|
Artik fizik için veda sarkilari yazmanin zamani geldi. Silikonu bilgisayara çeviren, atomu paramparça eden fizik, yerini olaganüstü ve etkiliyici bir bilim dalina birakiyor: Biyoteknoloji.1897 yilinda elektronun icadinin hemen arkasindan teknoloji ve buna bagli tüm bilim dallarinda bizi bugüne getiren bilim dali fizik; emekli olmak üzere.
Ancak unutmamak gerekir ki fizigin destegiyle biyoteknoloji bugünkü tahtina oturdu. Insan irki artik hastaliklarin tedavisinde fizikten fazla destek almayacak. Biyoteknoloji ve genetik bilimi tipta ve tedavide söz sahibi oluyor. Insan irki 3 milyar çift kimyasal koda sahip 100 bin genin DNA'mizda gizli oldugunu buldu ve bunlari teker teker açiga çikartarak her bir çiftin bir hastaliga ya da genetik bozukluga çare olabilecegini kesfetti. Yüzyilin basindan bu yana hemen herseyin çaresini ilaçlarda veya ignelerde arayan tip ve buna bagli olarak fizik yavas yavas kabuk degistiriyor. 1918 yilindaki grip salgininin 20 milyon kisinin hayatina mal olmasinin ardindan antibiyotiklerin üzerine giden ve daha pek çok hastaligin çaresini ilaçlarda arayan bilim dallari bunda oldukça da basari sagladilar. Ancak isin rengi degisiyor. 20'inci yüzyilin ilaçlari pek çok hastaliga çare olsa da, saglikli insanlarin yasam sürelerini uzatabilmede pek yol katedemedi. Gelecek neslin ise genetik mühendisleri sayesinde böyle bir sansi olacak. Çocuklarimiz, (belki ürkütücü ama heyecan verici) kendi çocuklarinin cinsiyetlerini, davranislarini ve hatta zekalarini daha onlar dogmadan, cenine programlayabilecek. Kendilerini kopyalayabilecek veya çok begendikleri bir ünlünün tüm özelliklerini embiryolara nakledebilecekler. 5 milyon yillik insanlik tarihi içinde insanlarin maymundan ayrisarak bugüne evrimlesmesini saglayan DNA moleküllerindeki degisim, sadece yüzde 2 dolaylarinda. Ancak önümüzdeki yüzyilda yeni yasam biçimleri yaratmak tamamen elimizde olacak. Bu yasam biçimlerine kendi isteklerimiz dogrultusunda sekil verebilecek seviyeye gelmis bulunuyoruz. FRANKENSTEIN'IN AHLAK DERSI: Dr Frankenstein kendi canavarini yarattigi zaman bir vicdan ve ahlak problemiyle karsilasmisti. Soru suydu; "Sadece kendi nefsimi tatmin etmek için bütün bir insan irkinin lanetini üstüme almalimiydim?". 2000'li yillarda da bu soru pek çok kez sorulabilir. Ancak genetik bilim yedek organ yaratmak ve sifa dagitmak amaciyla yola çikiyor. Hastalikli her organin yenisiyle degistirilebilecegi, hiç bir yapay mekanizmanin veya suni organin vücuda monte edilmeyecegini göz önüne alirsak, Frankenstein'in ahlak ikilemi önemsiz kalabilir gibi görünüyor. Biyoteknik çag bize kendi öz güvenligimizi saglamamiz için de pek çok firsat veriyor. Genetik verilerimiz bizim istegimiz disinda kopyalanamayacak veya çogaltilamayacak. Yani DNA kodlarimizin her hakki bizde mahfuz. 20'inci yüzyilda bilgi islem teknolojisi ile biyoteknoloji bir arada oldukça da uyumlu çalisarak bir devrim yarattilar. Ancak bu paragrafa kadar anlattiklarimiz biraz bilim kurgu oldu, simdi biyoteknolojinin bugününe göz atalim biraz. DNA HARITASI YARISI Bundan on yil kadar önce ortaya atilan proje hala ayaklari üzerinde duramasa da emekleme dönemini asmis bulunuyor. Projenin özünde 10 milyar çift DNA kimyasal yapisinda barindirilan ve bizi biz yapan özelliklerin haritalanarak saptanmasi ve bir sonraki nesile aktarilmasi yatiyor. Bu biyokimyasal kopyalamanin amaci insan yasamini tehdit eden (yaslilik dahil) her seye çare bulabilmek. En önemlisi ise kansere bir dur diyebilmek. Naziler ve Ruslarin bu yaristan düsmeleri ile birlikte hersey düzelmedi, insanlik