Ana Sayfa arrow Fizik arrow Termodinamik Evren
Termodinamik Evren PDF Yazdır E-posta
Evrendeki tüm varliklar belirli bir yasam sürerler ve bu yasamlari ise onlarin enerjisi ölçüsünde olmaktadir. Varliklar içlerinde bulunan bu enerji ile hayatlarini sürdürürler, enerjileri tükendiginde ise ölürler. Acaba yasam Ile ölüm arasinda akip giden enerjinin varliklar arasindaki hareketinin yönünü belirleyen kanunlar nelerdir? Termodinamik biliminin temellerini atan Fransiz fizikçi Sadi Cornat, enerji ve hareket ile birlikte isi dönüsümü olayini da ele alarak incelemelerine baslayinca, bu kanunlar da ortaya çikmaya basladi. Daha sonralari Robert Mayer, Hermann Von Helmholtz, W.Thomson, R.Clousius ve J.Joule'ün çalismalariyla fizigin üçüncü, belki de en saglam sütunu termodinamik dogmus oldu.

Termodinamik enerjinin korunumundan faydalanarak mekanik ve termal olaylari birbirine baglayan bir bilimdir.

Termodinamik, mekanik ve elektromanyetikten çok farklidir. Çünkü özel hiç bir durum öne sürmeksizin tüm modellerle uyum içindedir, incelik gerektirse de sonuçlari kesin ve saglamdir. Iste bu nedenledir ki, Planck ve Einstein termodinamigin üzerine fiziksel bir kuram insa edilebilecek biricik mutlak, saglam teme! oldugu hususunda hemfikirdiler.

Anlasilmasi güç engellerle karsilastiklarinda, olaya termodinamik açisindan yaklasarak çözüme ulasmaya çalisirlardi.

Simdi ise fizigin yikilmasi en zor görünen kalesinin mahiyetine yani termodinamigin kanunlarina deginelim.

A) Sifirinci Kanun

Sifirina kanun sicaklik ve termal dengeyle ilgili bir kanundur. Burada sunu belirtelim, isi ve sicaklik ayni seyler degildirler. Isi; sicaklik farkindan dolayi bir cisimden digerine akan enerji iken, sicaklik; bir cisimde bulunan enerjinin bir ölçüsüdür. Termal dengeyi ise. isi alisverisinde bulunabilecek bir durumda bulunan (Termal temas) iki veya daha fazla cismin sicaktan soguga dogru olan enerji akisinin kesilmesiyle kurulan bir denge hali olarak tarif edebiliriz.

Bu açiklamalara göre sifirina kanun, "Birbirleriyle termal temasta bulunan varliklarin olusturdugu bir sistem, yeterli zaman sonunda termal dengeye ulasir ve sistem içindeki bütün varliklar ayni sicakliga sahip olurlar" seklinde ifade edilebilir.

Termometreler bu kanuna göre çalismaktadir. Termometreler bulunduklari sistemin bir parçasi olduklarindan sistemle termal denge içindedir. Yani sistemin sicakligina sahiptir. Bundan sonra sisteme verilen veya çekilen isidan termometre direkt olarak etkilenir ve ortamin yeni sicakligini gösterir.

B) Birinci Kanun

Termodinamigin birinci kanunu enerjinin korunumu kanunudur. Bu kanuna göre enerji yoktan var, vardan da yok edilemez, ancak sekil degistirebilir. Bizde bundan faydalanarak (enerji dönüsümleri) isiniyor, hareket ediyor ve cisimleri hareket ettiriyoruz. Buhar makineleri, diger isi üretim makineleri ve yakitli motorlar hepsi bu kanunun öngördügü sekilde enerjinin ise dönüstürülmesinden faydalanarak çalismaktadir.

Bu kanun belki de fizik kanunlarinin en saglam olanidir. Ayrica bu kanuna göre. yasam kaynagimiz olan günes de mevcut enerjisini bir gün tüketecek ve insan yasami ile birlikte kendiliginden sönecektir. Bilim adamlarinin yaptiklari hesaplamalara göre günes yaklasik 4,6 milyar yil yasindadir, ancak 5 milyar yillik enerjisi kalmistir. Bes milyar yil çok uzun bir zamandir, ama hiç bir zaman sonsuz anlamina gelmez.

