1. Optimal Para Alani Literatürü: Teori Mundell (1), McKinnon (2) ve Kenen (3) tarafindan gelistirilen optimal para alani teorisi, herhangi bir bölgede olusturulan parasal bir birligin fayda ve zararlarini analiz eden bir yaklasimdir. Temel noktasi, simetrik soklara maruz kalan ya da simetrik soklarin absorbe edilmesi için mekanizmalara sahip ülke ya da bölgelerin ortak para birimi uygulamalarinin “optimal” olmasidir. Dolayisiyla bu literatür, parasal birliklerdeki üretim soklari simetrisini tayin etmede ve isgücü mobilitesi ya da mali transferler gibi uyum mekanizmalarini degerlendirme konusunda önemli bir yere sahiptir.
Mundell “optimal” kelimesini, belirli bir bölgede içsel ve dissal ekonomik denge saglayan rejim anlaminda kullanmistir. Mundell’ e göre “bölge” kelimesi cografi anlamda bir bölge degildir. Daha çok ekonomik anlamda bölge; homojen ürünlerin üretildigi, teknoloji ve bilginin ayni düzeyde yer aldigi ve degisimlerin bölgeye dahil alanlari esit olarak etkiledigi bir yerdir. Tek bir para biriminin yer aldigi bir döviz bölgesi, bölgedeki para politikalarinin tek bir merkez bankasi tarafindan yönetildigi bir yerdir. Diger bir deyisle, üye ülkeler para politikasi uygulamaktan vazgeçerken, politika araci olarak sadece maliye politikasini kullanmaktadir (Mundell-Fleming modelinde sabit döviz kuru sistemlerinde para politikalari etkin degildir). Böylece, sabit sistem kullanildigi halde bölge, diger bölgelerle birlikte esnek döviz kurlarina sahiptir. Sonuç olarak, optimal para alani teorisi, tek bir para biriminin (sabit döviz kuru sistemi) yüksek faktör hareketliliginin oldugu bir bölgede daha uygun olacagini iddia etmektedir.
Teori temelde, bir grup ülkenin ulusal para birimlerinin degerini, belirlenen kurlar üzerinden birbirlerine sabitlenmesi ve üye ülkelerin para birimlerinin degerinin, birlik disi ülkelerin para birimleri karsisinda serbest dalgalanmaya birakilmasi esasina dayanmaktadir. Mundell, optimum para bölgesini “ortak paranin faydalarinin zararlarini astigi bölge” olarak tanimlamaktadir. Bu teoriye göre; tek parayi kullanan ülke sayisi artar ve tek para bölgesi genislerse, tek paranin saglayacagi yararlar azalir ve buna karsin olumsuz etkileri artar. Olumlu etkilerin olumsuz etkilerden farkini en yüksek kilacak (maksimize edecek) bölge büyüklügüne “optimal para bölgesi” adi verilir (4).
Optimal para bölgesi ile birlikte parasal birligin saglayacagi baslica faydalar; düsük enflasyon, kur dalgalanmalarindan dogan riskleri minimize etmek için katlanilan maliyetlerden tasarruf edilmesi, birden çok para biriminin kullanilmasinin neden oldugu islem masraflarinin ortadan kalkmasi, döviz piyasalarina yapilan müdahalelerde katlanilan maliyetlerin ortadan kalkmasi ve politik disiplini saglamada piyasa mekanizmalarinin artan gücüdür. Parasal birligin dezavantajlari ise; döviz kurunun birlige üye ülkeler açisindan bir politika araci olarak kullanilamamasi, üye ülkelerin kendi tercihlerine ve iktisadi kosullarina uygun bagimsiz istikrar ve büyüme politikalari uygulayamamalaridir.