Tanri kavramiyla karsi karsiya kaldi. Ahlaki ve manevi degerler bu projenin her safhasinda bilim adamlarinin karsisina bir kaya gibi dikildi. Fanatik gruplar labovatuvarlari dagitti. Kilise bilim adamlarini aforoz etmekle tehdit etti. Ama proje hep ilerledi. Kendi kaynaklari ile bir fon yaratan Celera Genomics Corp isimli bir genetik arastirma sirketi, oldukça da zeki bir bilim adami olan Craig Venter baskanliginda geçtigimiz bahar aylarinda projenin 3 seneye kadar tamamlanacagini bildirdi. Bugüne kadar 100 bin gen'in 4 bin kadarinin haritasini çikartmayi basaran bilim adamlari insan DNA'sinda arizalara açik olan hücreleri hedef aldilar. Öncelikli olarak bin besyüz gen üzerine egilindi. Bunlarin salgiladiklari proteinler incelendi. Bu bin besyüz gen 46 kromozoma es deger olarak gösteriliyor. Her kromozomun salgiladigi protein degerleri tek tek irdelendi. Buradan hareketle pek çok sonuca varilabildi. Bu proje için 3 milyar dolarlik bir yatirim gerçeklestirildi. Önümüzdeki 10 yil içinde insan hayati içinde çok önemli olan genlerin hemen hepsi desifre edilmis olacak, yani tüm genlerin yüzde 10'u kadar bir deger arsivlenmis olacak. 1866 yilinda Avusturyali botanikçi Gregor Meldel o hepimizin bildigi bezelye taneleri deneyini yapti. Ancak deneyleri 30 yil kadar bir süre kimsenin ilgisini çekmedi. 1882 yilinda Alman embiryolog Walther Fleming kertenkele larvalarini mikroskobun altina yatirdi. Burada bir hücre bölünmesi olayini ilk kez izledi. Bu bölünmede arada iletisim saglayan iplikçiklerin kromozomlar oldugunu saptadi. 1883 Charles Darwin'in kuzeni Francis Gulton seçici çogalma hipotezini ortaya atti. Ve bunu savundu. 1910 Amerikali biyolog Thomas Hunt Morgan meyve sinekleri üzerine bir deney yapti. Cinsiyetin kromozomlarda belirlendigi gerçegine ulasti. 1926 Amereikali biyolog Herman Mueller X isinlarinin meyve sineklerinin kromozomlarinda mutasyon yarattigina sahit oldu. 1932 Atilimci bir yayin evi Aldous Huxley'in genetic mühendisligi ile ilgili çok teknik bir kitabini yayimladi. 1944 Bir bakteri üzerinde çalisan üç bilim adami Oswald Awery, Colin McLeod, Meclyn McCarty DNA'nin bir protein olmadigini, canlinin temel yapi tasi oldugunu kesfetti. 1950 Ingiliz bilim adami Douglas Bevis aminoasitlerin Rh faktörü üzerindeki belirleyici etkilerini kesfetti. Bevis'in uyguladigi bu teknik uzun süre dogum öncesi genetik bozukluklarin saptanabilmesi için kullanildi. 1953 Amerikali biyokimyager James Watson ve Ingiliz biyofizikçi Francis Crick DNA'nin çift sarmal yapida oldugunu ilan ettiler. DNA'nin ayni zamanda genetik kod tasiyan bir molekül yapisi oldugunu da belirttiler. 1964 Stanfordlu genetik bilimci Charles Yanofsky ve meslekdaslari, amino asitlerle proteinlerin DNA içerisinde nasil bir dengede durduklarini ilan ettiler. 1969 Harvardli bir grup tip ögrencisi DNA'da bulunan ilk geni kesfetti. Bu seker düzeyini belirleyen bir gen olarak genetik tarihine kaydedildi. 1970 Winconsin Üniversitesinden bir grup arastirmaci açik bir yaradan DNA örnegi almayi basardi. 1973 Amerikali biyokimyager Stanley Cohen ve Herbert Boyer bir karakurbagasindan aldiklari geni, bir bakteri DNA'sina asiladilar ve uyum sagladigini izlediler. Bu ilk genetik deney olarak tarihe geçti. 1976 Ilk genetik kurulus olan Genentech Kaliforniya'da kuruldu. 1978 Genetech'li bilimadamlari insandan ensülin genini kopyalamayi basardilar. 1980 Arastirmacilar bazi yararli bakterilerle genler arasindaki protein alisverisini saptadilar. 1980 Birkaç genetik mühendisi Martin Cline baskanliginda bir fareye baska bir fareden islevsel genler aktarmayi basardilar. Hayvan haklari savunuculari ayaklandi. 