|
Ilk çaglardan itibaren insanlar çesitli mallari para yerine kullanmislardir. Is bölümünün gelismesiyle birlikte mallarin mallarla mübadele edilmesi giderek zorlasmistir.Takas edilecek mallarin degerinin birbirine denk olmamasi , mali arzedecek kimsenin her zaman bulunmamasi , mallarin bölünebilme özelliklerinin olmamasi çesitli zorluklar ortaya çikarmistir.Örnegin bir at ile yirmi ölçek bugday degistirmek isteyen bir kimsenin bir pazarda ayni malin karsiliginda on ölçek bugday veya bes ölçek süt önerisi ile karsilasmasi farkli degerlerin olusmasina neden olmustur. Zamanla bölgelerin özelliklerine göre bir mal üzerinde anlasilarak tk bir mübadele degeri olusturulmaya çalisilmistir.Deger ölçüsü, fonksiyonu gören bu mala hesap parasi denilmistir. Hesap parasinin temsil ettigi malin ödeme araci olarak kabul edilmesi parali ekonominin dogmasindaki en önemli etken olmuçtur.Öte yandan bazi mallarin tasinma ,bölünme ve biriktirme zorluklarinin bulunmasi madenlerin kullanilmasina yol açmistir. Özellikle altin bakirgümüs gibi metallerin küçük parçalara bölünebilmelerinin yanisira deger ölçüsü ve biriktirme fonksiyonlarini görmeleri yaygin bir mübadele araci olarak kullanilmalarini saglamistir. En eski para M.Ö.2900 yillarinda kullanildigi altin ve gümüs sikkeler oldugu zannedilmektedir.Anadolu'da ise altin ve gümüsün dogal alasimi olan elektrumdan basilan paralar mübadele araci olarak dolasima girmistir.Zamanla altin sikkeler dis ticarette ve büyük ödemelerde bakir bronz gibi madenler de ufaklik para olarak küçük ödemelerde kullanilmaya baslanmistir.Iç piyasada en çok kullanilan ödeme araci ise gümüs olmustur.18.yy'a kadar para sisteminin temelini teskil eden gümüs sikkelerin agirligi ve ayari devletçe tespit edilmekteydi. Para degerinin ölçüsü olarak gümüsün kullanildigi bu dönemlerde altin sikkeler sadece külçe degerleri üzerinden islem görmüstür.Gümüs ve altin arasindaki deger orani serbest dalgalanmaya birakilmistir.Devlet sadece kendisine ait veya imtiyaz verdigi darphabelerde basilan gümüs sikkelerin kabülünü zorunlu kilmakla birlikte özel kisilerede tugra resmi karsiliginda ellerindeki külçelerden sikke kestirmek hakki taninmistir. Altin üretiminin zamanla artmasi gümüsün degerinin istikrarsizlasmasi altin sikkelerin de degerinin düsmesine neden olmus;bir çok ülke gümüs ve metal sistemlerinden vazgeçerek çift metal sistemine veya altin tek metal sistemine geçmistir. Altin tek metal sisteminde para ölçüsü altin da Darphanelerde özel kisiler sadece altin sikke kesitini bilmis ,gümüs sikkeler ise devlet tarafindan ve devletin tayin ettigi degere göre tedavüle çikarilmasinda Altin sikkeler Birinci Dünya Savasi’na kadar tedavüld kalmistir. Çift metal sistemini (bimetalizm) kabul eden ülkelerde ise hem gümüs hem de altin devlet resmi parasi olarak kabul edilmistir.Özel kisiler de iki madenden de sikke kestirmek hakkina sahipti , ödeme güçleri iç piyasada ayni idi.Zamanla altin ve gümüs üretimi arasinda dengesizlik ortaya çikti. Iki maden arasindaki parite de bozulmustur.Özellikle gümüs üretimindeki artis gümüsün degerini para degerinin altina düsürmüstür.Bu durumda gümüsü ucuza alip darphanede sikke kestirerek ödemlerde kullanmak yaygin hale gelmis , gümüs sikkeler giderek ortadan kaybolmustur. 19.yy.’nin ikinci yarisindan itibaren çift metal sistemini ayakta tutabilmek için bazi önlemler alinmaya baslanmistir.