Optimal para alani literatüründe bir optimal para alaninin kurulmasi için gerekli olan sartlar, Mundell, McKinnon, Kenen ve Salvatore (5) dogrultusunda asagida kisaca belirtilmistir:
Parasal alanda yer almasi düsünülen ülkelerin ekonomik yapilarinin birbirine yakin olmasi, Parasal birligi olusturacak ülkelerin maruz kalabilecekleri soklarin simetrik olmasi, Ortaya çikabilecek soklara karsi makroekonomik uyumun; isgücü hareketliligi, reel ücret esnekligi ve/veya mali federalizm araciligi ile saglanabilme derecesinin yüksek olmasi, Katilimci ülkelerin birbirleriyle olan ticaretlerinin önemli boyutlarda olmasi ve ülkelerin GSYIH’sinde dis ticaretin önemli bir pay teskil etmesi, Katilimci ülkelerin ortak para ve maliye politikalarinin uygulanmasi ve gerekli yapisal degisimleri gerçeklestirmede isbirligi içinde olmalari; ayrica uygulanacak para ve döviz kuru politikalarinin basarisi için üyeler arasinda fiyat ve ücret esnekligi yönünden önemli farklar olmamasi, Mali entegrasyon ve bölgeler arasi gelir transferleri.
Optimal para alani teorisinin ilgilendigi temel konulari ise su sekilde özetlemek mümkündür:
1) Optimal para alani olusturulmasi sonucunda elde edilen potansiyel kazançlar, disa açilma derecesi ile belirlenmektedir. Disa açik ekonomiler sabit döviz kurunu seçme egilimindedirler, çünkü bu tür ekonomilerde döviz kuru degisimlerini rekabet üzerindeki belirgin etkilerle iliskilendirmek zordur. Diger taraftan açik ekonomilerde, kapali ekonomilere göre genel fiyat endeksi daha fazla degisken iken, sik döviz kuru uyarlamalari paranin likidite özelligini azaltmaktadir.
2) Optimal para alani teorisi, soklarin ve is çevrimlerinin simetrik olmasini vurgulamaktadir. Asimetrik soklar ve is çevrimleri her ülkenin kendine özel bir politika uygulamasini gerekli kilar, halbuki tek bir para alaninda ülkeye özel bir para politikasi mümkün degildir.
3) Mundell, uluslararasi faktör mobilitesini (özellikle göç) alternatif bir uyum kanali olarak düsünmüstür. Buna göre yüksek isgücü mobilitesi asimetrik soklarin ters etkilerini kolaylastirmakta ve böylece döviz kuru mekanizmalari üzerindeki baskiyi azaltmaktadir.
4) Kenen, ürün farklilastirmasi üzerinde durmustur. Buna göre yüksek derecede ürün ihraç eden bir ülke, sektöre özel soklarda daha az zarar görebilir.
5) Yine Kenen, bir para bölgesinde asimetrik soklari etkisiz hale getirmek için kullanilan “mali transferler” üzerinde durmustur.
6) Son dönemlerde optimal para alani teorisine “politik bütünlesmenin derecesi” ve “enflasyon oranlari arasindaki benzerlik” konulari dahil edilmistir (6).
2. Avrupa Birligi ve Avrupa Ekonomik ve Parasal Birligi: Uygulama Tek bir para birimi düsüncesinin belirli bir bölgede bazi ülkeler tarafindan uygulanmasi konusunda en önemli örnek, Avrupa Birligi’nin parasal birlik boyutudur. Avrupa Birligi’nin (AB) Avrupa Ekonomik ve Parasal Birligi’ne (APB) “Euro”nun dahil edilmesi, konunun ampirik olarak test edilmesi ve uygulama ile ilgili sonuçlarin tartisilabilmesi olanagini büyük ölçüde arttirmistir. Bunun yaninda, Avrupa Birligi’nin 13 ülke ile genisleme plani gelistirmesi, uygulama açisindan konunun kapsam ve boyutunu da degistirerek gelistirmistir. Optimal para alani teorisi çerçevesinde, bu ülkelerin sonuç olarak AB-APB’ye katilarak ve ulusal paralarini ‘Euro’ya adapte ederek sürece katilmalari gerekecektir. Bununla birlikte bu süreç, APB ülkelerinin ve üye ülkelerin ekonomik performanslarinin farkli olmasi noktasinda önemli sorulari beraberinde getirmektedir. Örnegin Avrupa Birligi’nde tek para birimi düsüncesi; asimetrik soklar, ulusal kimligin kaybolmasi ve egemenlik, faiz oranlari ile döviz kurlari gibi para politikasi araçlarinin uyumu konularinda ciddi sorunlarla karsi karsiya kalabilir.
