|
Empirizm; Dogru ve genel geçer bilginin duyumlar yoluyla olusan deneylerle kazanilabilecegini öne süren felsefe görüsüdür. Empirist anlayisa göre insan zihninde dogustan getirilen hiçbir bilgi yoktur. Insan zihni, bu nedenle bos bir levha gibidir. Empirist görüs, 17. ve 18. yüzyillarda sistemli bir düsünce olarak felsefe tarihinde yerini almistir. Empirizmi gelistirerek sistemli bir felsefe görüsü haline getiren önemli düsünürler John Locke, Davit Hume, Condillac, Herbert Spencer'dir.
JOHN LOCKE (1632-1704) Insan zihninde bulunan bütün düsüncelerin kaynagi deneydir. Yasam içinde gözlemler ve deneylerle kazanilan bilgiler zihni doldurur. Locke'a göre deney iki asamada gerçeklesir. Dis Deney (Duyumlama) Duyu organlari yoluyla edinilen izlenimler. Iç Deney (Düsünme) Duyu verilerinin islenerek yargilar biçiminde bilgiye dönüsmesi. DAVID HUME (1711-1776) Insan zihninde önce duyumlama yoluyla olusan "izlenimler" vardir. Izlenimlerden de düsünceler olusur. Izlenimler, duyumlarla olustugu için canli ve dinamik tasarimlardir. Düsünceler ise izlenimlere dayanir. Izlenimler, severken, nefret ederken algilanan canli duyumlardir. Düsünceler ise bu canli duyumlarin canliligini kaybetmis kopyalaridir. D.Hume nedensellik ilkesini kabul etmez. Ona göre dogadaki hiçbir olayda nedensellik iliskisi yoktur. Olaylar kendi basina olusur. Hiçbir seyin baska bir seyle iliskisi olamaz. Biz, olaylari ardarda gördügümüz için onlar arasinda nedensellik oldugunu, birinin neden, digerinin ise sonuç, oldugunu belirtmekteyiz. D.Hume'un bu yorumu "nedensellik ilkesi" üzerine bir kuskunun dogmasina yol açmistir. Elestirici felsefenin kurucusu olan Alman düsünürü Immanuel Kant, D.Hume'un bu görüsünden etkilenerek "Hume, beni dogmatik uykumdan uyandirdi" demistir. E. CONDILLAC (1715-1780) Empirist anlayisi duyumculuga (sensualizm) indirgemistir. Locke'un bilgi anlayisindaki dis deneyi bilgilerin tek ve mutlak kaynagi yapmistir. Yani bütün insan düsüncesini duyumla temellendirmistir. (Görüslerini mermer bir heykel örnegi ile açiklamistir.) HERBERT SPENCER (1820-1903) Deneyci anlayisi evrimcilikle birlestirmistir. Spencer'e göre insan, tüm yasami boyunca yaptigi deneylerle kazandigi deneyimleri, kalitim yoluyla kazandiklariyla birlestirerek gelecek nesillere aktarir. Spencer, empirizmi, türlerin yapmis oldugu deneyler toplami olarak yorumlamistir. Entüisyonizm Bu düsünüsün en önde gelen temsilcisi Fransiz düsünür Henri Bergson'dur (1859-1941). Bergson'a göre yasam, sürekli degisim gösteren bir süreçtir. Zaman da yasamla birlikte degisim gösterir. Yasamin bu degisimi yaratici bir atilimdir. Yaratici atilim (Hayat hamlesi), bütün canli varliklardaki iç kuvvettir. Bu kuvvet, yaraticilik özelligiyle sürekli yeni türler ve yeni cinsler meydana getirir. Yaratici atilim, her canliya siçramali hayat veren tanrisal güçtür. Tanri, bitip tükenmeyen bir hayattir, sonsuz eylem ve özgürlüktür. Zekâ, sürekli yasam degisimini kavrayamaz. Zekâ, duruk ve eylemsiz maddeyi kavrayip bilebilir. Sezgi, kavradigi madde bilgisinden ve pozitif bilimlerin sagladigi bilgiden farkli bir bilgidir. Insan böyle bir bilgiye, varligin iç gelisimini, iç dinamigini saglayarak ulasabilir. Bergson'un sezgici görüsü, Ortaçag'da Islam düsünürü Gazali tarafindan da benzer biçimde dile getirilmistir. Gazali'ye göre insan, "Kalp Gözü" ile her seyi bilebilir. Bu ise ancak içsel temizlenme ve arinmayla mümkün olabilir.
|