Örnegin gümüs sikkelerin degeri düsürülmüs ve serbestçe bastirilmasi durdurulmustur. Ayrica küçük birimli gümüs sikkelere kabul haddi tayin edilmis , kisaca gümüsün para ölçüsü olarak gördügü fonksiyonlar sinirlandirilmistir.Sonuç olarak da ortaya topal mikyas adi verilen sistem ortaya çikmistir. Madeni para sistemleri yaygin bir sekilde uygulanirken 17.yy’dan itibaren temsili paralarin da tedavül etmeye basladigi göze çarpmaktadir.Aslinda madeni sikkelerin yerini tutmak üzere çikarilan temsili paralara eski çaglarda dahi rastlanmaktadir.Bununla beraber ,çagdas banknot sistemlerine öncü sayilabilecek ilk para Ingiltere’de 17.yy.’da degerli madenleri muhafaza eden sarraflarin tevdiat sahiplerine verdikleri makbuzlardir.Goldsmith’s notes adi verilen bu makbuz hamilleri ,üzerinde yazili degerde altin veya gümüs külçe almak hakkina sahiptirler.Zamanla bu makbuzlar para gibi tedavül etmeye baslamistir.Daha sonra sarraflar kendilerine tevdi edilen degerli madenlerin özellikle altinin hepsinin ayni anda çekilmedigini farketmislerdir.Bunun üzerin kendilerine ait olmayan bu astin stokunun bir kismini kasa karsiligi olarak tutmuslar ,geri kalanini ihtiyaç sahiplerine faiz karsiligi borç olarak vermislerdir.Daha ileri bir safhada ikrazda bulunduklari kimselere altin sikke yerine artik banknot adi verilen temsili paralari vermeye baslamislardir.Sarraflar bir ara açtiklari kredileri ödeme imkanlarinin üstüne çikarmislar ve mevduat sahiplerini zarara sokmaya baslamislardir.Bunun üzerine 17.yy’nin sonlarida faaliyetleri durdurulmus fakat bu sefer de ayni nitelikleri tasiyan bankalar kurulmustur.Altin sikke sistemine güvenin azalmai ve uluslar arasi ticarette araci kurumlara ihtiyaç duyulmasi banka sistemine uygun hale getitmistir.Fakat bankalarda banknot ihraci yetkilerini kötüye kullanmislardir.Nihayet 19.yy.’nin baslarindan itibaren banknot hacminin kontrolüne gidilmistir. Altin standardi veya çift maden sisteminde banknotlarin madeni karsiliginda emisyon kurumu kefil olmustur.Banknotlar emisyon kurumuna ibraz edildiginde karsiliklari olan degerli madenin ödenmesine konvertibilite denir.Uygulamada üç türlü konvertibilite esasi altin sikke sistemidir. Bu sistemde madeni paralar ve banknotlar hukuken esit ödeme kabiliyetine sahip olmuslardir. Altin külçe sisteminde ise altin sikkeler tedavülden kaldirilmis ve yurt içi ödemeler temsili paralarla yapilmistir. Konvertibilite esasi yalniz yüksek meblaglar için uygulanmistir. Altin külçe sistemi Birinci Dünya Savasi’ndan sonra bir ara bazi Avrupa ülkelerinde tatbik edilmistir. Tedavül hacmini karsilayabilecek kadar genis altin stokuna sahip olamayan ülkelerde ulusal para ile altin arasindaki bag altin standardina bagli dövizler yardimi ile kurulmustur. Altin kambiyo sistemi adi verilen bu sistemde emisyon kurunun çikardigi banknotlarin altin sikke ve altin külçe konvertibilitesi taninmamistir. Ancak yurt disina ödeme yapmak isteyenler altin standardina bagli yabanci paralari serbestçe elde edebilmislerdir. Adi geçen sistemi 19. yy sonlarinda Rusya uygulamis ve rubleyi altina baglarken Alman markini esas olarak almistir. Banknot ihracinin kontrolünde baslica iki görüs ileri sürülmüstür. Otomatik altin standardi teoreminin kurucusu olan Ingiliz Iktisatçisi D.Ricardo islemesi için tedavül prensibini savunmustur. Bu prensibe göre banknot miktari siki bir sekilde altin sikke miktarina baglaniyordu. Diger bir deyisle çikartilan her banknotun tam altin karsiligi bulunmasi gerekmekteydi. Para arzina elastiklik kazandirmak amacini güden diger prensip banka prensibi adini tasir. Emisyon sorununu para talebi açisindan ekle alan banka prensibine göre tedavüldeki siniri altin sikke miktarinin artik çok genislemis olan ticaret hacmine intibak etmesi güçtür; su halde para arzina elastiklik kazandirmak için bankalara ihraci konusunda serbestlik tanimaliydi. Her iki prensipten de asgari altin ankes sisteminde banknotun belirli oraninda minimum altin sikke karligi bulundurmak zorunluydu. 