1982 ABD Saglik Bakanligi bir bakteriden üretilen ensülin ignelerine onay verdi. 1983 Arastirmacilar Huntington hastaliginin yok edilmesi için gerekli kodlari barindiran bir gen kesfetti. Hastaligin ilerleme safhasi engellenebiliyor ama fiziksel bozukluklar giderilemiyordu. Hastaligi tamamen ortadan kaldirmayi 10 yil sonra basarabildiler. 1983 Kaliforniya karayolunda arabayla giderken, genetik mühendisi Kary Mullis polimer zincirleme reaksiyonunun nasil olabilecegini kesfediverdi. 1984 Britain Üniversitesi'nden Alec Jefreys genetik parmakizi yöntemini kesfetti. Bu yöntemle parmakizleri yegane örneklemeler seklinde bireylerin DNA'lariyla saptanabildi. 1985 Genetik parmakizi ilk kez bir suç arastirmasinda kullanildi. 1986 ABD Saglik Bakanligi ilk genetik mühendisligi asisina insanlarda kullanilmasi için izin verdi, asi Hepatit B için üretilmisti. 1988 Harvard Üniversitesi'nde gögüs kanserini yenebilen bir fare yetistirildi. Bu çalisma o yil ödül aldi. 1989 2005 yilina kadar Human Genome adiyla anilacak olan DNA haritalama çalismalari için 3 milyar dolarlik fon ayrildi. Projenin son bulma tarihi olarak 2005 hedef gösterildi. 1990 Human Genome projesi resmi olarak baslatildi. 1990 Amerikali genetikçi W.French Anderson ilk olarak dört yasinda bir kiz çocugu üzerinde gen müdahalesinde bulunarak bagisiklik sistemini çökerten ADA isimli hastaligi düzeltmeyi basardi. 1990 Sonucu felaketle biten bir genetik deneyi anlatan Michael Crichton'un Jurrasic Park romani yok satti. 1991 Kanserli ailelerin kadinlarina ait kromozomlar incelenmeye baslandi. Mary-Claire King isimli bir genetik mühendisi 17 numara olarak adlandirdigi bir kromozomun kanseri gelecek nesillere tasidigini kesfetti. Ayni kromozom yumurtalik kanseri riskini de arttiyordu. 1992 ABD ordusu savaslardan taninmayacak durumda dönen askerlerin kimliklerini kesin belirleyebilmek için DNA örneklerinden faydalanma yoluna gitti. Bu yönteme "köpek etiketleme" adi verilmesi saskinlik yaratti. 1993 Escinseller ve heteroseksüel erkekler arasinda yapilan bir DNA taramasinda, escinselligin anneden gelen X kromozomu yoluyla geldigi belirlendi. Ayni yil genetik bir müdahaleyle anne rahminde hemofili (Çar hastaligi) oldugu saptanan bir bebege dogmadan müdahale edildi ve bebek saglikli olarak dogdu. 1993 Sadece 23 çift kromozomdan olusan basit bir insan genleri haritasi yapildi. 1995 Genetik olarak türetilmis yeni nesil bir domuz grubuna Baboon maymunlarindan kalp nakledildi. Baboonlarin kalpleride domuzlarinkiyle degistirildi. Amaç transgenetik plantasyonlarin mümkün olabilecegini ispatlamakti. Denek hayvanlari sadece 2 ya da 3 saat hayatta kalabildiler. 1995 Eski futbolcu O.J. Simpson DNA parmak izi arastirmalari sonucunda çifte cinayetle suçlandigi davadan aklandi. Ancak kamu vicdani bu delillere hiç inanmadi. 1997 Iskoçya'da Roslin Üniversitesi'nde Dolly adi verilen bir koyun dünyaya geldi. Özelligi tamamen genetik olarak annesinin bir kopyasi olmasiydi. 1998 Biyolog Craig Venter 2003 yilina kadar insanliga lazim olacak bütün genlerin haritasinin hazir olacagi müjdesini verdi. 1998 DNA analizi sonucu Monica Lewinsky'nin mechur mavi elbisesinin üzerindeki sperm lekelerinin Baskan Clinton'a ait oldugu saptandi. 1998 Japonya'da Kinki Üniversitesi'nde bilim adamlari tek bir inekten sekiz adet dana kopyalamayi basardilar. 2003 Human Genome Project adiyla bilinen proje bütün insan DNA'sinin haritasini çikarmak için hedefledigi tarih olarak bilim dünyasinin bellegine kazindi.
|