Insancil Hukuk, savas kosullarinda sivil halkin zarar görmemesi ve onlarin acilarinin en aza indirilmesi için düzenlemeler getirmistir. Cenevre Sözlesmelerinin 4.'sü, sivil halkin haklarina özgülenmistir. Harb Zamaninda Sivillerin Korunmasina Dair 12 Agustos 1949 tarihli Sözlesme'ye göre, 3. maddede sayilan haklara sahiptirler. Yasaklar da aynidir. Sözlesmenin 14. maddesine göre, silahli çatismanin taraflari, kendi topraklarinda (kendi egemenlik alanlarinda) yarali ve hastalari, malülleri, yasli kimseleri, on bes yasindan asagi çocuklari, gebe kadinlari ve yedi yasindan küçük çocuklarin annelerini savasin etkisinden kurtaracak biçimde güvenlik ve saglik bölgeleri kurabileceklerdir. Silahli çatismanin bir tarafi, diger tarafa, yarali ve hastalar için ve çatismaya katilmayan ve askeri hiç bir faaliyette bulunmayan sivil sahislar için tarafsizlastirilmis bölgeler kurulmasini teklif edebilirler. 15. maddedeki bu düzenlemenin ardindan 16. madde ile, yarali, hasta, malül ve gebe kadinlarin özel bir korunmaya ve saygiya mazhar olacagi vurgulanmaktadir. 17. maddede, silahli çatismanin taraflari, muhasara edilmis ya da çevrilmis bir mintikadan, yaralilarin, hastalarin, malüllerin, ihtiyarlarin, çocuklarin ve logusa kadinlarin tahliyesi ve bu bölgelere her dinden ruhani temsilcilerin, saglik çalisanlarinin ve malzemesinin serbestçe girisi için mahalli anlasmalar yapmaya gayret edeceklerdir. 18. maddede, yaralilari, hastalari, malülleri ve logusa kadinlari tedavi için teskil edilen sivil hastaneler hiçbir zaman saldiriya ugramayacaktir. Bu hastaneler askeri amaçla kullanilamaz. 19. madde, "Hastanelere karsi gösterilmesi lazim gelen himaye, insani vazife haricinde ve düsmana zararli hareketlerde bulunmak için kullanildiklari takdirde, sakit olur (düser). 20. madde, sivil yarali ve hastalarin, malüllerin ve logusa kadinlarin arastirilmasina, kaldirilmasina, naklolunmasina ve tedavi edilmelerine memur edilenler de dahil olmak üzere hastanelerin islemesi veya idaresine memur olanlar da ayni korumadan yararlanacaklardir. 23. maddede, münhasiran sivil halkin ihtiyacina dönük her türlü ilaç ve sihhi malzeme sevkiyati ve dini araç gereç için taraflar izin vereceklerdir. Ayrica 15 yasin altindaki çocuklar ve gebe ve logusa kadinlar için zaruri olan yiyecek, giyecek ve kuvvet verici maddelerin serbest geçisine engel olunmayacaktir. 24. maddede, savas yüzünden öksüz kalan çocuklarin ve 15 yasindan küçük çocuklarin her sart altinda bakimlarinin, talim ve terbiyelerinin (egitim ve ögretimlerinin) ve kendi dinlerinde ibadette bulunmalarinin kolaylastirilmasi için gereken önlemleri, savasan taraflar alacaklardir. 25. maddede, savasan taraflarin egemenlik alaninda yasayan kisiler, aile efradina ailevi mahiyette haberler vermeye haklari vardir. Isgal edilen topraklarda yasayanlara veya savasan taraflarin egemenlik alaninda yasayanlara, sahislarina, namuslarina, aile haklarina, dini akidelerine ve ibadetlerine, itiyat, örf ve adetlerine saygi gösterilmesi bu kisilerin hakkidir. Bu hüküm 27. maddede yazilidir ve hüküm, kadinlarin namuslarina taarruzu, fuhusa zorlanmalarini ve her türlü müstehcen hareketlere maruz kalmalarini da yasaklamaktadir. 