19. yy boyunca özellikle savas dönemlerinde halkin elindeki banknotlari altin sikkeye çevirme egilimi artmistir. Merkez bankalari altina çevirme taleplerini karsilayamaz hale gelmis ve banknotlarin altina çevrilebilme kabiliyetini geçici bir süre kaldirarak kagit para rejimine geçilmistir. Kagit para rejiminde devlet ve ya merkez bankasi tarafindan çikarilan paralarin altina çevrilebilme imkanlari yoktur. Bununla beraber kagit para sistemi devamli olamamis ve ekonomik durum düzeldikçe yeniden altin sikke sistemine dönülmüstür. Ayni tecrübeler Birinci Dünya Savasi sirasinda geçirilmis ve nihayet 1929 Büyük Dünya Buhranindan sonra devamli olarak kagit para rejimine geçilmistir. Kagit paranin altina çevrilebilme kabiliyeti yoktur. Bununla beraber bu gün kagit para yerine banknot denmektedir. Kagit paranin altina çevrilme özelliginin bulunmamasi para arzina genis bir elastiklik kazandirmistir. Bu elastikligi saesinde adi geçen sistem para arzini bir ekonomi politikasi aleti olarak kullanilmasini saglamistir. Kagit para rejiminin uygulanmasiyla altinin ödeme araci fonksiyonu tamamen ortadan kalkmis degildir. Özellikle uluslar arasi ödemelerde bu fonksiyon önemini muhafaza etmektedir. TÜRKLERDE PARA BASIMI Osmanlilarda Darphane Emini, kubbe vezirlerinden ve defterdarlardan tayin edilmekteydi. Para basmayla ilgili yayinlanan bir tamimde: “… sikke denilen sey, her devlet tebeasinin alisveriste birbiri aldatmamak ve gerek agirliginda ve gerek degerinde bir fesat olmamak için padisah adina damgalanmis altin ve gümüs parçalari demektir. Memlekette geçen sikkenin agirligi ve degeri bilinmek için sahip-i mülk olan padisahin sikkesi olmasi lazim gelir. “ denmektedir. Osmanlida para birimi AKÇE idi. Akçe gümüs paranin adidir. Ilk zamanlarda bunlarin ayar ve agirligi hiç degismezdi. Fatih Sultan Mehmet han zamaninda 6 kirat olan agirligi 5 kirata indirildi. Bundan sonra bazi sultanlarin devirlerinde degisik agirliklar uygulandi. 1898 senesinde bilesimi yalniz gümüs ve bakir karisimindan meydana gelen 148,000 lira tutarinda 10-5 paraliklar bastirildi. Halk bunlara METELIK diyordu. Sultan 6, Mehmet Han devrinde 40 ve 10 paraliklar; 1840 senesinde KAIME adi verilen 500 kurusluk kiymetinde kagit paralar bastirildi. 1851’de 10 ve 20 kurusluk kaimeler piyasaya çikartildi. Alinan bir kararla, 1863 eylül ayinda kaime basilmasina ve tedavülüne son verildi bu tarihten sonra tahsil ve tediye islemleri yalniz madeni paralarla yapilmaya baslandi. 1876 senesinde tekrar kaime bastirilmasi ve tedavüle sokulmasi kararlastirilmissa da 1879’da tekrar tedavülden kaldirilmasina karar verildi. Sultan 5, Mehmet Resad Han zamaninda 1 Nisan 1916 tarihli Tevhid-i Meskukad hakkinda Kanuni Muvakkat ile altin Osmanli devletinde kiymet ölçüsü olarak kabul edildi. Sultan Ikinci Abdülhamit Han devrinde yürürlüge konan Kavaim-i Naktiye nizamnamesi ile para isi belirli bir kanuna baglandi. Cumhuriyet devrinde 1924 tarihli 411 sayili kanun ile 100 paraliklar çikartildi. Bu günde kagit paralarin üzerindeki itibari degerler bir kiymetli maden karsiliginda tesbit edilemezler. Kullanilmakta olan kagit paralar altin paraya çevrilebilir olmaktan çikmistir. Birim paranin degeri itibari bir özellik almistir. Banknotlarin karsiligi bir nevi Türk lirasinin mal satin alabilecegi deger “satin alma gücü” olmustur. Kagit para çikartilmasi bir kanunla 1999 yili sonuna kadar T.C. Merkez Bankasina bir imtiyaz olarak verilmistir. Imtiyaz süresi bitimine 5 yil kalincaya kadar uzatilabilir. Paranin istikrari konusunda da merkez bankasi vazifelidir. 