Ana Sayfa arrow Arkeoloji arrow Evrimsel Analiz ve Karmasiklik
Evrimsel Analiz ve Karmasiklik PDF Yazdır E-posta
Antropolojik arkeolojide "kabile" ve "erken devlet" kavramlarindan daha tartismali yalnizca birkaç kavram daha vardir. Bu terimlerin, bu yazinin basliginda kullanilmasi bazi okuyucularin, bizim karmasiklik evriminin analizi için adim-tipolojilerini kullandigimizi sanmasina yol açabilir.

Bu böyle degildir. Aslinda biz, karmasikliktan bahsederken kullanilabilen bir yapi olarak, özellikle de kültürler arasi karsilastirmali yöntem daha uygun oldugunda, tanimi iyi yapilmamis "kabile" ve "devletler" 'in yararli kullaniminin sürdürüldügü pragmatik yaklasimi savunuyoruz. Yine de bizim asil üzerinde duracagimiz organizasyonel dinamiklerdir. Bu, toplumun farkli gruplarinin ve bölümlerinin, formal yapisal özelliklerinin açiklanip anlatilmasindan ziyade gerçekte ne ise yaradigi ve nasil degistigidir. Bu son arastirma stratejisi, son yüzyilin hemen hemen bütün evrimsel yaklasimlarini cendereye alan bir problemle basa çikmanin bir yolunu temsil ediyor.: Evrimsel modelin savunucularinin süreci anlama çalismalarina karsin, sarfedilen çabalar sürekli olarak, sosyo-kültürel degisimi tanimlamak için seçilen degiskenlere iliskin terminolojik tartismalarla tikaniyor.

19. yüzyildaki (örnegin Morgan 1877, H. Spence 1900) evrimsel antropologlar ile 20. yüzyildaki (ör. White 1949, Stewart 1955, Servie 1962, Fried 1960) yeni-evrimciler denilenlerin temel amaçlari su soru ile ifade edilebilir: "Bagimsiz, özde homejen insan toplumlarinin geç-Pleistosen dünyasini, birbirine bagimli, özde heterojen endüstriyel uluslarin modern dünyasindan ayiran degisimin süreci" nedir? (McGuire 1983: 91). Bir baska deyisle, niçin geçmis insan toplumsal olusumlarinda ve simdikinde gözlemlenmis çok büyük bir degisim vardir? Farkli degisim süreçlerinin ve yollarinin sonucu mu? Bu baglamda, az çok gelismis görünen toplumlarin bu gelisimi neyi gösterir?

Burada olusumlarin ve olusumlarin dönüsümleri üzerinde durmak, analitik yöntemleri elestiren eski ve yeni evrimciler için dahi anahtar rolü oynuyor. Örnegin, White ve Steward'in açiklamaci yöntemlerini sorgulayan bir makalesinde, Plog söyle diyor:

" Bana göre olusumsal degisim kavraminin önemli noktasi olusum (organizasyon) teriminin kendisidir. Olusum terimi, bir sistemin parçalarina ve bu parçalarin birbiri arasindaki etkilesime denk düser. Buna göre, her düzeydeki -bireysel, grup ve toplum içinde- insan davranisi olusumsaldir, organize olmustur. [ Plog (1977: 24) ] "

Antropolojik arkeologlarin büyük çogunlugu, insan organizasyonlarinin islev ve dönüsümünün -dinamiginin- açiklanmasinin arastirma çabalarimizin anahtari olduguna olasilikla katilacaklardir. Ayrica, "kültür" ve "toplum" dedigimiz bireysel ve toplu organize insan davranislarinin tamamen gelisigüzel olmadigi konusunda da olasilikla ayni fikirdedirler. Organizasyonda, toplumlar hem yapi hem de gelisim yolunda gelisigüzel olmayan önemli benzerlikler gösterir.

Evrimsel analizde arastiricilar en çok evrimsel analizin hedefleri, yöntemi, ve anahtar degiskenleri konusunda tartisiyor ayri fikirlere sahip oluyorlar. Bu temel fikir ayriliklarindan biri de özel (spesifik) evrimi arastirip açiklayip genel evrimin yerine önerenler arasindadir (bkz. Farkliligin betimlemesi için: Sahlins ve Service 1960:12f. ) Özel (spesifik) ve genel evrimin ayrimi tartismalarinda, Flannery ve Marcus özel evrim çalismalarini bölge içinde ayrilmis evrim olarak tanimliyor. Bunu su sekilde dile getirmisler:

" Ortak bir atadan ayrilmak biyolojik evrimin temel noktalarindandir. Ve tartismasiz, antropologlarin karsilastiklari insan kültürlerinin büyüleyici çesitliliginin evriminde en önemli rolü oynamistir. Ayrica bu kültürlerin herbiri evrimsel geçmislerinden gelme, belki de uyarlama yollu buluslarla yeniden yorumlanan ve entegre olan, pekçok mirasa sahiptirler. [ Flannery ve Marcus 1983: 2f. ] "

Özel evrimsel çalisma için, evrimsel gelisim yolunda gözlemlenmis ola gelenlerin açiklanmasi amaciyla, hipotez olarak öne sürülen, genellikle farkedilmesi zor zaman içindeki degisikliklerin görülmesi için büyük çapta ayrintiya gerek var. Bu ayrintiya olan ihtiyaç, özel evrimcilerin sorusturmalarini yalnizca bir bölgedeki tek bir evrimsel kol ile sinirlandirmalarini gerektirir.