31. maddeye göre, sivil halka karsi savasan taraflar hiçbir sekilde iskence ve kötü muamelede bulunamazlar. Özellikle kendilerinden bilgi almak için maddi ve manevi cebir yapilamaz. 33. maddede kimseye islemedigi bir cürümden ceza verilemeyecegi ve kollektif cezalandirmanin yasak oldugu vurgulanmaktadir. Yagma yasaktir. Sivil halka karsi (sahislarina ve mallarina karsi) misilleme yasaktir. Madde 56 da, isgalci bir devletin, isgal ettigi topraklardaki tip müesseselerini, servis ve hastanelerini ve salgin hastaliklara karsi koruyucu ve önleyici tedbirleri almak zorundadir. Her siniftan tip personeline görevini yapma izni vermek zorundadir. Isgalci bir devlet sivil bir hastaneyi acil zaruret halinde ve hastanede yatan hastalarin ve sivil halkin ihtiyaçlari için tedbirleri almak ve geçici olmak üzere el koymak suretiyle kendi ihtiyaci için çalistirabilir. 57. maddede düzenlenen bu hüküm, sivil hastanelerin malzeme ve depolarina sivil halkin ihtiyaçlari için gerekli oldugu takdirde el konulamayacagina da amirdir. Cenevre Sözlesmelerine göre, Kizilhaç, Kizilaslan ve Günes, yardim kurulusu olarak resmen taninmaktadir. Yardimlar bu kuruluslar araciligi ile yapilacaktir. Diger insancil amaçli yardim kuruluslari da çesitli alanlarda yardim faaliyetlerinde bulunabileceklerdir. Madde 91'de enterne edilen kisilerin saglik ve tibbi tedavilerinde izlenecek yollar hüküm altina alinmistir.
Harb halindeki silahli kuvvetlerin hasta ve yaralilarinin vaziyetlerinin islahi için düzenlenen 1 nolu Cenevre Sözlesmesi'nde de saglik personelinin görev ve yetkileri ve hasta ve yaralilarin haklarina iliskin düzenlemeler bulunmaktadir. Sözlesmenin 12. maddesine göre yarali ve hastalar kapsamina 13. maddede geçen kisiler dahildir ve hasta ve yaralilara esit muamele yapilacaktir. 13. maddede, yararlanacaklar arasinda, anlasmazlik halindeki tarafin silahli kuvvetleri ve bu kuvvetlere bagli milis ve gönüllü birliklerinin mensuplari ve teskilatli mukavemet hareketleri (direnis hareketleri) mensuplari ve milis ve gönüllü birlik mensuplaridir. Bu noktada madde, direnis hareketleri ve bu hareketlere mensup milis ve gönüllü birlikler için ölçütler getirmektedir. Bu ölçütler tipki 3 nolu Sözlesmede oldugu gibi aynen sayilmaktadir. Bu Sözlesmede getirilen çok önemli bir düzenleme, sihhiye birliklerinin ve müesseselerinin 19. maddeye göre hasim tarafa düsmüs olsalar bile hasta ve yaralilarinin tedavisine devam edebilecekleridir. Buna getirilebilecek tek istisna hasim tarafindan hasta ve yaralilara kendisinin hizmet sunmasidir. Hem 19. maddede, hem 20 ve 21. maddede, saglik personelinin saygi ve hürmet görecegi hem de insani vazifeleri haricinde düsmana zarar verici faaliyette bulunmadiklari sürece hiç bir sekilde tecavüze maruz kalmayacaklari ifade edilmektedir.