C) Ikinci Kanun

19. yüzyil, ataga kalkan bilim sayesinde sanayi devrimine sahne oldu. Bu devrimin hiç kuskusuz bas aktörü makinalardi. Makinalar da daha mükemmele ulasma istegi ile yapilan çalismalar sirasinda bilim adamlarinin Önünde bazi sorular belirdi. Hangi tür bir makina en çok verimle çalisir? Kayiplar sifirlanabilir mi? Kayiplarin kaynagi nedir? v.b. Bu sorularin cevaplan hiç de beklenildigi gibi olmadi. Çünkü yanitlar insanogluna hiç bitmezmis gibi görünen enerji rezervlerinin hesapsizca kullanilamayacagini gösterecektir.

Yapilan arastirmalar neticesinde yüzde yüzlük verimle çalisan makinalar düsüncesi tarih oldu. Çünkü ne türlü bir makina yapilirsa yapilsin makinaya verilen enerji ile makinadan baska bir sekle dönüstürülmüs olarak elde edilen enerji arasinda sifirlanamaz bir kayip mevcuttur. Ne yaparsak yapalim verilen enerjinin bir kismi makina içi sürtünmeler vasitasiyla isiya dönüsmektedir. Kaybolan isi ise hiç bir zaman enerji olarak tekrar elde edilemez. Bu olay enerji kaybi dolayisiyla birinci kanunun ihlali seklinde anlasilmasin. Kayiplardan kasit, vardan yok olma seklinde olmayip, enerjinin isi sekline dönüsüp kullanilabilir olmaktan çikmasi, sistemin (makina. ortam, araç vb.) yapisina katilmasidir.

Kisaca ikinci kanun; bir süreç içinde gerekli toplam enerji sabit kaldigi halde, sürtünme ve benzeri temaslar yüzünden kullanilabilir enerji azalmaktadir ve bunun sonucu olarak yüzde yüzlük verimle çalisan bir makina yapilamaz.

Termodinamigin ikinci kanunu, fizige geri döndürülemez (tersinmez) olaylar düsüncesini getirdi. Bu kanuna göre fiziksel hadiselerde geri döndürülemez belirli bir egilim vardir. Örnegin, bir bardak sicak çay etrafina isi vererek sogur ve hiç bir zaman çayimiz verdigi isiya kendiliginden toplayip eski haline gelmez. Yukaridan serbest birakilan bir top yerden sekip birakildigi yükseklige kadar çikmayi basaramaz. Bir pervaneyi ne kadar hizli çevirirsek çevirelim, çevirme islemini biraktiktan bir müddet sonra durur ve hiç bir zaman da sürtürmeye harcadigi enerjisini toparlayip tekrar dönmeye baslamaz. Bir odaya siktigimiz parfüm ilk Önce yakin çevresi tarafindan hissedilir, bir süre sonra karsi kösedeki arkadasimiz bile kokuyu alir, ama daha sonra koku gittikçe etkisini kaybeder ve parfüm zerrecikleri atmosferde dagilip gider. Hiç bir zaman odadan çikmam demez, geri dönüssüz evrensel egilimin etkisinde bir harekete mecbur kalir.

Bütün bu saydigimiz süreçlerin ortak yani; belirli bir dogrultuda, düzenden düzensizlige, bütünden yayilmaya, kullanilir olabilirlikten kullanilmamazliga dogru, yol almalaridir.

R.Clausius bu evrensel egilime entropi ismini verdi ve matematiksel bir ifadesini olusturmayi basardi. Entropi Yunanca kökenli bir kelime olup "Bir sistemin düzensizlik derecesinin ölçüsü" manasinda kullanilir.

Ikinci yasa kisaca entropi artisi olarak özetlenebilir. Bütün varliklarin, eninde sonunda entropisi artmaktadir. Kainattaki olaylarin tümü yukarida saydigimiz gibi geri dönüsümlü olmayan olaylardir. Bizi isitan ve aydinlatan günes bir bardak sicak çay gibi isisini tüketmektedir. Içinde bulundugumuz Samanyolu Galaksisi ve diger galaksiler bir odaya siktigimiz parfümün zerrecikleri gibi birbirlerinden hizla uzaklasmaktadirlar. Kisacasi evrenin entropisi sürekli olarak artmaktadir.