1990’li yillarda Tavlas (7, 8), Bayoumi (9) ve Ricci (10) tarafindan gelistirilen modeller, teorinin ampirik açidan sinanmasina olanak saglamistir. Son dönemlerde parasal birlikle ilgili gelisen ampirik literatür ise, optimal para teorisini de içine alarak önemli bir noktaya gelmistir. Asimetrik soklarin derecesi, isgücü hareketliliginin rolü, bölgesel sermaye hareketliliginin düzeyi ve mali araçlarin kullanimi (özellikle ABD bölgelerinde önemli bir yeri bulunan), incelemeye esas teskil eden temel konular olmustur. Bununla birlikte Eichengreen (11), DeGrauwe (12) ve Sachs ve Sala-i Martin (13) gibi pek çok yazar, AB’nin düsük emek hareketliligi ve ekonomide yasanan soklari geregince absorbe edemeyen maliye politikalari nedeniyle, bir “optimal alan” olmadigini belirtmisleridir.
Aslinda, herhangi bir bölgenin tek bir para birimine sahip olmasi konusunda hangi faktörlerin kullanilacagiyla ilgili birbiriyle dengeli, açikça ölçebilme olanagi saglayan formel bir yaklasim yoktur. Bayoumi ve Eichengreen (14), optimal para alani teorisini islevsel hale getirmek için nominal döviz kuru degiskenliginin belirleyicilerini analiz etmis ve üretimdeki asimetrik soklar, ticaret baglari ve para islemlerini kapsayan bir endeks gelistirmislerdir. Bunyaratevej (15), benzer bir modeli 11 Avrupa Parasal Birligi’ne dahil ülkeye karsilik, Türkiye’nin de dahil oldugu 13 ülke için uygulamistir. Sonuçta Bulgaristan, Malta ve Türkiye için düsük bir yakinsama tespit etmistir.
Eichengreen (11) ve Feldstein (17), Avrupa Para Birligi sisteminin ancak istikrar bozucu kriz ortamlarinda sinanabilecegini vurgulamislardir. 1979’da kurulan Avrupa Para Birligi, sistemin istikrarini bozucu önemli bir kriz yasamamistir. Ancak, bir ekonomide sabit kur sistemi, serbest uluslararasi sermaye hareketleri ve bagimsiz para politikasi uygulamasinin (impossible trilogy) bir arada olmasinin mümkün olmadigi, bilinen bir gerçektir. Nitekim, 1992 yilinda bazi AB ülkelerinde asimetrik bir talep sokunun yasanmasi, krizin tetigini çeken önemli bir gelisme olmus ve döviz kuru mekanizmasi bir kriz sürecine girmistir. Bunun sonucunda 16 Eylül 1992’de Ingiltere ve Italya döviz kuru mekanizmasini terk etmis; sterlin ve lira serbest dalgalanmaya birakilmis; bunu Ispanya, Portekiz ve Irlanda’nin döviz kurlarini yeniden ayarlamalari izlemistir.
3. Genel Degerlendirme ve Sonuç: Politika Euro’nun deneyimi, para alani bölgesinde gelistirilen sabit bir döviz kuru sisteminin yararini görmek isteyen diger ülkeler için önemli bir örnek teskil etmektedir. Avrupa Para Birligi’ne benzer bir sistemin kurulmasi, milli paralarin birbirleri karsisindaki dalgalanmalarini azaltarak ülkeler arasi yakinlasmayi saglayabilir. Bununla birlikte, optimal para alani teorisi ve son dönemlerde bu alanda yapilan uygulamali çalismalar, ekonomik kriterlerden daha önemli olan politik konulari tam anlamiyla dikkate almamaktadir. Bu; aday ülkelerin birlige girisinin, ekonomik olarak sisteme girmeye hazir olsalar bile politik anlamda ertelenebilmesi anlamina gelmektedir.
