Ana Sayfa arrow Hukuk arrow Avrupa birligi temel kavramlari
Avrupa birligi temel kavramlari PDF Yazdır E-posta

Yakin bir geçmise dek dava basvurulari, öncelikle Avrupa Insan Haklari Komisyonu'na iletilmekteydi. Komisyon basvuruyu inceleyerek kabul edilip edilemeyecegine karar vermekte, basvurunun kabul edilmesi durumunda Komisyon tarafindan hazirlanan rapor üzerine Mahkemede dava açilmaktaydi. Ancak 1 Kasim 1998 tarihinde yürürlüge giren 11. Protokol, Avrupa Insan Haklari Komisyonu ile Mahkemesini birlestiren tek bir yapi olusturarak, bu sistemi önemli ölçüde degistirmistir.

Günümüzde Mahkeme dört ayri bölümden meydana gelmekte, her bölümün içerisinde ise üç yargiçtan olusan Komiteler ile yedi yargiçtan olusan Mahkemeler (Chambers) bulunmaktadir. Yeni sistemde basvurular bölümlerden birine iletilmekte, burada bir raportör tarafindan yapilan inceleme sonucu, bir Komite ya da dogrudan bir Mahkeme tarafindan ele alinip alinamayacaklarina karar verilmektedir. Komiteler, daha önce Avrupa Insan Haklari Komisyonu'nun üstlendigi basvurulari inceleme görevini gerçeklestirmektedir. Komitelere iletilen basvurular, incelenmelerini takiben gerekli görüldügü takdirde bir Mahkeme'ye iletilmektedir. Mahkeme'de görülen dava sonucunda oyçokluguyla karar alinmaktadir. Üye ülke, alinan itiraz etmek için on yedi yargiçtan olusan Yüksek Mahkeme'ye (Grand Chamber) üç ay içinde basvurma hakkina sahiptir. Yüksek Mahkemenin aldigi karar nihaidir.

Avrupa Insan Haklari Mahkemesi'nin kararlari üye ülkeler üzerinde baglayicidir. Dava sonucunda bir üye ülkenin insan haklarini ihlal ettigi karari alinirsa, bu ülkeye ihlale son vermesi ve zarari telafi edici önlemler almasi için uyarida bulunulur, gerektigi takdirde zararin tazminine yönelik para cezasi belirlenir.

AVRUPA INSAN HAKLARI SÖZLESMESI (AIHS)
4 Kasim 1950 tarihinde Roma'da imzalanan Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi, kisilere, haklarinin korunmasi amaciyla mahkemelere basvurma hakki tanimak suretiyle, ilk kez insan haklarinin uluslararasi düzeyde korunmasini öngören bir sistem olusturmustur. Sözlesme çerçevesinde Strasbourg'da asagida siralanan üç denetim organi kurulmustur :

Sahislar ve üye devletlerin basvurularini incelemekle görevli bir Komisyon,

Komisyon ya da Komisyonun hazirladigi bir rapor üzerine üye ülkelerin davalarini ilettikleri Avrupa Insan Haklari Mahkemesi (yasal çözüm durumunda),

AÎHS’nin koruyuculugunu üstlenen ve bir olayin siyasi çözümü durumunda basvurulan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi.
1 Kasim 1998 tarihinde yürürlüge giren 11. Protokol, Avrupa Insan Haklari Mahkemesi ile Avrupa Insan Haklari Komisyonu'nu birlestirmistir.

Avrupa Birligi'nin AIHS’NE taraf olmasi konusu çok sik gündeme gelmektedir. Ancak Adalet Divani, 28 Mart 1996 tarihli görüsüyle bu olasiligin mümkün olmadigina karar vermistir. Gerekçe olarak ise Avrupa Insan Haklari Mahkemesi ile Adalet Divani'nin yasal yetkileri arasinda uzlasmazliklar olabilecegi gösterilmistir.

