Ana Sayfa arrow Felsefe arrow Psikoloji Karsisinda Irkçilik
Psikoloji Karsisinda Irkçilik PDF Yazdır E-posta
Memleketimizde son senelerde, mahreci süpheli bir ihracat malinin, bulunmaz bir hint kumasi gibi, memleketimizin fikir ve kiymet âlemine sürülmesi yolunda gösterilen gayret­ler beni bu satirlari yazmaga sevk etti. Mahreci süpheli bu ihracat mali irkçiliktir. Biz bir millet olarak kendimizi kimseden asagi görmeyiz ve degiliz. Milletimizin kabiliyetine, hakikî me­deniyet ve kültür istidadina, "mükel­lef oldugu insaniyet vazifelerine" sarsilmaz ve bütün bir imanimiz var­dir.

Fakat bununla, ortada dolasan, haris ve sergüzestçi maksatlarla ile­ri sürülmüs olan yabanci mali irkçilik propagandasini katiyen birbirine karistirmamalidir. Kendimizi hiç kimseden asagi görmemek insan ol­mak haysiyeti ile en esasli haklarimizdan biridir. Fakat, zaman zaman muhtelif memleketlerde, hakikat te­melinden mahrum olarak ileri sürül­müs olan irkçilik propagandasi insa­nin insanlik duygusuna kiran yap­macik bir yaygaradan baska bir sey degildir.

Emperyalizmin büyük gelisme devresinde müstevliler kendilerinde üstün beserî kiymetler görürler, bu­na dayanarak baskalarini kendi refahlari ugrunda esir gibi kullanmayi en tabiî bir hak telâkki ederlerdi. Halbuki hakikî üstünlükleri teknikle­rinde idi. Teknik ise hiç bir insan zümresinin fitrî olan imtiyazli mali degildir. Nitekim, dün makine kullan­miyan bir çok insanlar bugün kullani­yorlar; dün uçmiyanlar bugün uçu­yorlar. Teknik, dünya medeniyetinin müsterek mahsulüdür ve gitgide dünyanin müsterek mali olmak yo­lundadir. Misalimizi en yakindan alalim. Yakin zamana kadar biz maki­ne kullanmazdik; o devirde makine kullanan Avrupa’ya hayrandik. Içi­mizde, bu hayranligin dogurdugu asagilik duygusuna müptelâ insanlar makineyi, teknigi, Avrupanin fitrî bir imtiyazi telâkki ederler, bizim bu­na hiç bir zaman erisemiyecegimizi sanirlardi. Halbuki bugün memleke­tin bir ucundan öteki ucuna, sima­linden cenubuna, en büyük teknisi­yeninden en küçük isçisine kadar hep Türk olan bir teskilâtin islettigi trenler içinde binlerce insan her gün seyahat etmektedir. Türkiyede agir sanayiin gelismesinin bel kemigini teskil edecek olan Karabükte demiri su gibi akitmak için gece gündüz yükselen alevler daha simdiden Türk mühendisinin, Türk ustasinin, Türk isçisinin emegi ile yükselmektedir. Çok süratli bir gelisme temposu için­de, Türkiyenin her tarafina yayilan teknik okullara köyden, kasabadan gelen çocuklarin gösterdikleri yüksek kâbiliyet, teknigin hiç bir insan zümresinin imtiyazli mali olmadigini gösteren en güzel misallerden biridir.

