|
Sanal gerçeklik bilgisayar ortaminda olusturulan bir gerçekliktir ve cyberspace olarak da bilinir. Yapay zekanin bu alaninda dogal gerçeklige uygun, insan/bilgisayar arabirimlerinin kullanildigi bir ortam olusturulur. Sanal gerçeklik, gözlük ve stereo kulakliktan olusan baslik seti, vücut hareketlerini algilayan özel bir giysi veya eldivenden olusan, çok algilayicili giris-çikis cihazlarina bagli olarak olusturulmaktadir. Böylelikle üç boyutlu sanal dünyayi görebilir ve dokunabilirsiniz. Sanal gerçeklik sizin bilgisayar benzetimli nesneler ve varliklar ile etkilesim içine girebilmenize olanak saglamaktadir.
Sanal gerçeklik uygulamalari genis bir alana yayilmistir. Bilgisayar destekli tasarimda (CAD), tibbi teshis ve tedavide, fiziksel ve biyoloji bilimlerindeki bilimsel deneyimlerde, pilot ve astronotlarin egitimi için uçus simülatörlerinde ve eglence olarak üç boyutlu video oyunlarinda kullanilmaktadir. CAD en genis sekliyle endüstriyel sanal gerçeklik uygulamalarinda kullanilmaktadir. Mimarlar ve tasarimcilar, ürünlerin ve yapilarin üç boyutlu modelleri üzerinde test ve tasarim islemleri yapmakta kullanirlar. Bu teknoloji ayrica ecza ve biyoteknoloji firmalari tarafindan yeni ilaçlarin compüterize edilmis davranislarini gelistirmek ve gözlemlemek için kullanilmaktadir. Ayrica doktorlar hasta vücudunun sanal bir modelinin olusturulup sorgulanmasinda faydalanmaktadir. Simdi sanal gerçeklik uygulamasi ile ilgili daha somut örnekler verilecektir. 1998 yilinda kullanima açilacak olan Paris yakinlarindaki stadyum, IBM Fransa tarafindan yapimindan önce sanal olarak insa edilmistir. Amaç tasarim asamasinda insan akinlarini ve onlarin davranislarini analiz etmektir. Ayrica saglik ve güvenlik kuruluslarini ihtiyaç duyulan yerlere yerlestirmek ve ziyaretçilere mümkün oldugunca konfor ve hareket serbestligi saglayabilmektir. Bunlarin yanisira müdahale olanaklarini ve etkilerini daha iyi tahmin etme imkani olmaktadir. Gelecekte bu simülasyonun, havaalanlari, resmi binalar ve alisveris merkezlerinin tasariminda kullanilacagi belirtilmektedir. Almanya Frauenhofer Enstitüsünde, yolcularin uçus korkusunu yenebilecekleri, yolculara yönelik ilk uçus simülatörü gerçeklestirilmistir. Bu proje, sanal gerçeklikle psikolojinin, fobilerin tedavisi için iliskilendirilmesi fikrinden dogmustur. Sanal ortama, yürüyen bir bant üzerindeymiscesine pencerelerin yanindan geçip hafif egimli olan kapiya vararak giriyorsunuz. Uçaga biniyor, dogru yeri buluyor ve oturuyorsunuz. Klima çalisiyor ve hoparlörlerden müzik sesi geliyor. Hafif bir sarsintiyla uçak kapidan ayriliyor ve piste dogru yol aliyor. Makinelerden ugultulu bir ses geliyor, ivme sizi koltuga bastiriyor ve Take-off. Yolcu, uçusu, sanal gerçeklik kaski ve kulaklik vasitasiyla yasiyor, gerçek uçus duygusunu ise podestin altindaki performansi yüksek elektromotorlar sagliyor. Uçus deneye katilan yolcularin sorgulanmasi ile birlikte yaklasik kirk dakika kadar sürüyor. Avrupa orjinli bir oto üreticisi firma, dagitim masraflarinin yüksek oldugunu düsünmekte ve bu nedenle Kuzey Amerika’daki dagitim sistemini yeniden ele alip olasi iyilestirme olanaklarini degerlendirmek istemekteydi. Söz konusu firma, ABD disindaki iki fabrikada ürettigi arabalari deniz ya da demiryoluyla ABD’de yer alan bes dagitim merkezine göndermekteydi. Araçlar dagitim merkezlerinden ABD’deki 52 degisik metropoliten pazara dagitilmaktaydi. Üretici firma, dagitim merkezlerinden satici acentalara kadar olan ulastirma maliyetlerinin, dagitim merkezlerinin acentalara daha yakin yerlerde kurulmasiyla düsürülebilecegini savunmaktaydi. Bu arada, müsterilerin ilk tercihlerini hemen karsilama oranlarini yükselterek müsteri tatmini arttirilmak istenmekteydi. Bu sorunlari çözebilecek, maliyet açisindan etkin ve kabul edilebilir bir dagitim sisteminin tasarlanmasi istenmekteydi. Öncelikle rastlansal parametrelerin uzun dönem beklenen degerleri esas alinarak deterministik bir matematiksel model olusturuldu. Bu model araciligiyla, hangi dagitim merkezlerinin açilacagi ve bunlarin hangi metropoliten alanlari besleyecegi, hangi fabrikalarin hangi dagitim merkezlerine dagitim yapacaklari ve her bölgeye yapilan yillik tasima miktarlari belirlendi. Elde edilen bu sonuçlara dayanarak bir simulasyon modeli olusturuldu ve burada dinamik bir ortamda matematiksel modelden elde edilen bulgular test edildi. Yapilan karsilastirmadan elde edilen bilgilere göre matematiksel modele esas teskil eden parametreler yeniden gözden geçirildi. Bu islem ardisik olarak tekrarlanirken her iki modelden elde edilen toplam dagitim masraflarinin birbirlerine yaklasmasi beklendi. Ardisik çözümlerin, son ele alinan dagitim sisteminde bir degisiklik önermemesi durumunda islemleri durdurma esas alinmisti. Çalisma dagitim merkezlerinin sayisinin 5’ten 17’ye çikarilmasi durumunda toplam dagitim maliyetlerinde yillik 20 milyon dolarlik bir tasarruf saglanmasinin olasi oldugunu göstermistir. Bu, yaklasik tüm dagitim masraflarinda %25 oraninda bir iyilestirmeye karsilik gelmektedir. San Francisco, San Diego, Dallas, Chicago ve Orlando maliyet açisindan en etkin olacak dagitim merkezleri olarak belirlenmistir. Ilginç bulgulardan biri de 18 potansiyel dagitim merkezinden Brunswick’te olaninin hiçbir senaryo altinda açilmasinin önerilmemesidir. Oysa mevcut açik 5 dagitim merkezinden biri burada yer almaktadir. Konu arastirildiginda, önerilen 17 dagitim merkezi arasinda Brunswick tarafindan hizmet verilen bölgelere daha yakin iki dagitim merkezinin daha bulundugu gözlenmistir. Ayrica firma yetkilileri ile konusuldugunda bölgenin seçilmesinde, gelistirilen modellerde yer almayan bir baska faktörün daha varligi ortaya çikarilmistir. Bu bölgede isçiler arasindaki sendikalasma orani oldukça düsüktür. Simülasyon çalismasinda elde edilen bir baska bulgu ise envanter kontrol politikalari ile ilgilidir. Müsteri tatmin oranlari, dagitim merkezlerindeki envanter kontrol politikalarina, dagitim merkezlerinin seçimi probleminden daha duyarlidir.
|