Cenevre Sözlesmelerine ek 2 Nolu Protokol, uluslararasi nitelik tasimayan silahli çatismalarda çatisma kurbanlarinin korunmasiyla ilgilidir. Protokol 1977 yilinda Cenevre'de kabul edilmistir ve 28 maddedir. 2 numarali Protokol, Cenevre Sözlesmeleri'nin ortak üçüncü maddesini degistirmemekte ve fakat gelistirmektedir. Isyanlar, izole ve münferit siddet hareketlerinin cereyan ettigi kosullarda degil, bir ülkenin yasal güçleriyle onun topraginin bir kismini kontrol eden silahli politik güçler arasindaki silahli çatismalarda uygulanir. Kizilhaç, "Silahli Çatismalarda Uygulanabilir Temel Uluslararasi Insani Hukuk Kurallari"ni belirlemistir. Bu kurallar sunlardir 1. Savas disi kalmis kisilere ve düsmanlikta direkt taraf olmamis kisilerin yasamlarina, fiziksel ve moral bütünlüklerine saygi gösterilecek ve bu kisiler düsmanca bir ayrim yapilmaksizin korunacaklar ve insanca davranilacaktir. 2. Teslim olan veya savas disi kalmis bir düsmani öldürmek veya yaralamak yasaktir. 3. Yarali ve hastalar çatismada yetkisi dahilinde olduklari tarafça kurtarilip tedavi altina alinacak ve korunacaktir. Koruma tip personelini, tesisleri, ulasimi ve tibbi malzemeyi de içerir. Kizilhaç amblemi (Kizilay, Kizilaslan ve Günes) bu tip bir korumanin isaretidir ve saygi gösterilmelidir. 4. Karsit bir tarafin yetkisi dahilinde el altinda bulunan esir savasçilar ve sivillerin yasamlarina, onurlarina, kisisel hak ve kararlarina saygi gösterilecektir. Bunlar tüm siddet ve misilleme hareketlerine karsi korunacaklardir. 5. Herkese temel hukuki garantilerden yararlanma hakki taninacaktir. Hiçkimse islemedigi bir suçtan dolayi sorumlu tutulamaz. Hiçkimse fiziksel, psikolojik iskenceye, bedeni cezaya veya onur kirici veya küçük düsürücü davranisa tabi tutulamaz. 6. Çatisma taraflari ve silahli güçlerinin savas yöntemleri ve araçlari konusunda sinirsiz seçenege sahip degildirler. Sinirsiz, asiri aciya ve gereksiz kayiplara yolaçacak savas araç ve yöntemlerini kullanmak yasaktir. 7. Çatisma taraflari, sivil halki korumak amaciyla, her zaman sivil halk ve savasçilar arasinda ayrim gözetecektir. Ne sivil nüfus ne de sivil kisiler saldiri hedefi olmayacaktir. Saldirilar sadece ve sadece askeri hedeflere yöneltilecektir.
Görüldügü gibi Kizilhaç, Cenevre Sözlesmelerinin ortak 3. maddesi ile sivillerin korunmasina yönelik Cenevre Sözlesmesi'nin 4.'sünde yer alan kimi hükümleri sistemli hale getirmektedir. Simdi, 2 nolu Protokolün hükümlerini inceleyelim: Protokolün önsözünde, ortak 3. maddeye göndermede bulunulmakta, insan haklariyla ilgili kuruluslarin kisilere temel bir koruma sundugu hatirlatilmakta, uluslararasi olmayan silahli çatisma kurbani kisilerin daha iyi koruma ihtiyaci belirtilmekte ve su çok önemli yaklasimi getirmektedir. "Yürürlükte olan kanunlarca içerilmeyen durumlarda da kisinin insani ilkelerin ve kamu vicdaninin korumasi altinda oldugunu hatirlatarak..."
Kisiler gerçekten insani ilkelerin ve kamu vicdaninin korumasi altinda midir? Bu soruya, olumlu yanit vermek gerekiyor. Ancak bu olumlu yanit, iskencelerde, sürgünlerle sürdürülmekte olan yasantilarin (yasam hakki bir ilke, yasanti ise bir 'durum'dur. Zengin-fakir, hastalikli-saglikli sürdürülen yasantilar birer 'durum'dur. O nedenle, "onurlu bir yasam sürdü" sözü insanin fizik varligi ile yasamasi, varolmasi anlaminda degil, nasil yasadigi ile ilgili bir sözdür.) insan onuruna yarasir kosullarda geçmesi sonucunu, o anda bu yazinin yazildigi, dizildigi, basildigi ve okundugu anda, dogurmaz. Pratikte o durumdaki insanin sorununu çözmez. Ancak bunun bilincinde olmak, insana güç verir. Bilirsiniz ki, milyonlarca insan "insanlik onurunu" korumak için çalismaktadir. Ya da bilmemiz gerekir ki, yeryüzünde milyonlarca insan bu kosullar altindadir, hemen davranmamiz gerekir.
|