Ilmî cihetten su acikli halle karsilasiyoruz. Muhtelif milletlerin muhtelif cemiyet kurulusu, tarih ve kül­tür sartlari altinda, hiç süphesiz her birinin kendine mahsus hususiyetleri ve orijinal kültür tezahürleri vardir. Muhtelif milletler, tarihlerinin ve cografyalarinin durumuna göre, medeniyet ve kültür seviyesi ve basarisi bakimindan muhtelif inkisaf safhalarinda bulunuyorlar. Irkçilar bundan derhal büyük neticelere siçriyorlar. Zekâ, karakter, mizaç, kavrayis ve sanat kabiliyeti gibi psikolojik hu­suslarda bazi milletlerin degismez bir surette irkan üstün yaratilmis olduklarini büyük bir velvele ile or­taya sürüyorlar. Bunu, irk psikolo­jisi sahasinda Garp ilminin en son sözü olarak göstermege çalisiyorlar. Bu bir yalandir; ilim namina yapil­digi için hem de igrenç bir yalandir. Bu suretle her seyden evvel bitaraf, yahut daha dogrusu yalniz hakikat tarafinda olmasi lâzim gelen ilmi kendi sergüzest arzularina, hirslari­na âlet etmis oluyorlar.

Irk psikolojisi sahasinda yapil­mis olan birçok ilmî arastirmalarin neticeleri (1) üstün irklar, asagi irklar diye bir tasnife varmaktan çok uzaktir. Bugünün hakikaten ilmi olan irk psikolojisi henüz gelisme devresindedir. Eski zamanlardan bu­güne kadar, hodbin duygularla ileri sürülmüs olan irk, medhiyelerinin il­mi bir irk psikolojisi ile hiç bir ilisigi yoktur. Bunun fena ve geciktirici bir tesiri olmustur. Henüz ilk gelis­me devresinde bulunan hakikî irk psikolojisinin arastirmalari irk üstünlügü fikrine varmis olmaktan çok uzaktir, hatta karsilastigi problemler o kadar karisiktir ki birçok müskilleri halletmeden bunu ele ala­bilecek bir durumda degildir.

Bugün dünyada ileri zihniyet, ileri görüs, ileri kuvvetler oldugu gi­bi irtica da vardir. Her yerde saldiris halinde bulunan kara kuvvetler de vardir. Irkçilar irtica hortlagi ile, kara kuvvetlerle birliktir. Artik mahreci süpheli bir yabanci mali olan, kara kuvvetlere demagoji yap­mak firsatini veren irkçilik hakkin­da bir karar vermeliyiz. Ancak o za­man millî hudutlari içinde ileri bir kültür ve medeniyet yaratmak yo­lundaki basarilarimiza yabanci de­magojilerle içimiz bulanmadan daha büyük bir hizla devam edebiliriz.

***

Asagidaki satirlarda irklar ara­sinda yapilan mukayeseli zekâ ölçü­lerinin verdigi neticeleri anlatmaga çalisacagiz. Bunun için önce zenciler, sonra nordik, alpen ve akdenizliler üzerinde yapilan ölçmeleri ele alacagiz.

Ilk arastirmalarda zekâ testle­rinde zenciler beyazlara nisbetle dü­sük neticeler vermisti. Fakat bun­dan, bütün zencilerin zekâsinin düsük oldugu neticesini çikarmak dog­ru degildir. Bir gurup zenci almak, bunlarin, geldikleri muhite bakmadan, bütün zenciler hakkinda bir hükme varmak keyfî bir hareketten baska bir sey olmaz. Ilk Cihan Harbinde, Amerikan ordusundaki ruhiyatçilar bile geldikleri muhitlere göre zenci­lerin farkli zekâ neticeleri verdikle­rini kaydetmislerdir. Amerikan or­dusundaki ruhiyatçilarin 1917 de el­de ettikleri neticelere göre Birlesik Devletlerin simalinden gelen zencile­rin cenuptan gelen zencilere, zekâ iti­barile üstün oldugu ve bazi simal devletlerinden gelen zencilerin cenup­tan gelen beyazlara bile üstün bulun­dugu meydana çikmistir. (Amerikada Birlesik Devletlerde simal, zencilere karsi daha müsamahakârdir, daha insanca muamele eder; cenupta ise, dahili harpler neticesinde resmen esaretten kurtulmus olmalarina rag­men, zenciler ekseriya insan yerine konmaz, hemen hemen esir muame­lesi görür.)