Bazi kaynaklar ABD ile Avrupa Birligi arasinda paralellik kurarak, özellikle emegin birlik içerisindeki hareketliligini dikkate almakta ve bir eyalet sisteminden bahsetmektedir. Ancak Amerikan eyaletleri arasinda politik faktörler bir yana; dil, din, kültür ve yasam biçimleri bakimindan önemli bir fark bulunmamaktadir. Diger taraftan ABD’de eyaletler, belirli üretim dallarinda belirgin bir biçimde uzmanlasmistir. Bu yapinin ne Avrupa Birligi’nde, ne de birlige aday ülkeler arasinda bulundugunu söylemek mümkün degildir.
Optimal para alani teorisi baglaminda, politika degerlendirmeleri yapildiginda önemli sorunlar ve konular ortaya çikmaktadir. Her seyden önce parasal birlik sürecinin baslamasiyla birlikte, iktisat politikasi konusunda bir otorite kaybinin olmasi kaçinilmazdir. Bu otorite kaybi; para politikasi ve kurlar üzerinde mevcut ulusal kontrol mekanizmalarinin ortadan kalkmasi ve mali piyasalarin uluslararasilastirilmasi ile beraber, ulusal para biriminin degerinin bir iktisat politikasi araci olarak etkin bir sekilde kullanilmasinin sinirlanmasi anlaminda ortaya çikmaktadir. Buna ek olarak, mali piyasa düzenlemelerinin gevsetildigi ve mali piyasalarda çesitli yeniliklerin yasandigi bir ortamda, mali piyasalardaki davranis kaliplari büyük ölçüde degisecektir. Bu asamada ilk olarak, literatürde “Lucas Kritigi” olarak bilinen ve para politikasi rejiminde bir degisikligin yasanmasi nedeniyle ampirik iliskilerde bazi degisiklikleri ve hatta istikrarsizliklari ima eden gelismeler yasanabilecektir. Ikinci olarak, merkez bankasi parasal bir büyüklük hedefi açikladiginda, o büyüklügün istikrari azalabilecektir. Üçüncü olarak, makroekonomik istikrari saglama baglaminda yürütülecek iktisat politikalarindan elde edilen bulgularin kesinligi sorunu ortaya çikabilecektir.
Böylece, parasal birlige üye ülkeler, Maastricht Anlasmasi’nda belirlenen kriterlerden daha siki bir maliye politikasi izlemedikleri takdirde, ekonomide ortaya çikabilecek devresel bir daralma döneminde yeterli bir manevra alanina sahip olmayacaklardir. Çünkü, para politikasinda merkezilesmeye giden söz konusu ülkeler, soklara uyum saglamada kullanmak üzere maliye politikalarindan da yoksun kalmis olacaklardir. Halbuki Avrupa Birligi, Maastricht Anlasmasi ile sadece fiyat istikrari amacina dönük bir parasal birlik tercih etmistir. Ayrica Avrupa Merkez Bankasi, fiyat istikrarina olan bagliligini göstermek üzere ilk yillarda konjonktüre uygun para politikalari uygulamada isteksiz davranmistir. Bu durum ve yapilan tercih, para politikalarinda merkezilesmeyi gerektirmektedir. Oysa maliye politikalari için ayni sey öngörülmemistir. Aksine “subsidiarite ilkesi” ile ulusal maliye politikalarina genis bir özerklik taninmistir. Bu özerklik, üye ülkelerin karsilasacagi asimetrik soklarin bertaraf edilmesi için gerekmektedir. Son dönemlerde Avrupa Para Birligi’nin uzun dönemde sürdürülebilir olmasi için “mali federalizm” yaklasimi gelistirilmistir. Bu, Avrupa Para Birligi’nde zaten büyük önem tasiyan mali transferlerin üye ülkeler arasinda bir sistem dahilinde kurulup isletilmesini savunan bir yaklasimdir.