INSAN HAKLARI KAVRAMI
      
Insan Haklari; Bütün insanlarin hiçbir ayrim gözetmeksizin yalnizca insan oluslarindan dolayi sahip olmalari gereken HAK ve ÖZGÜRLÜKLERI ifade eder. Kisiler kanun karsisinda cins, irk, din, dil, yas, tabiiyet, düsünce farki gözetmeksizin esit ve insan olmak sifatiyla vazgeçilmez ve devredilmez bir takim dogal haklara sahiptir. Bu hukuksal esitlige ve sahip olunan dogal haklara "INSAN HAKLARI" denilmektedir. Insan Haklari, insanin içinde bulundugu somut tehlikelerden kaynaklanan bir özgürlük arayisi ve onurlu bir sekilde özgür yasama Istemidir .Insanin özgürlügü ve ona ait haklarin varligi ancak bir devlet düzeni içerisinde söz konusu olabilir. Toplum yasaminda Insan davranislarini etkileyen ve belirleyen kurallar ve degerler yetersiz ise insan bu ortamda gelisimini tamamlayamaz. Bugünlere gelinceye kadar insanlik hak ve özgürlükleri konusunda çok zorlu ve sikintili dönemler geçirmistir.
      
Emniyet teskilati olarak halkimizin ve diger insanlarin hak ve özgürlüklerini korumak ve güvence altina almak en önemli görevimizdir.

AVRUPA INSAN HAKLARI SÖZLESMESI VE TÜRKIYE'YE ETKILERI
     
 Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi, insan haklarinin korunmasinin ulusal düzeyden uluslararasi düzeye geçmesini saglamis bireyi uluslararasi hukukta söz sahibi yapmistir. Sözlesme, Türkiye tarafindan onaylanma tarihi olan 18 Mayis 1954 tarihinden beri iç hukukumuzun bir parçasidir. Türkiye için insan haklarina saygi gösterme ,hem anayasanin bir emri hem de uluslar arasi bir yükümlülügün geregidir.      

Kisi veya kisiler haklarinin çignendigi gerekçesiyle bir devlet aleyhine Avrupa Insan Haklari Komisyonuna basvuruda bulunabilirler. Bireylerin komisyona basvuruda bulunabilmeleri için her seyden önce kendi ülkelerinde yasal basvuru yollarini ve haklarini kullanmis bu konuda gidilebilecek tüm hukuki yollari tüketmis olmalari gerekir.
Türkiye kendi vatandaslari için kisisel basvuru hakkini 28 Ocak 1987 yilinda tanimistir. Yani isteyen her vatandasimiz yukaridaki kosullara uygun olarak hakkinin ihlal edildigi iddiasiyla devletimiz aleyhine Avrupa Insan Haklari Komisyonuna basvurma hakkina sahiptir. Devletimiz, aleyhine neticelenen bir kisim davalarda milyarlarca lira tazminat ödenmek zorunda kalmistir. Devletimizin uluslararasi alanda zor durumda kalmamasi için;Emniyet Teskilati olarak görevimizin geregini en iyi sekilde ve yasalar çerçevesinde yerine getirmek ve Insan haklari ihlaline sebebiyet verecek olaylarin meydana gelmesini önleyici her türlü tedbiri almak zorundayiz.