Son zamanlarda elde edilen ha­kikatler bu olaylari kuvvetlendirmis­tir. Umumiyet itibarile simaldeki zenci çocuklari ile cenuptaki zenci çocuklarinin zekâ bölümleri arasin­da, simalliler lehine, yedi derecelik bir zekâ farki vardir. Umumiyetle simaldeki beyazlarin zekâsi yine simaldeki zencilerden biraz üstündür, fakat bu her zaman böyle degildir. Nitekim, Kaliforniyada Los Ange­les'te zenci ilk mektep çocuklarinin zekâsini ölçen Clark bunlarin ortalama zekâ bölümünü 104,7 olarak tespit etmistir ki beyazlar için de kabul olunan ortalamanin (ki 100 dür) bi­raz üstündedir.

Peterson ve Lanier on iki yasindaki beyaz ve zenci çocuklara cenup­ta Nashville sehrinde, simalde Chi­cago ve New-York sehirlerinde ol­mak üzere üç ayri sehirde test tat­bik etmislerdir. Bu arastiricilar bul­muslardir ki, cenuptaki Nashville sehrinde beyaz çocuklar zenci çocuk­lara bâriz bir surette üstündürler. Chicago'da bu üstünlük pek azdir, New-York'ta ise hemen hiç üstünlük yoktur. Demek oluyor ki, zenci ze­kâsi her zaman her muhitteki beyaz zekâsindan düsük degildir. Bazi mu­hitlerde, zenci zekâsi bazi beyazlara üstündür. Zenci zekâsinin düsük ol­dugu hallerde bile, bu, zencilerin ze­kâsi bütün beyazlardan düsük demek degildir, beyaz ortalamasindan dü­sük demektir. Bu hallerde bile on­lardan düsük olan beyaz zekâlari vardir.

Simalde zencilerin cenuptakilere zekâ itibarile üstün olmasini irkçili­ga mütemayil olanlar simalde zenci­lerin daha müsait firsatlara mazhar olmalari, cenuptakilerin esirlige ya­kin bir muamele görmesi keyfiyeti ile izah etmekten kaçinmislardir, bu­nu zekâ itibarile daha seçkin zencilerin simale göç etmelerile izah etmege çalismislardir.

Son zamanlarda Columbia Üni­versitesinde yapilan arastirmalar ze­kâ itibarile üstün zencilerin simale göç ettikleri ve simalde, testlerde yüksek derece alanlarin bu seçkin zenciler oldugu fikrini çürütmüstür. Columbia Üniversitesi arastirmalari serisinde muhtelif cenup sehirlerinde cenuptan simale göç eden çocuk­lara ait on bes senelik (1915 – 1930) mektep karneleri tetkikten geçiril­mistir. Bu tetkikten maksat, cenuptan simale göç eden zencilerin zekâ ve sinif basarisi bakimindan cenup­ta kalanlara nisbetle daha üstün olup olmadigini meydana çikarmak­tir. Eger üstün ise demektir ki, si­male gidenler zekâ itibarile hakika­ten üstün, seçkin zencilerdir; eger degilse denebilir ki, simaldeki zenci­lerin üstünlügünü temin eden âmil muhit sartlaridir, cenuptaki esarete yakin olan muamele yerine simalde insan olarak nisbeten daha iyi gelis­me firsatlarina mazhar olmalaridir.

Arastirmalarin neticesi sarihtir. Seçkin, üstün zencilerin simale göç ettikleri hususunda hiç bir delil elde edilmemistir. Simale gidenler ortala­ma zenci seviyesini temsil ediyorlar. Hatâ cenuptaki sehirlerden birinden göç edenler sarih bir surette ortala­ma zenci zekâsinin asagisinda bulu­nan insanlardir. Su halde, simaldeki zencilerin zekâ itibarile cenuptakile­re üstün olmalari müsait muhit sart­larile izah edilmek icabeder.