1983’ten sonra çikartilan kanun hükmündeki kararnamelerle Türk parasini koruma hakkindaki kanun hükümlerinde uluslar arasi liberal sistemin uygulanmasi yönünde, bazi düzenlemeler yapilmistir. IMF ile teknik düzeyde bazi görüsmeler yapilmis 22,03,1990 tarihinden itibaren Türkiye’nin 14. madde (IMF anlasmasi) statüsünden 8. madde statüsüne geçtigi ve bu maddenin yükümlülüklerini kabul etmekte oldugu IMF’e resmen bildirilmistir. Böylece Türkiye’nin kambiyo rejimi büyük bir serbestlige kavusturulmustur. PARANIN ÇESITLERI
Ilkel toplum biçimlerinden modern topluma geçisi süresi içinde para olarak kullanilan araçlarin niteligi degismistir. Tarihi gelisim süresince çesitli uygarliklarin uygulamaya koydugu para türleri asagidaki sekilde asamali olarak 7 grupta ele alinabilir. 1- MAL PARA: malin malla degis tokus edildigi ilkel toplumlarda degisim ölçüsü olarak tuz tütün deri kurutulmus balik ve hayvan basi gibi degeri olan mallar kullanilmistir. 2- MADEN PARA: “altin ve gümüs sikkeler”in para olarak kullanilmasidir. Bu iki degerli metalin diger mallara göre kit olmasi, çabuk bozulmamasi ve deger kaybetmeden küçük parçalara bölünebilmesi “mal para”dan “maden para”ya geçisi kolaylastirmistir. Altin ve gümüs para, bu asamada mal degerine esit bir nitelik göstermektedir. Osmanli imparatorlugunun ilk döneminde 1314 yilindan “akçe” adi verilen, 1,5 dirhem agirliginda gümüs para basildi. Ilk altin para ise, Fatih Sultan Mehmet zamaninda tedavüle çikarildi. 3- ALTIN ve GÜMÜSE BAGLI KAGIT PARA: halkin, maden para olarak kullanilan altin ve gümüsü yaninda tasima yerine güvenilir sarraf ve bankalara yatirilip, maden para karsiliginda aldiklari belgeyi (sertifikayi) kullanmasi ile ortaya çikmistir. Bati Avrupa ülkelerinde görülen uygulamada, altin ve gümüsü %100 temsil eden bu kagit paralar, farkli kuruluslarca düzenlenmis olmalarina karsin büyük çogunluk tarafindan kabul edilmis ve kullanilmistir. 4- BANKNOT: altin ve gümüse bagli kagit paralarla oldugu gibi %100 karsiligi bulunmayan resmi yada özel kuruluslarca piyasaya çikarilan kagit paralardir. Özellikle altina bagli para uygulanmasi sonunda, altin miktarinin ekonominin para ihtiyacina cevap verecek düzeyde artmamasi ve altin karsiliginda bankalarin dagittigi belgelerin halk tarafindan benimsenmis olmasi devlet ve bankalarin altin karsiligi olmadan kagit para (banknot) çikartmalarina yol açmistir. Böylece karsiligi altin olana belgeler yerine piyasada “banknotlar” yani banka senetleri dolasmaya baslamistir. Ingiltere’de dogup serbestçe gelisen bu uygulamada, sonralari devletin müdahalesine yol açmistir. 5- KAGIT PARA: günümüzde modern ekonomilerde egemen olan para çesididir. Her ülkede yetkili kilinan banka (merkez bankasi) tarafindan basilan ve karsiligi olmayan bu kagit paralarin,ülke içerisinde kabulü zorunludur. Esas para niteliginde olan bu kagit paralarin sinirsiz ödeme gücü vardir. Ülke disindaki degeri ise parayi çikaran ülkelerin dis ekonomik iliskilerindeki basarisina bagli olarak degismektedir. Her ülke siyasal bagimsizligini simgeleyen ulusal para birimini seçme ve basma yetkisine sahiptir. Tedavüle çikarilacak kagit para miktarini o ekonominin ihtiyacina göre ve yasalar çerçevesinde yetkili “kurul” ya da “kurulus” belirlemektedir. Örnegin Türkiye’de kagit para basma yetkisi 1211 sayili “T.C. Merkez Bankasi Kanunu” ile Merkez Bankasina verilmistir. 