Bu çerçevede maliye politikasinin önemi, özellikle katilimci ülkelerin her birini digerine göre farkli düzeylerde etkileyebilecek asimetrik soklar sirasinda ortaya çikmaktadir. Buna karsin maliye politikasinin parasal bir birlik sürecinde etkinligini azaltan unsurlar da bulunmaktadir. Örnegin; Avrupa’da ücretlerin yeterince esnek olmamasi nedeniyle soklarin etkisinin, telafi edici maliye politikasinin uygulamaya sokulmasina olanak taniyacak kadar bir süre devam etmesi gerekir. Bu arada ekonominin iç bünyesinde mevcut olan istikrar kuvvetlerinin, halihazirda telafi edici maliye politikasinin islevini kismen de olsa yerine getirmesi de söz konusudur. Diger taraftan, “Istikrar ve Büyüme Sözlesmesi” ile getirilen kisitlar dikkate alindiginda, ekonomide bir daralma yasandiginda belirlenmis olan açik miktarini asmamak için vergilerin artirilmasi gerekeceginden, istikrar kuvvetleri etkisiz hale gelebilecektir. Böylece, parasal birlige üye ülkeler arasinda reel yakinsama düzeyinin güçlü bir nitelik arz etmemesi durumunda ve olasi bir asimetrik sokun ortaya çikmasi halinde, hem uygulanacak maliye politikasinin hem de ülkelerdeki isgücü piyasasinin yüksek düzeyde esneklige sahip olmasina gereksinim duyulacaktir.
Sonuç olarak; parasal birlik ve optimal para alani teorisinin, uygulama sürecinde gerekli kosullarindan birisinin ve/veya birden fazlasinin gerçeklesmemesi, sistemin gelecegini tehdit etmekte ve sorgulanmasina yol açmaktadir. Bu durum, gerek parasal birlige üye olan ve gerekse parasal birlige üye olmayi hedefleyen ülkeler için önemli politika çikarsamalari yapilmasi konusunda önemli bilgiler sunmaktadir. Avrupa Birligi’nin “Euro” deneyimi, bu nedenle yakindan izlenmesi gereken ve ulusal politikalarin, hem ekonomik ve hem de politik yönden belirlenmesi ve degerlendirilmesinde üzerinde durulmasi gereken bir deneyimdir. Avrupa Birligi ile bütünlesme çabasinda olan ve nihai hedefi tam üyelik olan Türkiye’nin, Euro ile birlikte Avrupa’da olusacak daha istikrarli bir ekonomik yapi karsisinda yapisal sorunlarini çözme ve makroekonomik istikrari saglama konularinda daha yüksek bir baski hissetmesi kaçinilmazdir. Bu baski; bir yandan Maastricht kriterleri ile belirlenen ve makroekonomik anlamda yapisal sorunlarin çözülmesine olanak saglayacak politikalarin, diger yandan Kopenhag kriterleri ile belirlenen ve siyasi anlamda yeni düzenlemelerin yapilmasina zemin olusturacak çalismalarin yapilmasi seklinde ortaya çikmaktadir.
