|
|
Ana Sayfa Iktisat Thirlwall yasasi ve makroekonomi
|
Thirlwall yasasi ve makroekonomi |
|
|
|
Makroekonomik yönetimin temel amaçlarindan birisi büyümedir. Bu büyümeyi gerçeklestirmek için ekonomide uzun dönemli ve kisa dönemli büyüme modelleri ile arz yönlü ve talep yönlü büyüme modelleri gelistirilmistir. Globallesme ile bu büyüme modelleri de gelistirilerek makroekonominin konulari olan issizlik,durgunluk,enflasyon,ödemeler dengesi,milli gelir,kisi basina düsen milli gelir,kalkinma ve büyüme gibi konulara çözüm bulunmaya çalisilmaktadir. Iktisadin çekirdegini Klasik Teori ve bunu elestiren Keynesyen Akim olusturur. Klasiklere göre ekonomi dogal olarak dengeye kendiliginden gelir. Bu dengeyi saglayan güç ise fiyat mekanizmasidir. Fiyat mekanizmasi düzgün isledigi müddetçe tam istihdam dengesi saglanir. Tüm üretim faktörleri üretime katilacagindan ekonomide issizlik olmaz ve milli gelir yükselir. Klasiklere göre ekonominin dengeye gelmesini saglayan unsur rekabettir. Eger ekonomide rekabet saglanirsa piyasalar kendiliginden isler. Bu nedenle “Birakin yapsinlar, birakin geçsinler” felsefesini benimsemislerdir. Devlet hiçbir sekilde piyasaya müdahale etmemelidir. Ancak saglik,egitim,ulasim gibi konulara egilmeli ve rekabeti saglayici düzenlemeler yapmalidir.
Reel ve parasal iliskilerde ise önce ekonomik olaylara reel açidan bakarlar daha sonra parayi analizlerine katarlar. Çünkü para bir mübadele aracidir. Ekonomik olaylar üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Klasik ekonomik düsünce zamanla genis tepkiler almis ve çürütülmeye çalisilmistir. Klasik ekolün revizyonu olarak ortaya çikan Neo-Klasikler de degerin marjinal fayda ile açiklamasini yapmislar ve analizlerini fayda,gelir ve verimlilik alanlarinda ekonomide karar birimlerinin davranislarini incelemislerdir. Neo-Klasik görüse göre klasiklerin belirttigi gibi ekonomik sorunlarin çözümü düzgün isleyen piyasa mekanizmasiydi. Tam istihdam saglandiginda ekonomide denge saglanacak ve makroekonominin konulari çözümlenmis olacakti. Bu nedenle Neo-Klasikler analizlerini mikroekonomik olarak üretici ve tüketici gibi karar organlarinin davranislarini incelemisler ve klasik düsünceyi muhafaza etmislerdir.
1929 da yasanan dünya ekonomik krizi ile Keynesyen Çagi baslamistir. Keynes ve Keynesin eserlerini yorumlayan Post Keynesyenler Klasiklere ve Neo-Klasiklere karsi çikmislardir. Klasiklere göre her arz kendi talebini yaratirdi. Fakat çikan krizle milyonlarca insanin issiz kalmasi dengeyi bozmustur. Keynesyen ve bunu savunan Post Keynesyenler ekonomide hem dengenin hemde eksik istihdamin ayni anda olabilecegini savunmuslardir. Keynesyen, analizlerine parayi sokar. Para arzindaki degismelerin istihdami ve milli gelir düzeyini etkileyecegini söyler. Ayrica devletin ekonomik hayata müdahale etmesi gerektigini ve piyasalari tek tek analiz yerine ulusal planda toplam gelir ve istihdam düzeyinin nasil olustugunu saptamaya çalismistir.