Sürekli enerji kaybindan dolayieninde sonunda evrenin entropisi maksimum degere ulasacaktir. Bu andan itibaren evrenin her yeri ayni sicaklik ve yogunlukta olacak. Bu maksimum düzensizlik halinde is yapacak kullanilabilir enerji olmadigindan bütün fiziksel, kimyasal ve biyolojik süreçler duracaktir.Bu umutsuz tabloya bilim adamlari "Isi ölümü" adini verirler.

Bu konu hakkinda Fizikçi Poul Davies "Tanri ve Yeni Fizik" adli kitabinda söyle diyor: "Eger evren sinirli bir düzen birikimine sahipse ve düzensizlige dogru tersinmez biçimde sonunda termodinamik dengeye degisiyorsa iki çok derin çikarimi hemen izlemeye baslar, îlki evren en sonunda agir agir yuvarlanarak kendi entropisi içinde ölecektir. Bu fizikçiler arasinda evrenin "isi ölümü" olarak bilinir. Ikincisi evren ebediyen varolmus olamaz, bu yüzden sinirli bir zaman önce dengesi son durumuna erismis olacakti. Özet olarak evren daima varolmadi."

Entropi, 19. yüzyilda büyük yankilar uyandirdi. Entropi, bir türlü Newton mekanigi ile açiklanamiyordu. Ludwig Boltzman olasilik kavramini gündeme getirdi. Olasiliklar yardimiyla kurulan istatistiksel mekanik. Newton mekanigini düstügü zor durumdan kurtardi.

D) Üçüncü Kanun

Üçüncü yasa fizik bilimindeki görülmeyen engellerden biriyle ilgilidir. Bu termodinamik engel, mutlak sifir sicakligidir. Bu kanun 1906 Wolther Nernst tarafindan ortaya atilmistir.

Mutlak sifir noktasi, bütün gazlar için basincin sifir oldugu andaki sicaklik degerine karsilik gelmektedir. Yani bütün gazlarin mutlak sifir sicakliginda basinçlari sifirdir. Mutlak sifir sicakligi -273, 15°C karsilik gelir. Fakat bu deger bu sicakliga inilerek elde edilmis bir Ölçüm olmayip bütün gazlarin sicaklik-basinç grafiginden elde edilmis bir degerdir. Zaten fiziki bir engel olma özelligi buradan kaynaklanmaktadir. Yapilan deneylerde bu sicakliga inilememistir.

Basincin sifirlanmasi ise ayri bir problemdir, önceleri fizikçiler cisimler sogudukça molekül ve atomlarin hareketlerinin yavasladigi ve mutlak sifir sicakliginda tamamen durdugu ve böylelikle etraflarina bir basinç uygulayamadiklari düsüncesindeydiler. Fakat daha sonra fizige giren Kuantum mekanigine göre atomlarin sifirlanamâz alt limit enerji degerleri olmak zorundadir. Kisaca deneylerle de dogrulanan Kuantum mekanigine göre, atomlar -273, 15 ° C 'de etrafiyla paylasamayacagi bir enerjiye sahiptirler,

Nernst bu sonuçlardan faydalanarak isi bir adim daha ileri götürdü. Ona göre mutlak sifir noktasi -273,15 ° C maksimum düzensizlikten çok düzensizligin yoklugu yani mükemmel bir düzen halidir.

Daha sonra yapilan çalismalar da mutlak sifira Inmenin eldeki bilgilerle imkansiz oldugu ortaya çikti. Çünkü sicakligi düsürmek için gerekli caba her seferinde zorlasmaktadir. Bu isik hizina erismek için gereken enerjinin sonsuza gitmesi gbi -273.15 ° C inmek için gereken çaba da sonsuza gitmektedir.
Yorum (0)Add Comment

Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< Önceki   Sonraki >

Anket

Megabilim.com içerigini yeterli buluyor musunuz?