Hüseyin Mualla Yüceol Kaynakça: (1) Mundell, R.A. (1961), “A Theory of Optimum Currency Area”, American Economic Review, 51. (2) McKinnon, R.I. (1963), “Optimum Currency Areas”, American Economic Review, 53. (3) Kenen, P.B. (1969), “The Theory of Optimum Currency Areas: An Eclectic View”, in Mundell, R.A. and Swoboda, A.K. eds. Monetary Problems of the International Economy, Chicago University Press. (4) Savas, Vural F. (1999), Çagimizin Deneyi: Euro, Siyasal Kitabevi, Ankara. (5) Salvatore, D. (1990), International Economics, Prentice-Hall. (6) Dixit, Avinash (2000), “A Repeated Game Model of Monetary Union”, Economic Journal 110, October, 759-780. (7) Tavlas, G.S. (1993), “The “New” Theory of Optimal Currency Areas”, The World Economy, 16, 663-667. (8) Tavlas, G.S. (1994), The Theory of an Optimal Currency Areas, Open Economics Review, 5, 211-230. (9) Bayoumi, T. (1994), “A Formal Model of Optimal Currency Areas”, International Monetary Fund Staff Papers (December), 41, 537-54. (10) Ricci, L. (1997), “A Model of an Optimal Currency Area”, IMF Working Paper, wp/97/76 (June), Washington, D.C. (11) Eichengreen, B. (1991), “Is Europe an Optimum Currency Area ?”, NBER Working Papers No.3579. (12) De Grauwe, P. (1994), The Economics of Monetary Integration, 2nd ed. New York: Oxford University Press. (13) Sachs, J. and Sala-i Martin, X. (1991), “Fiscal Federalism and Optimum Currency Areas: Evidence for Europe from the U.S.”, NBER Working Paper no. 3855. (14) Bayoumi, T. and Eichengreen, B. (1997), “Ever Closer to Heaven ? An Optimum Currency-Area Index for European Countries”, University of Berkeley, Erisim Tarihi: 25.07.2003, http://iber.berkeley.edu/wps/cider/c96-78.pdf. (15) Bunyaratavej, K. (2000), “The Optimum Currency Area Index for the European Union Enlargement”, The George Washington University, Erisim Tarihi: 22.07.2003, http://www.sbpm.gwu.edu./eucenter/eurc/enlargement.pdf (16) Feldstein, M. (1991), “Does One Market Require One Money ?”, In Symposium On Policy Implications of Trade and Currency Zones, Kansas City: Federal Reserve Bank of Kansas, 77-84.
Diger Kaynaklar: Ata, Defne ve Silahsör, Serkan H. (1999), “Parasal Birlik, Avrupa Para Birligi ve Türkiye”, Hazine Müstesarligi, Ekonomik Arastirmalar Genel Müdürlügü, Ankara. Cohen, B. (1993), “Beyond EMU: The Problem of Sustainability”, Economic and Politics, 187-202. Dehousse, Franklin and Coussens, Wouter (2002), “The Enlargement of the European Union Opportunities and Threats”, Erisim Tarihi: 01.08.2003, http:/www.irri-kiib.be/papers/PresEnlargementEU.pdf. Fidrmuc, Jarko (2002), “The Endogeneity of the Optimum Currency Area Criteria, Intra-Industry Trade, and EMU Enlargement”, Oesterreichische Nationalbank, http://www.wiwi.ac.at./pdf/sie_fidrmuc_paper.pdf. Friedman, M. (1953), “The Case of Flexible Exchange Rates”, in Friedman, M. Ed. Essays in Positive Economics, Chicago: University of Chicago Press. Gross, D. and Thygesen, N. (1992), European Monetary Integration, St. Martin’ s Press, New York. Horvath, R. And Komarek, L (2003), “Optimum Currency Area Theory: An Approach For Thinking About Monetary Integration”, Warwick Economic Research Papers, The University of Warwick, http://www2.warwick.ac.uk/fac/soc/economics/research/papers/twerp647.pdf Hutchison, Michael M. and Bergman, Michael U. (1999), “Northern Light: Does Optimal Currency Area Criteria Explain Nordic Reluctance to Join EMU ?”, University of California, Erisim Tarihi: 22.07.2003, http://econ.ucsc.edu./faculty/hutch/northenlight.pdf Mongelli, F.P. (2002), “New Views on the Optimum Currency Area Theory: What is EMU Telling US ?”, European Central Bank, http://repec.org/res2002/Mongelli.pdf. Turagay, Tuna (1998), “Avrupa Ekonomik ve Parasal Birligi”, Erisim Tarihi: 10.06.2003, http://www.foreigntrade.gov.tr/ead/DTDergi/tem98/avrupa.htm. Yildiz, Mircan (1999), “Bütünlesme Biçimleri ve Avrupa Birligi, Erisim Tarihi: 18.05.2003, http:/wwww.foreigntrade.gov.tr/ead/DTDergi/ekim99/butun.htm
|