IHM`NE YAPILAN BASVURULARA AIT SAYISAL VERILER
      
Avrupa Insan Haklari Mahkemesine Türkiye aleyhine bu güne kadar (4000) civarinda basvuru yapilmistir. Dosyasi açilan basvuru sayisi ise (2400) adettir. Bu basvurularin çogu kisisel basvurular olup (2250) adedi Güney Kibris Rum kesimi vatandaslarina aittir. Bireysel basvurular disinda ülkemiz aleyhine Danimarka`nin bir devlet basvurusu ile Güney Kibris Rum yönetiminin 4. defa yaptigi bir devlet basvurusu olmak üzere (2) adet devlet basvurusu mevcut bulunmaktadir. Söz konusu basvurular sonucunda AIHM tarafindan (49) karar verilmis olup bunlarin (4)'ü Türkiye lehine (45)'i ise Türkiye aleyhinedir. Ayrica toplam (7) basvuru dostane çözüm ile sonuçlanmistir. Türkiye lehine sonuçlanan (4) basvurunun konulari ; Yasam hakki mülkiyet ,din ve vicdan özgürlügü ile gözalti süresinin uzunlugu ve kötü muameledir. Türkiye aleyhine sonuçlanan (45) basvurunun ise (6)'si iskence ve kötü muamele (7)'si yasam hakki (6)'si adil yargilama (3)'ü ev ve köy yakma (2)'si gözalti süresinin uzunlugu (2)'si kamulastirma (2)'si parti kapatma (14)'ü ifade özgürlügü (2)'si DGM`lerin bagimsizligi ve tarafsizligi(1)'i mülkiyet hakki ile ilgilidir.  Türkiye AIHM tarafindan verilen ihlal kararlari geregince (3.594.913 Fransiz Frangi, 620.731 Ingiliz Sterlini, 886.972 ABD dolari olmak üzere ) 2.611.916.-ABD dolari tazminata mahkum edilmis olup ,bunun 2.101.881.-ABD dolari ödenmistir. Dostane çözüm ile sonuçlanan basvurularin (4) `ü iskence (2) `si yasam hakki ve (1) ev yakma ile ilgili olup ödenen tazminat tutari (728.570.-)ABD dolaridir.

INSAN HAKLARI SÖZLESMESI ILE KISILERE TANINAN GÜVENCELER

1 .YASAM HAKKININ KORUNMASI Her ferdin yasama hakki kanunun himayesi altindadir. Kanunun ölüm cezasi ile cezalandirdigi bir suçtan dolayi hakkinda mahkemece hükmedilen bu cezanin infazi disinda hiç kimse kasten öldürülemez.(Madde 2)

2 . ISKENCE YAPMA YASAGI : Hiç kimse iskenceye ,gayri mesru yahut haysiyet kirici ceza veya muameleye tabii tutulamaz .(Madde 3)

 3 . KÖLELIK VE ZORLA ÇALISTIRMA YASAGI: Hiç kimse köle ve kul halinde tutulamaz, zorla çalistirilamaz veya mecburi çalismaya tabii tutulamaz (Madde 4)

4 . HÜRRIYET VE GÜVENLIK HAKKI : Her ferdin hürriyete ve güvenlige hakki vardir mezkur haller ve kanuni usuller disinda hiç kimse hürriyetinden mahrum edilemez. Yakalanan veya tevkif olunan bir ferde ,yakalanmasini ve tevkifini gerektiren sebepler ve kendisine karsi yapilan bütün isnatlar en kisa zamanda ve anladigi bir dil ile bildirilir.(Madde 5) ANAYASAMIZIN ILGILI MADDELERI Madde -2 : Türkiye Cumhuriyeti ,toplumun huzuru ,Milli dayanisma ve adalet anlayisi içinde ,insan haklarina saygili Atatürk Milliyetçiligine bagli baslangiçta belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
Madde -5 : Devletin temel amaç ve görevleri,Türk milletinin bagimsizligini ve bütünlügünü,ülkenin bölünmezligini ,Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak kisilerin ve toplumun refah,huzur ve mutlulugunu saglamak; kisinin temel hak ve hürriyetlerini ,sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bagdasmayacak suretle sinirlayan siyasal,ekonomik ve sosyal engelleri kaldirmaya ,insanin maddi ve manevi varliginin gelismesi için gerekli sartlari hazirlamaya çalismaktir.
Madde -10 :Herkes dil ,irk , renk,cinsiyet,siyasi düsünce felsefi inanç ,din ,mezhep ve benzeri sebeplerle ayrim gözetmeksizin kanun önünde esittir. Hiçbir kisiye, aileye, zümreye veya sinifa imtiyaz taninamaz. Devlet organlari ve idari makamlari bütün islemlerinde kanun önünde esitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadirlar.
Madde-12- Herkes kisiligine bagli dokunulmaz devredilmez,vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kisinin topluma , ailesine ve diger kisilere karsi ödev ve sorumluluklarini da ihtiva eder. Madde-17- Herkes yasama ,maddi ve manevi varligini koruma ve gelistirme hakkina sahiptir.
Kimseye iskence ve eziyet yapilamaz. kimse insan haysiyeti ile bagdasmayan bir cezaya ve muameleye tabii tutulamaz.(Madde 17) Madde-20- Herkes özel hayatina ve aile hayatina saygi gösterilmesini isteme hakkina sahiptir. Özel hayatin ve aile hayatinin gizliligine dokunulamaz. Adli sorusturma ve kovusturmanin gerektirdigi istisnalar saklidir. Konut dokunulmazligi (Madde -21) Haberlesme hürriyeti (Madde -22) Yerlesme,seyahat hürriyeti (Madde -23) Din ve vicdan hürriyeti (Madde -24) Düsünce ve kanaat hürriyeti (Madde -25) Düsünceyi açiklama yayma hürriyeti (Madde -26) Anayasa ile taninmis hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes ,yetkili makama geciktirilmeden basvurma imkaninin saglanmasini isteme hakkina sahiptir .Kisinin resmi görevliler tarafindan vaki haksiz islemler sonucu ugradigi zararlarda kanuna göre devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakki saklidir. (T.C. Anayasasi: Md. -40)