Neyi sorusturacaklari adim-tipolojisi fikrinden ortaya çikan genel evrimciler, tek bir bölgenin bir evrim kolundaki toplumlarin ayrilmasini bölünmesini degil, farkli bölgelerin paralel kollarinda görülen ortakliklarin ve farkliliklarin sebebini açiklamayi amaç edinmistir. Yani, toplumsal (olusumsal / organizasyonel) evrimin gelisigüzel olmayan evrensel noktalarina bakarlar. Eger ayrimin belli bir sayida farkli kolunun sonucu oldukça benzer görülürse, degisimin çesitli durumlarda görülen benzer süreç veya ortak sebepleri mi vardir, ve bu genel olarak insan evrimine teoride uygulanabilecek bir takim degiskenlere mi isaret eder? Genel evrim çalsmalari için özel kültürel geleneklerin veya gelisimsel yollarin tarihsel benzersizligi bilinmelidir (bkz. örn. C. Spencer 1983), ama insan sosyal evriminin genel ilkelerinin arastirilmasinda farkli bir strateji gereklidir. Yöntem yine, evrim sürecinin kendisini açiklayabilecek sonuçlara veya evrimsel yollardaki kültürler arasi benzerliklere bakmaktir. Kültürler arasi etkilesimden türemis yanitlar, özel bölgesel durumlara ve daha genel bir teorinin kurulmasina kullanilabilir. Özel ve genel evrim çalismalari bir digerinin vargisinin onaylanmasi veya çürütülmesine yardim edecek sekilde birbirlerine baglidir.

Ama, özel evrimsel çalismalardan farkli olarak, genel evrimsel yöntembilim için süreci anlamanin yolu ayrintilarin bir kismini azaltmak, ve genel evrimcilerin gözledikleri kültürler arasi benzerlik ve farkliliklari açiklayan sinirli sayida degisken bulmaktir. Karsilastirmalarin kontrollü olmasi için ölçümlerde tek bir kistas gereklidir. Kullanilmakta olan terimlerden "güruh" "asiret" "kabile" "devlet" ("band" "tribe" "chiefdom" ve "state") (Service 1962) kontrollü karsilastirma için belli araliklarla bir skala olusturmustur. Bu araliklar, sosyo-kültürel içiçe geçmis yapinin kültürler arasi geçerli evrimsel basamaginin her seviyesini veya sonraki adimini tanimlayan sosyal olusumlarin biçimini betimlemeye yarayan oldukça sinirli sayidaki degiskenleri temel almistir. Bu genel evrimsel yöntemde önerilen ana degiskenler sunlardan olusur:

. toplumsal olusumun harcayabilecegi enerjinin miktari (White 1949).

. bireyler ve gruplar arasindaki güçlü baglar: esitlikçi, siralanmis, ve siniflandirilmis aile sistemleri ve akrabalik harici temele sahip önderlik (Murdock 1919, Service 1962), Adams 1966);

. bir toplumun ekonomik çevriminin temel yolu -alisveris, aracilik, pazarlama- herbiri yiyecek üretiminin özel teknolojilerine bagli olarak (Fried 1960, Steward 1955);

. bir toplumun büyüklügü: popülasyon veya diger bir çokluk ölçümü (Carneiro 1970); ve:

. bir toplumun artan bir hiyerarsik yapidaki bilgi isleme ve denetim mekanizmalari (Johnson 1973, Wright and Johnson 1975, Wright 1977, Johnson 1980).

Genellikle evrimsel yollarin belirlenmesinde bu etmenlerin çesitli kombinasyonlarinin kritik bir rol oynadigi kabul edilmistir. Tanim ve ortaya çikan toplumsal olusum adimlari için önemli olarak seçilen ölçütlerden çogu, bütün davranis ve olusum (organizasyon) sistemlerinin gözlenebildigi etnografik olaylardan elde edilmistir. Dolayisiyla, genel evrimci çalismalarin gerçek amaci kendi iyilikleri için benzerlik ve farkliliklarin kisaca siniflandirilmasi degildir. Gerçek amaç, sosyo-kültürel kompleksin, içiçe geçmis yapinin, zaman içindeki evrim yollarinin ve mekana bagli kültürel degisimlerinin sürecini tanimlamak ve açiklamaktir.

