Yönetim faaliyetlerinin evrenselligine göre, hangi kosulda ve hangi ülkede faaliyet gösteriise göstersin, bir isletmenin amaçlarina ulasmasi, yönetim fonksiyonlarini yerine getirmesine baglidir. Ancak her kosulda ve her tür isletme için, genel geçer bir organizasyon yapisi (fonksiyonel yapi)nin olmadigi da bilinir. Ulusal düzeydeki faaliyetlere göre örgütlenmis bir organizasyon yapisi ile, çok uluslu faaliyetleri organize etmek mümkün degildir. Bu nedenle, çok uluslu isletme yöneticilerinin, çok uluslu kosullari karsilastirarak analiz etmesi ve bu kosullara en uygun organizasyon yapisini gelistirmesi zorunludur Bu zorunluluklari karsilayacak bir organizasyon modeli olusturmak için ise, açik ve anlasilir "çok uluslu isletme" tanimi yaparak baslamak gerekir.
Organizasyonlar, belirli bir biçimsel yapi içinde olusan, bireyler ve gruplar arasinda, birbirinden farkli iliski modellerinin yerlestigi, bir yapiyi temsil etmektedir. Organizasyonlarin tanimlanmasi ve siniflandirilmasi, bu iliskiler modeli üzeiinde yogiinlasmaktadir. Buna göre, çok uluslu bir organizasyon yapisi, merkez isletmeler ve yan kuruluslar arasinda iliskilerin oldugu bir yapi olarak düsünülebilir. Bugün çok uluslu isletmelerin, çesitli tanimlari yapilmaktadir. Söyle ki, üretim vasitalanni birden çok ülkede kontrol edebilen kuruluslara, çok uluslu isletmeler denilmektedir. Demek ki, sadece mal veya teknolojik lisansi ihraç ederek, uluslararasi ticarette yer alan firmalar, bu kategori içine girmektedir.Çok uluslu isletmeler, yapilari bakimindan, uluslararasi isletmelerden daha büyük ve kendine özgü özelliklere sahip isletmelerdir. Yabanci ülkelerdeki üretimi kâri veya personeli, toplam üretiminin, kârinin veya personelinin önemli bir miktarini (%35) olusturuyorsa, bu tür isletmeler çok uluslu isletme sayilir.
Çok Uluslu Isletmelerin Tarihsel Gelisimi Isletmeler önceleri, sadece yerel düzeydeki ticari faaliyetlerin bir unsuru durumunda idiler. Daha sonra, devletlerin uluslararasi politika ve ekonomik çikarlarini kommak amaciyla kiillanilan sömürgeci iliskilerin bir uzanhsi haline dönüstüler. Ülkeler arasinda sürdürülen ticaretin, sermaye birikimine dayali olarak sirketler eliyle gerçeklesmesi, kolonyalist dönemle baslamistir. Devletlerin sömürgeci politikalar izlemesi ve buna bagli olarak, "sanayi kapitalizmi"nin ihtiyaci olan hammadde kaynaklarinin bol ve ucuz bir sekilde saglanmasi geregi, degisik ülkelerde faaliyette bulunan sirketleri ortaya çikarmistir. Bunu takip eden dönemde, çok uluslu isletmeler ekonomik zorluklardan dogmustur. Özellikle ikinci dünya savasindan sonra, uluslararasi ticaretin degisen gerçekleri, ABD önderlerine, uluslararasi ticarette, serbest sisteme dönmenin gerekli oldugunu ögretti.