AIHS'NIN NITELIGI ;
Avrupa’nin birlesmesi yolundaki düsünceler üzerine bir araya gelen devletler, daha yakin birlige kavusturacak örgüt kurma amaciyla Avrupa Konseyi Statüsünü 1949 yilinda imzalamislardir. Ayni yil içinde sözlesme hazirlanmasini kararlastirmislar ve Türkiye dahil on iki üye ülke, AÎHS'ni imzalamislardir.
Sözlesme 1953 yilinda yürürlüge girmis, TBMM'si 1954 yilinda 6366 sayili kanunla sözlesmeyi onaylamistir.
Sözlesmenin girisinde; Konseyin amacinin üyeler arasinda daha siki birlik kurmak oldugu, bu amaca ulasmak içinde Insan Haklari Evrensel Bildirisindeki haklarin her yerde etkin olarak uygulanmasi, insan hak ve özgürlüklerinin korunmasi ve gelistirilmesi bunun içinde haklarin güvenceye kavusturulmak istenildigi açiklanmistir" Sözlesmenin 1.maddesi, haklarin üye devletlerin sinirlari içindeki herkese taninacagina amirdir.

Sözlesmenin 52.maddesi, üye devletlere sözlesme hükümlerinin kendi iç hukuklarinda fiilen nasil uygulanmasini sagladiklari konusunda açiklama yapma yükümlülügü getirmistir.
Sözlesmenin 55.maddesi, sözlesmenin yorum ve uygulamalari hakkindaki uyusmazliklarda, üye devletlerin kendi aralarinda ikili anlasma yapabilmelerini sinirlamaktadir.

Bu sözlesme, Konsey üyesi ülkelerin imzalarina istege bagli olarak açik birakilmis, keza önceden haber vermek sartiyla sözlesmeye taraf olmaktan vazgeçme imkani da vermistir.(söz.58, 59)
Zaman içinde sözlesmede degisiklik yapan veya maddi kurallar, haklar taniyan, ek protokoller üye devletlerin imzasina açilmistir. Protokollerin maddi ve usul kurallarinin, sözlesmenin ayrilmaz parçasi oldugu, sözlesmenin bütün hükümlerine tabi oldugu belirtilmektedir, (l. ek protokol m.5 vd.)