Post Keynesyenler Neo-Klasiklerin Rasyonel Bekleyisler Teorisini de çürütmüslerdir. Bu teoriye göre enflasyon dönemlerinde hükümetin aldigi kararlarin olumsuz etkilerini ortadan kaldirmak isteyen karar birimleri bunlar firmalar ve ev halkidir alinan kararlarin sonuçlarini önceden tahmin ederek karsi bir vaziyet alacaklar ve bu kararlari ortadan kaldiracaklardir. Yani ekonomideki karar birimleri piyasa hakkinda her seyi kolay ögrenip bu yönde hareket ederler. Geleneksel iktisatçilarda bu nedenle piyasada herhangi bir belirsizlik yoktur. Oysa Post Keynesyen Teoride beklentiler farkli olabilecegi gibi kararlarda farkli olabilir. Gelecek hakkinda yanlis veya dogru kararlar alinabilir. Gelecek hakkinda belirsizligi azaltmak için uzun vadeli sözlesmeler yapilmalidir. Bireysel davranistan daha çok sürü psikolojisi önemlidir. Post Keynesyenler talepteki degismeler gelir etkisine baglidir, zaman boyutu yaklasimi için ekonomik olaylar geçmisten gelecege dogru ele alinmalidir, bu nedenle dinamiktir demislerdir. Neo Klasikler ise bu açidan kismi yada genel denge analizleri gelistirmislerdir.
Ödemeler Bilançosu Kisitina Dayali Büyüme Modeli (The Balance Of Payments Constrained Growth-BPC) Thirlwall Modeli ve bunun sonucu olan Thirlwall Yasasi ise Keynesyen Teoriyi benimsemis ve talep yönlü bir politika izleyerek ihracat ve ithalatta güdümlü bir politika modeli yaratmistir.
Thirlwall Modelinde ülkeler arasi büyüme oranlarinin farkli olmasi talepteki büyümenin farkli olmasina baglidir. Açik bir ekonomide büyümeyi sinirlayan temel faktör ödemeler bilançosudur. Uzun dönemde büyüme orani ihracattaki artis ile ithalat talebinin gelir esnekligi ile belirlenir. Ekonomik kalkinma ve ödemeler bilançosu dengesi piyasa güçlerine birakilirsa gelismekte olan ülkeler daha çok yoksulluga mahkum edilmis olacaklar ve issizlik artacaktir. Bir ekonomide büyüme ancak ihracatin artmasiyla gerçeklesir. Ithalatin gelir esnekligi ne kadar düsükse ihracatin hacmi o derece artar. Bu büyüme uzun dönem olarak ele alinmalidir. Eger dis açiklar meydana gelirse bunlar sermaye girisiyle kapatilabilir. Kisa dönemde olusan açiklar sermaye girisiyle finanse edilebilir fakat uzun dönemde dis açiklarin kapatilmasi zordur. Bu nedenle dis borç olarak IMF gibi uluslararasi finans kurumlarinin baskisi altina girilir.
Ithalat ve ihracatin gelir esnekligiyle uluslararasi rekabet saglanir. Bu rekabette Klasiklerin savundugu reel döviz kuru degismeleri yani maliyet ve fiyatlarin rekabette etkisi yoktur. Neo Klasiklerin ücret kisici politikalari ve yasanan devalüasyonlar uluslararasi isbirligini sarsar. Bunun için Thirlwall genisleyici makropolitikalarin uygulanmasi gerektigini ödemeler bilançosu kisitinin genisletilerek ihraç mallarinin gelir esnekligi arttirilmalidir. Ihracat global ithalatla esitlenmelidir. Bu nedenle ülkeler arasi global isbirligi olmalidir. Thirlwall’in modeli bir çok ülke üzerinde uygulanmistir. ABD ekonomisi üzerinde yapilan çalismalarda özellikle ABD’nin 1986 sonrasi yasadigi dis açikli yillarda bu modeli destekleyici sonuçlar elde edilmistir. Buna göre büyüme orani ödemeler bilançosu kisitina dayanan uzun dönem denge büyüme orani arasindaki fark çok küçüktür. Bu açik,sermaye girisleriyle de kapatilinca aradaki sapma daha da azalmistir.
