurtdisina sevklerinde uyulacak etik kriterlerin ayrintili olarak belirtilmedigi ortak projeler kapsaminda ülkemize gelir...
Bir yandan mükemmel Türk misafirperverligi sergilenirken, diger yandan da en güzel jeoloji örneklerine ulastirilirlar... böylece ileride yayinlanmasi muntemel bir makalede 3. ya da 4. isim olabilmek veya bir hafta yurtdisina gidebilmek adina, dogal degerlerimizin kaçirilmasina olanak yaratilmis olur. ve, teknoloji dogal degerleri satin alir... torbalarca örnek yurtdisina gider... 2863 sayili kanunun madde 23 ve 17/06/1987 tarihli ve 3386 sayili kanunla kanunla; degisik, korunmasi gereken, tasinir kültür ve tabiat varligi olan fosiller; tombaklar, kilimler, gümüsler ve digerleriyle birlikte bir çirpida sayiliverdiginden örneklerin yurdisina çikisinda da yasal bir zorlukla karsilasilmaz...
Oysa kit olsa da elindeki mevcudu koruma - degerlendirme gayretinde bulunan avrupali, kendi ülkesindeki arazi çalismalarinda, yabanci arastirmacinin el örnegi almasini kisitlar, bazen de yasaklar, koruma altina alinmis olanlara girmek ise, özel izni gerektirir.
Çözüm
Kültür bakanligiyla koordineli çalisacak bir Ulusal Doga Tarihi Müzesi ve bu müzede faaliyet gösterecek Ulusal Paleontoloji Enstitüsü, gerekli yasal düzenlemeler yapilarak bir an önce olusturulmalidir... Kendi ülkemizin fosil koleksiyonlarini, baska ülkelerin doga tarihi müzelerinde hayranlikla seyretmekten, ancak bu sekilde kurtulabiliriz... Prof. Dr. Nurdan INAN
|
megabilim de arayacagım.