Türkiye, yargi yetkisini taniyan beyaninda, bazi çekincelerini bildirmistir. Buna göre, sikiyönetim ve olaganüstü hallerde, askeri personelin hukuki statüsü ve disiplin sistemiyle ilgili konularda, demokratik toplum kavraminin T.C. Anayasasinda ki ilkelere uygun yorumlanmasi gibi çekinceler sunmustur. Bakanlar Kurulunun 1992 yilindaki karariyla, söz konusu çekincelerini kaldirdigini Konseye bildirmistir. (l )

Anayasa ve AIHS iliskisi ;
Anayasamiz açikça AÎHS' ne kanun gücü vermis olmakla beraber, anayasaya aykiriliginin ileri sürülememesi özelligi vererek, kanundan daha güçlü hale getirmek istemistir" Bu durumda anayasaya aykiri AÎHS' si hükümlerinin yürürlükte kalacagi kabul edilmistir. Sözlesme hükümleri anayasaya aykiri olsa dahi geçerli mevzuat olarak yürürlükte kalmasinin yaninda, Türk kanunlarinda degisiklik getirdiginde sonraki kanun olma özelligi nedeniylede, kanun hükmünü zimnen ilga etmis olacaktir. TBMM'si bir kanunu degistirme yetkisine sahip olmasina karsin, sözlesmeyi degistirme yetkisine sahip degildir. Yine Anayasa hükümlerini degistirebilen TBMM1si, sözlesmede degisiklik yapabilme yetkisine sahip degildir. Ayrica, Türkiye sözlesmeyi onaylayarak, Anayasada dahil iç hukukunun sözlesmeye uygun olmasi taahhüdünde bulunmustur. Anayasadan kaynaklanan bir hak ihlali halinde dahi, AÎHM' si sözlesmeye aykirilik tespiti yaparak Türkiye yi mahkum edebilmektedir. Türkiye Anayasasi da dahil bütün mevzuatinin sözlesmeye uygun olacagi . taahhüdünde bulunmus, ihlal halinde de yargilanmayi kabul etmistir. Dolayisiyla Anayasanin temel hak ve özgürlükleri ve protokoldeki maddi hükümler .. ve sözlesmenin hükümlerine uygun olmak zorundadir.

Buradan su sonuç açikça çikmaktadir ki, sözlesme hükümleri anayasanin hükümlerinden yukarida korunmaktadir. Bu nedenle AÎHS' sinin etkisi, degeri, sonucu itibariyle Anayasadan üstün norm niteligindedir. Yani normlar basamaginda en üst sirada AÎHS' i bulunmaktadir. Bu yorum Avrupa Konseyi statüsünün amaci ve sözlesme ile saglanmak istenilen "hukuk birligi' amacina da uygundur. 800 milyon Avrupa’nin insan haklari kapsamli ortak hukuku nitelemesi de böyle olmayi gerektirir. Ayrica devletlerin birbiri aleyhine sözlesme hükümlerini: ihlal halinde AÎHM' ne basvurmalari da bu yorumu dogrulamaktadir.

Anayasa Mahkememiz, hukuk devleti tanimini yaparken "anayasanin açik hükümlerinden önce hukukun bilinen ve tüm uygar ülkelerin benimseyip uydugu ilkelere uygun olmasi gerektigini belirtmistir.(4) Bu yorum sözlesmelerin anayasadan önceligi bulundugunu dolayisiyla anayasadan üstün norm kabulünü dogrulamaktadir. Türkiye de baslayan bu tartismada, degisik görüsler savunulmakta degisik ülkelerdeki gibi farkli egilimler zamanla degismektedir.Isviçre de, uluslararasi hukukun iç hukuka önceligi temel ilkesinden hareket edilmektedir. (6) Isviçre ceza yargilamasi,.açisindan sözlesmeler anayasaya esdeger görülmektedir.( 7)
Ispanyada AIHS’ nin anayasadan üstün oldugu agirlikli olarak kabul edilmistir,( 8) Ispanyada anayasanin da sözlesmeye uygun yorumlanmasi görüsü geçerlidir.( 9)

Avusturya Hükümeti bir dava nedeniyle Bakanlar Komitesine yaptigi açiklamada, AIH Sözlesmesinin maddi hükümlerinin Avusturya anayasa hukukunun bir parçasi oldugundan, ulusal mahkemelerce dogrudan uygulanacagini bildirmistir.(1O) Sözlesmeyi anayasasina esdeger gören Avusturya, yasalarinda sözlesmeye uygun olmasi gerektigi yolunda düzenleme yapmistir. (09)
Hollanda anayasasina göre sözlesmelerin anayasanin üzerinde oldugu yalnizca nitelikli çogunlukla kabul edilmesi, gerekmektedir. (09) Bir dava nedeniyle