Simalde zenci zekâsinin gelisme­sinin müsait muhit sartlarindan ileri geldigini gösteren arastirmalardan birini hülâsa edelim: Bu arastirma da Columbia Üniversitesinde yapilan arastirmalardan biridir. Simalde New-York'un Harlem semtinde otu­ran cenuptan gelme yüzlerce çocuk alinmistir. Bunlar New-York'ta otur­duklari müddetin uzunluguna göre tasnif olunmuslardir. Bu tasniften sonra bu çocuklara zekâ testleri tat­bik edilmistir. Testlerin neticeleri göstermistir ki, zekâ , derecesi; bir hadde kadar New-York'ta oturulan müddetin uzunlugu nisbetinde yükse­liyor. Bu çocuklarin içinde ortalama zekâ dereceleri en asagi olanlar ce­nuptan New-York'a yeni gelmis olan­lardir, ortalama zekâ dereceleri en yüksek olanlar New-York'a en eski­den gelmis olanlardir. New-York'ta dört sene oturduktan sonra cenup­tan gelenlerin derecesi bu sehirde dogmus olanlarin derecesile denklesi­yor. New-York'a geldikten sonra her sene artan bir gelisme göze çarpiyor.

Daha evvel zikrettigimiz gibi ce­nuptaki zencilerin zekâsi simaldeki beyazlara nazaran düskün oldugu halde simalde beyazlara yaklasiyor ve cenuptaki beyazlara üstün oldugu haller de oluyor. Bundan su hükme varabiliriz ki, zencilerin yasadiklari hayat sartlari müsaitlestikçe zenci zekâsi ile beyaz zekâsi arasindaki fark azaliyor, hayat sartlari müsavilestikçe zekâ gelismesi de denkle­siyor.

Amerika'ya giden göçmenlere tatbik edilen ilk zekâ testleri Ingil­tere, Almanya, Iskandinavya gibi si­mal Avrupa memleketlerinden gelen­lerin zekâlarinin Italya ve Yunanistan gibi cenup Avrupa memleketlerinden ve Polonyadan gelen göçmenlere üstün olduklari neticesini ver­misti. Birinci Cihan Harbinde Amerika ordusundaki ruhiyatçilar da bu­nu bulmuslardi.

Göçmenler üzerinde yapilan tet­kiklerden elde edilen bu neticeler on­larin mensup olduklari milletlerin umum nüfusunu temsil ettiklerini gösterir mi? Amerikaya bes on sene zarfinda giden mahdut sayida göç­menler memleketlerinin ortalama ze­kâsini gösterir mi? Memleketlerinde karsilastiklari iktisadî ve diger zor­luklar yüzünden, yahut Amerika'daki akrabalarinin ve tanidiklarinin Amerika para diyaridir diye 1929 buhra­nindan evvel verdikleri tasvirlerin te­siri altinda memleketlerinden ayri­lan bu insanlar memleketlerinin orta­lama bir numunesi olarak alinabilir mi ? Yukarida hülâsa ettigimiz neti­ceye kati bir kiymet biçmeden evvel bu suallere cevap vermek icabeder Biraz sonra görecegimiz gibi bunlarin tetkikine girisildigi zaman bu hükmün çok acele verilmis keyfî bir hüküm oldugu gün gibi meydana çikiyor. Çünkü Profesör Hankins'in de­digi gibi "Amerikaya gelen göçmenler mensup olduklari memleketleri dog­ru olarak temsil eden insanlar degil­dirler. "