6- UFAKLIK veya BOZUK PARA: kagit para gibi yasal olmakla birlikte tam olarak kagit paranin yerini tutmayan yardimci paradir. Gümüs,bakir, nikel gibi madenlerden yapilan bu ufaklik paralarin maden degeri, üzerinde yazili degerlerin altindadir. Dogrudan Maliye Bakanligina bagli bir kurulus tarafindan basilir. Küçük ve kesirli alisverislerde kullanilan bu “ufaklik para”lar yasa tarafindan belirlenmis sinirlar içinde ödemelerde kullanilir. Alacaklilar, ödemeler sirasinda saptanmis sinir üstünde ufaklik para kabulüne zorlanamaz. Örnegin: Türkiye’de ufaklik paralarin üst siniri, üzerlerinde yazili degerlerin 50 katidir. 7- BANKA PARASI yada KAYDI PARA: bankalarda vadesiz mevduat seklinde hesaplari olanlarin, kagit para ile ufaklik para kullanmadan ödemeler bulunmalaridir. “banka parasinin” maddi varligi yoktur. Bu yüzden elden ele dolasmaz hesaptan hesaba nakil yoluyla ulasmis olur. Ödemeler ilgili hesaplara kayit düsülerek gerçeklestirildiginden, bu paraya “kaydi para” adi da verilir. Banka parasinin tedavülü, yani ödemeler çek araciligi ile olur. Özellikle gelismis ülkelerde halkin büyük çogunlu kagit para tasimak yerine alisverislerde çek kullanmayi tercih ederler. Bu konuda yasal bir zorunluluk olmadigi için çek yerine kagit para istemek mümkündür. PARANIN FONKSIYONLARI Para trampanin yol açtigi güçlükleri ortadan kaldirmak için çikartilmistir. Çünkü para mübadeleyi kolaylastirmakta ve hizlandirmaktadir. Bu nedenlerdir ki para,herkesin kabul ettigi bir mübadele aracidir. Para, faydali oldugu için ekonomik bir maldir. Ancak tüketim veya yatirim mali olmayip özel bir duruma sahiptir. Nihai bir tüketim mali gibi tüketilerek bir ihtiyaci gidermeye yaramaz;ancak tüm tüketim mallarinin satin alinmasina yarar. Paranin faydasi sahip oldugu fonksiyonlarindan dogmaktadir Para bir mübadele aracidir:Mallarin alinmasinda ve satilmasinda para bir araçtir ve mübadelede kolaylik saglar. Mübadele araci olmasi herkes tarafindan bilindigi ve kabul edildigi için trampada karsilasilan zorluklar ortadan kalkar. Böylece ihtiyaçlar hizla karsilanmis olur. Para ortak bir deger ölçüsüdür:Çesitli mal ve hizmetlerin degerini ,para yardimi ile ölçer ve anlariz. Bütün mal ve hizmetlerin ,bir birinin degeri para ile ölçülmekte ve buna fiyat denilmektedir. Para,fiyati ortaya çikarttigi için ticareti kolaylastirmakta ve hizlandirmaktadir. Paranin degerinin sürekli sekilde düstügü yüksek enflasyon yasayan ekonomilerde para,bu islerini tam olarak yerine getirememektedir. Para bir tasarruf aracidir:Gelirin kullanilmayan kismi olan tasarruf için para önemli bir vasitadir. Çünkü gelir elde edildigi dönemde harcanmayabilir. Iste ,tasarruf denilen bu olayin gerçeklesmesi para sayesinde olur. Tasarruflarimiz para seklinde korunur. Eger tasarruflar menkul yada gayrimenkul mallar satin alinarak muhafaza edilirse bu tür mallari gerektiginde hemen paraya çevirmek mümkün olmayabilir. Para her an kullanima hazir(likit) oldugu için tasarruf araci olarak genel kabul görmektedir. Para bir dönem aracidir:Paranin fonksiyonlarini yerine getirmesi ekonomik gelismelere paralel olarak daha da somutlasmistir. Önceleri tek asamali karsilikli trampaya;daha sonralari çok asamali trampaya basvurulmustur. Yani, esdegerli iki mal bulunana kadar,arada baska trampalar gerçeklestirilmistir. Mübadele vasitasi olarak para devreye girdikten sonra,bu kez para çesitleri söz konusu olmustur.
|