Yine ayni sekilde Italya,Almanya,Ingiltere,Fransa,Kanada ve aralarinda Türkiye’nin de bulundugu yapilan çalismalarda bu model desteklenmistir. Basarili bir ekonomi politikasi ancak ihracatin gelir esnekliginin artmasi ve ithalatin gelir esnekliginin azalmasina baglidir. Bu model Guatemala, Kosta Rika, Nikaragua,El Salvador ve Honduras için ve Latin Amerika özellikle Arjantin,Meksika,Brezilya ve Kolombia gibi ülkelerde yapilan çalismalarda bu model üzerinde söz konusu ülkelerin uzun dönem denge büyüme oraninin azalis yönünde seyrettigi özellikle yasanan krizlerde bu modelden faydalanilmistir.
sonuç olarak; Makroekonominin en önemli konulari arasinda yer alan kalkinma ve büyüme günümüz dünyasinin temel sorunlarindan birisidir. Yasadigimiz issizlik,enflasyon,milli gelir ve kisi basina düsen milli gelir gibi sikintilarin ortadan kalkmasi için dünyada uygulanan ekonomi politikalarinin kaçi ya da kaç tanesi çözüm bulmus ve gerçekten basari saglamistir? Bunun cevabini vermek oldukça zordur. Çünkü üretilen politikalar gelisen dünya konjonktürüne ayak uyduramamaktadir. Bir yanda küresellesmenin etkisi ile kapital sahiplerinin yatirimlardan elde ettigi dehset gelirler ve bir yanda söz konusu sikintilarla bogusan ülkelerin hazin hali. Bizde bu sikintilari çeken ülkelerden birisiyiz. Uyguladigimiz ya da uygulattirildigimiz siyasi ve ekonomik politikalar nereye ve ne zamana kadar devam edecek ve gerçek basari saglanacaktir. Bu sikintilarin ortadan kalkmasi için mevcut üretim faktörlerinin bunlar emek,toprak,sermayenin mütesebbisler tarafindan atil hale getirilmesi gerekir. Dis ve iç dengenin saglanmasi için ihracat ve ithalatin kontrol altina alinmasi, üretimi,yatirimi destekleyici devlet eliyle uygulanan politikalar yaratilmasi gerekir. Bunlar içerisinde Ödemeler Bilançosu Kisitina Dayali Büyüme (The Balance Of Payments Constrained Growth-BPC) Thirlwall Modeli ve bunun sonucu olan Thirlwall yasasi büyümenin gerçeklestirilmesi için üretilen ekonomi politikalarindan birisidir.
Thirlwall’a göre global dünyada dis dengenin saglanmasinda en önemli faktör ithalat ve ihracattir. Ihracatin gelir esnekligi arttirilmali ve ithalatin gelir esnekligi düsürülmelidir. Eger ithalatin hacmi yüksek ise o ülke için dis açiklar kaçinilmaz hale gelir. Thirlwall modeline zemin olarak Post Keynesyen teoriyi oturtmustur. Post Keynesyen Teoride yer alan tam istihdam,parasal analiz, devletin ekonomik hayata müdahale etmesi ve ekonomik olaylara makroekonomik açidan yaklasilmasi gibi durumlar benimsenmis ve Klasikler ve Neo Klasikler elestirilmistir. Temel unsurun belirtilmesi ve karsilastirma tekniginin kullanilmasi makaleye açiklik getirmesi açisindan önemlidir. Ayrica makalede,BPC Modelinin ülkeler üzerinde yapilan çalismalarda kabul görmesi ve bunun ispatlanmasi makaleyi daha güvenilir hale getirmistir.
BPC Modeli,talep yönlü politikasiyla ülkelerin büyümesini dis ticaret dengesine baglamaktadir. Bir ülkenin sürdürülebilir büyümesinin uzun dönem denge büyüme oranindan sapma göstermemesi gerektigini vurgular. Bir ekonomide dis açiklar döviz kuru veya devalüasyonlarla halledilemez. Eger büyümek istiyorsak ithalati ve ihracati kontrol altina almaliyiz.
Bu modele katiliyorum çünkü ödemeler bilançosu açiklarinin kapatilmasi esnek döviz kuruna birakilmamalidir. Bunlar sermaye ile finanse edilmelidir. Gerçek kalkinmanin yatirimlardan, ihracat ve ithalat dengesinden saglandigina ve buna yönelik politikalarin üretilmesi gerektigini savunuyorum.
Yrd. Doç. Dr.Gülsüm (Özkan) AKALIN, Marmara Üniversitesi,I.I.B.F,Iktisat Bölümü
|
|
|