Bundan baska, evvelâ irk naza­riyeleri iddialarinin ortaya attigi di­ger mühim bir noktaya da cevap ver­mek lâzimdir. Bugün dünyanin en büyük biyoloji bilginlerinden biri olan Huxley'in 1933 de çikan: "Biz Avrupalilar" adli kitabinda sarih bir surette bir defa daha ortaya koydugu gibi bugün saf, karismamis dene­bilecek hiçbir Avrupa milleti yoktur. Millet birligi ile irk birligi ayri ayri seylerdir. Bugünün büyük mücadele­sinde ayni irktan insanlarin ayri mil­letler içinde birbirile bogazlastigini görüyoruz. Avrupa'dan Amerika'ya gelen göçmenleri geldikleri memle­ketlere göre ayirmak irk üstünlügü, iddialari bakimindan hiçbir sey ifade etmez. Çünkü, bu insanlari evvelâ haiz olduklari antropolojik vasiflara göre ayirmak icabeder. Çünkü nor­dikler Almanyada bulundugu gibi Fransada da, Italyada da vardir. Al­penler Fransada oldugu gibi Almanyada da vardir, Akdenizliler italyada bulundugu gibi Fransada da vardir. Amerikanin en taninmis an­tropoloji bilginlerinden Prof. Lowie­nin "Biz Medeni miyiz?" adli kitabinda yazdigi gibi, meselâ, "ele bir Italyan aldigimiz zaman onda ne derece Nordik kani oldugunu bilmiyoruz." Kitabinda, bazi milletlerin zekâ üstünlügü neticesini ortaya atan Brigham bile bu delillerin yükü altinda 1930 da fikrinin yanlis esaslara da­yandigi neticesini ilân etmek zorun­da kalmistir. Bu suretle hatasini dü­zelterek yüksek bir ilim namuskârli­gi göstermistir.

Antropolojik ölçüler alindiktan sonra tatbik edilen zekâ testleri, irkla zekâ arasinda kayde degmiyecek derecede ehemmiyetsiz bir korelasyon bulundugu neticesini vermistir. 1928 de American Naturalist dergi­sinde Estabrooks'un çikardigi aras­tirmada bu neticeyi görüyoruz.

Nordikler, Alpenler ve Akdeniz­liler arasindaki mukayeseli zekâ tetkiklerinin en önemlisi Columbia Üni­versiteleri psikoloji subesinde yapilmistir. Son derece ilmî ihtimamlar gösterilerek yapilan bu arastirmalar Almanyanin, Fransanin, Italyanin iç­lerine kadar gidilerek yapilmistir. Her üç memlekette tipik bir nordik gurup, tipik bir alpen gurup ve tipik bir Akdenizli gurup ele alinmistir. Bunlara zekâ testleri tatbik edilmistir. Yalniz Italyadan nordik gurup, Almanyadan Akdenizli gurup seçil­memistir. Ele alman nordik, alpen ve Akdenizli guruplarin mümkün oldu­gu kadar karismamis olmasi için se­hirler degil, her gurubunun en kesif olarak bulundugu köyler seçilmistir. Bundan baska, bu memleketlerin en büyük sehirleri arasinda olan Paris, Roma ve Hamburg'dan da orta halli birer gurup seçilerek bunlara da ze­kâ testleri tatbik edilmistir. Bunla­rin muayyen antropolojik guruplar­dan olmasina dikkat edilmemistir. Çünkü burada bulunmak istenen sey, büyük sehirlerin tesiridir.

Her guruba alti muhtelif test tatbik edilmistir. Sonra bunlar, bu sahada en iyi ölçülerden biri olan Pintner - Paterson sayi ölçüsü esa­sina göre birlestirilmistir.

Istatistik ve test tekniginin ince­likleri iyice tartilarak yapilan bu arastirmalarin neticeleri sarih bir su­rette gösteriyor ki, insanlar arasinda irkî bir zekâ üstünlügü yoktur, buna mukabil sehirlilerin zekâsi köy­lülere nazaran daha ziyade inkisaf etmistir. Fakat bu üstünlügü irkla degil, olsa olsa sehrin hayat sartlarinin hazirladigi kolayliklarla yâni muhit ile izah edebiliriz. Bu netice havadan atilmis bir söz degildir. Cid­dî arastirmalarin verdigi hükümdür. Çünkü Nordikler, Alpenler ve Akde­nizliler arasindaki irk farklari cüzîdir, ve, istatistik tâbirile dayanilir (reliable) degildir. Alman Nordik gurubunun yüksek netice vermesine mukabil Fransiz Nordik gurupu düsük netice vermistir. Italyan Akde­nizli gurubunun düsük netice vermis olmasina mukabil, Fransiz Akdenizli gurubu yüksek netice vermistir. Bu­rada sarih olarak görülüyor ki, gu­ruplar arasinda müsahede edilen ze­kâ farklarinda irkî bir esas yoktur. Buna mukabil, sehir-köy gibi hayat sartlari ve kültür esasi vardir.