Ticari faaliyetlerin uluslararasilasmasinin uzun bir tarihi vardir. Ashnda, ticari faaliyetler, en eski uygarliklara kadar dayanmaktadir. Avrupa'da özel korporatif kurumlar tarafindan yürütülen sistematik sinir ötesi ticari faaliyetler, Ortaçagla birlikte baslamistir. Örnegin 14. yüzyil boyunca Tüccarlar Birligi, Alman tüccarlarin, Bati Avrupa ve Dogu Akdeniz ticaretinin yönetimini örgütlemis, bunlarin, tarimsal üretim, demir madeni çikarimi ve genel imalat gibi alanlara girmesini saglamistir. Ayni dönemlerde, maceraperest tüccarlar, Ingiliz mali yün ve kumaslann, açagi ülkeler (Belçika, Lüksemburg, Hollanda) ile, baska yerlere satisini organize etmekteydiler.
Ayrica, Rönesans döneminin basinda, Italyan ticaret ve banka merkezleri, ticari faaliyetlerin uluslar arasilasmasinda önemli rol oynadilar. On dördüncü yüzyilin sonlarinda, çok uluslu faaliyet gösteren 150 kadar îtalyan bankasi oldugu tahmin edilmektedir. Ingiliz Dogu Hindistan Sirketi, Kraliçe I. Elizabet zamaninda 1600 yilinda içletme imtiyazi almis ve yaklasik 200 yil dünyanin en büyük ve en güçlü çok uluslu isletmesi olarak faaliyet göstermistir. Bu konuda örneklerden bir digeri, Almanlarin "House Of Rothschild" isimli bankasidir.Bu banka ; Hollanda, Danimarka, Ispanya, Avusturya ve Isveç'te faaliyette bulunma imtiyazina uzun süre sahip olmustur.
Çok Uluslu Isletmelerin Faaliyet Yöntemleri Dev sirketlerin gelisiminde ikinci dönem, geçen yüzyildaki sanayi devrimi ile baslamistir. Sanayi devrimi, hizla sanayilesen ülkelerin hammadde ihtiyaçlarini süratle karsilanmasi sorununu dogurmustur. Böylece madencilik, çay, petrol, kahve ve kauçuk tariminda plantasyonlar yoluyla, üretimi gerçeklestiren çok uluslu sermayeden olusan sirketler dogmaya baslamistir. Bu sirketler, disarida üretimden çok, hammaddelerin bulundugu ülkelerdeki tabii kaynaklan, kendi ihtiyaçlari için bu bölgelerde elde ederek, Bati Avrupa'ya aktarilmasi yönünde faaliyet göstermistir. Dis ülkelerde sinai üretime dönük faaliyete geçilmesi için, 20. yüzyili beklemek gerekmistir.
Teknolojik alandaki gelismeler, özellikle bilgisayar teknolojisindeki gelismelerin ortaya çikip, telekomünikasyon çaginin baslamasi ve ABD sirketlerinin Avrupa'yi istila edip "çok uluslu" patlamayi gerçeklestirmesi, ancak Ikinci Dünya Savasindan sonra olmustur. 1950 yilinda, ABD sirketleri baslica kuzey yarim küre ve Ortadogu'da, içerigi büyük ölçüde petrol ve mineral olan 12 milyar dolarlik dis yatirimda bulundular.
Uluslararasi yatirimcilar, II. Dünya Savasi'ndan sonraki yillarda, yabanci ülkelerde, is üniteleri kurma yollarini ararken, o zamana kadar görülmedik bir biçimde "modern çok uluslu isletme" veya bugünkü tanimiyla "küresel isletme" kavrami sekillenmeye baslamiçtir.Küresellesen uluslararasi ekonomi düsüncesinin ikinci önemli sonucu, çok uluslu sirketlerin, ulus ötesi "küresel" sirketlere dönüsmesidir. Bugün küresel isletmeler, gerçekten küresellesmis bir ekonominin temel göstergesidir. Bu devletsiz sirkeiler, bugün Ku/.ey Amerika, Avrupa ve Japonya'da bagli ekonomilerin bas aktörleri duruinundadir.Baslangiçta uluslari arkalarina alarak faaliyetlerini yürüten bii firmalar, günümüzde uluslari önlerine katarak onlardan bagimsiz olarak faaliyellerini sürdürmektedirler.
|