Hollanda Hükümetinin Bakanlar Komitesine yaptigi açiklamada, Sözlesmenin iç hukukta dogrudan uygulanabilir oldugunu ve mahkemelerce de böyle uygulandigini bildirmistir. (10.) Sözlesmelerin anayasa karsisindaki yeri, tartismayla sonuçlanabilecek kapsam, ve nitelikte degildir. Bir anlamda bir tercih yapilarak konunun anayasa düzeyinde açik düzenlemeye kavusturulmasi ihtiyaci gözükmektedir.

Ancak, 41 üye ülkenin anayasalarinin da, sözlesmeye uygun olma yükümlülügü ve uyulmadigin dada mahkemece yargilanarak mahkum olabilmesi ayrica anayasada dahil sözlesmeye uygunluk denetimi sistemi sözlesmelerin anayasadan üstün olmasini zorunlu kilmaktadir kanisindayim. Nitekim Türkiye anayasasi da, sözlesmeden esinlenmekten öteye tipki alintilar yaparak sözlesmeyi anayasal hüküm haline getirmeye çalismistir. Diger üye ülkelerde de bu yöndeki gelismeler görülmekte ve hukuk birligi saglanarak Avrupa Konseyinin asil amacina yaklasilmaktadir. Sözlesme kisaca 41 üye ülkenin insan haklari anayasasi olarak görülmelidir„


AIHM
Üye devletin, hâkim statüsündeki bir üyesinden olusan AIHM 'si, sözlesmede kabul edilen yükümlülüklere uygunlugu denetlemek için kurulmustur. Komisyon ve Divan' dan olusan ikili yargilama yerine 11 nolu protokolle l kasim 1998 tarihinden itibaren AIHM' si ismiyle tanimlanmaktadir.(söz.m.19)

Mahkemenin görevi, sözlesmenin yorumu ve uygulanmasina dair tüm konulari kapsamakta, yargi yetkisinin olup olmadigi hakkindaki uyusmazliklarda da yetkili kilinmistir.(söz.m.32)

Mahkemenin kesinlesmis kararlarina, davada taraf olan üye devlet uyma taahhüdünde bulunmustur.(söz.m.46) Mahkemeye bireyler basvurdugu gibi, üye devletlerde birbirleri aleyhine basvurabilmektedir.(söz.m.33, 34) Mahkeme, kararinin uygulanmasini denetleyecek olan Bakanlar Komitesine kesinlesmis kararini göndererek görevini tamamlamaktadir.(m.46) Ayrica Mahkeme, Bakanlar Komitesinin talebi üzerine, sözlesmenin yorumlanmasiyla ilgili sorunlarda görüs bildirebilmektedir. (söz.47, 48, 49 m., ayrica içtüzük m.69-77)

KAYNAKÇA
1-Prof. Dr.M.S.Gem almaz-Kabul edilebilirlik kararlari Beta yy.s.149
2-C.S .Karahasanoglu-Gerekçeli Anayasa Temel yy. s.43,304,305
3-I.Soysal Siyasal Bagitlar - TTK yy. s.309 vd
4-Anayasa Mahkemesi -Sözlesmelere yer veren AMF. s.569,570
5-Prof. Roman Herzeg Anay.Mah. yy. cilt 3 s.20
6-prof Arthur Haeflige-Anay.Mah. yy. cilt 3 s.274
7-Sami Selçuk Yargitay Dergisi temmuz 1999 s.404
8-îspanya Any.M. üyesi Any.Mah.yy. "cilt 3 s.223
9-Sami Selçuk age. s.404.
10-Osman Dogru AÎHM Kararlar Rehberi Ist. Baro yy. 1999 s.17,45,66,249,255,384

Yorum (0)Add Comment

Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< Önceki   Sonraki >

Anket

Megabilim.com içerigini yeterli buluyor musunuz?