Son zamanlarda hem Amerika­da, hem Avrupada yapilan bir aras­tirmada yukarida varilan neticenin kuvvetlendigini görüyoruz. 1935 de Franzblau tarafindan New-York'ta, Wisconsin'de, Kopenhag'da, ve Ro­ma'da yapilan tetkik Amerikada Av­rupa göçmenleri üzerinde ilk yapilan arastirmalarin ne kadar hatali oldu­gunu gösteriyor. Franzblau Amerika'da, zekâ testleri kullanarak, Ital­yan ve Danimarkali kizlarin zekâsini ölçmüs ve Danimarkali kizlarin üs­tünlügü neticesine varmistir. Bundan sonra, Roma'daki Italyan ve Kopen­hag'daki Danimarkali kizlarin zekâ­sini ölçmüstür ve arada kayde deger bir zekâ farki olmadigini tesbit et­mistir. Bu arastirmanin hususi ehemmiyeti sunu göstermesindedir ki, Amerikaya gelen göçmenlerin geldikleri memleketlerin umum nü­fusunu temsil ettigini farzederek ne­ticelere varmak yanlistir. Bu yanlisliklar bertaraf edilerek, yapilan tet­kikler ise, zekâ farklarinda irkin de­gil, yasama sartlarinin, muhitin âmil oldugunu gösteriyor.

Yine bu tetkiklerde görülüyor ki, Hamburg'un zekâ seviyesi Alman köyünden ziyade Paris'e yakindir. Paris'in zekâ seviyesi, Fransiz köyünden ziyade Roma'ya yakindir.

Su halde, irkçilar sunu da iddia edemezler imi ki, zekâyi yükselten bu büyük sehirler, bu sehirleri kuran milletlerin mensup olduklari irklarin fitrî cevheri ile meydana gelmistir. Bu iddia da kökünden çürüktür. Bu­nun çürüklügünü bilmek için âlim olmiya da lüzum yoktur, yalniz bir nebzecik dünya tarihi bilmek kâfidir. Medeniyet, kültür, büyük sehir dün­yada hiçbir milletin inhisarli mali de­gildir. Bir takim iktisadî, siyasî, tari­hî, kültürel sartlarin tesiri altinda dünyanin muhtelif yerlerinde büyük medeniyetler dogmus, gelismis, da­gilmis ve ölmüstür. Insan zekâsinin gelismesi için müsait firsatlar bahsetmis olan Hamburg, Paris ve Ro­ma gibi sehirler yokken, dünyanin baska yerlerinde zamanlarina göre büyük sehirler kurulmustur. Evvelâ Almanlarin büyük Hamburg'u orta­da yokken, Çinliler ve Türkler bü­yük bir medeniyet kurabilmislerdi. Dünyanin en büyük biyoloji âlimle­rinden biri olan Huxley'in dedigi gibi, Almanlar henüz bir medeniyet eseri gösteremeden Yunanlilarin büyük bir medeniyeti vardi ve Almanlara kültürsüz ,simal barbarlari diyorlardi. (Huxley, "Biz Avrupalilar", s. 223, 1935).

 Doç. Muzaffer Serif Basoglu

Yorum (0)Add Comment

Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< Önceki   Sonraki >

Anket

Megabilim.com içerigini yeterli buluyor musunuz?