Yine de son zamanlarda, antropologlar geleneksel evrimsel tipolojilerin gelismis toplumlarin ortaya çikisi ve gelisimi çalismalarindaki yararliligini sorgulamislardir -özellikle sik kullanilan "güruh", "asiret", "kabile" ve "devlet" siniflandirmalarini-. Düzey veya adim tipolojileri birkaç yönden elestirilmistir. Elestirilerden bir kismi, arkeolog ve etnograflarca belgelenmis, pek çok toplumda görülen büyük ayriliklara / degisikliklere dikkat çekiyor. Toplumlar arasindaki bu degiskenlik, tartismali olarak, bölgeler arasinda bir adim modeline kolayca indirgenemez (Feinman ve Neitzel 1984), veya bölgeden bölgeye bir modele (bkz. Earle 1987: 279f). Ne de, degiskenligin ortak bir ayriliklar listesi yoluyla etkin bir sekilde siniflandirilabilecegi öne sürülebilir. Hem, eger bir ayrilik varsa -önderligin islev açisindan epey farkedilebilir olmasi gibi- baska ayriliklarin, ayirici özelliklerin oldugu da kabul edilebilir -sosyal sinflar, kaba kuvvet, özellesmis üretim, ve pazarlama ekonomileri gibi-. McGuire (1983) adim tipolojilerinde kullanilan degiskenlerin çok genel oldugunu, ve bunun olusum tiplerinin(asagiya bakin) dönüsümünün açiklanmasinda temel olan ince ayarlanmis degiskenlerin arasindaki etkilesimi sakladigini öne sürüyor. Bu elestiriler gruplarin tanimlama ölçütleriin veya yeniden adlandirilmalarinin gözden geçirilmesine yol açti. Örnegin, Steponaitis (1978:420) üç asamali yönetimsel hiyerarsiye sahip toplumlari, mallara farkli kademelerde erisimi ve önderlik örgütlenmesi üyelerinin hizmeti için azalan görevleri temel alarak, kabileler (chiefdom) olarak tanimladi. Steponatis'in siniflandirmasi, merkezi yönetiminde üç asamali bir hiyerarsi bulunan herhangi bir toplulugu devlet "state" olarak tanimlayan Wright ve Johnson'un siniflandirmasiyla çatisir.

Wright (1984, yenibasimi bu kitapta) ve Earle (1978), mevcut tipolojiyi kullanirken, bir yandan da kabileler arasindaki degisikligi hesaba katmak için kabile tipini basit ve karmasik diye iki altgruba ayirdilar. Kohl (1987) ve Earle (1987) endüstriyel devletlerin, veya ikincil devletlerin, ayni irktan olusmus basit kabileler sayilabilecek ana devletlerden farkli olup olmadigini sorguluyor. Ana ve ikincil devlet terimleri de sorgulanmistir, alternatif terimler ortaya çikararak, "erken" ve "olgun" devletler (Claessen ve Skalnik 1978).

Diger elestiriler, evrimsel tipolojinin temeli olarak kullanilan etnografik ve etnohistorik olaylarin kullanimini hedef almistir. Yoffee (1993) ve Kohl (1987), kabile taniminda kullanilan cogu ölçütün elde edildigi Polenezya'da kabile olmadigini öne sürüyor. Evrimsel adimlarin herbirini gerçekte olmayan, sanal, ideallestirilmis tipler olarak görüyorlar. Yoffe (1993), Weber (Weber 1947) analizi yararina bütün tipolojik sistemin atilmasini öneriyor. Burada analistler üç tür gücün dagilimini incelerler: üretimin ve üretim mallarinin (özellikle yiyecekler) kaynaklarinin denetimi, onur ve prestij elde etme yollarinin denetimi, ve anlasmazliklari çözüp ana grubu savunmada kullanilan fiziksel yollarin denetimi.

Toplumsal evrimin, yeni-Darwinci evrim modelinin uygulanmasindan yararlananlar da evrimsel adim tipolojilerini elestirirler. Onlar da kademeli modellerin, kültür degisimindeki küçük degiskenlikleri göz ardi etmesinden ve toplumlarin niye degistigini (Dunnell 1980) açiklayan mekanizmalarin yalitimina karsi etki kaybettirici sekilde çalismasindan, ve dolayisiyla bir toplumun gelisimsel kademelerinin (Wenke 1981:86) sinirlarini saklamasindan yakiniyorlar. Dinamik ve isleyen topluluklarin ve degisimin sürekli yollarinin, duragan, ayrik indirgemelere dönüstürülmüs oldugunu ortaya koyuyorlar. McGuire'a Göre (1983:93), eger bir "ya / ya da" yaklasimi (ya bir devletdir, ya da bir kabile) kullanilirsa, topluluklarin kendisi degil, kategoriler çalismanin konusu olacaktir.

Daha eski adim tipolojilerinin elestirileri, dogruca bu modellerin sosyal yapidaki sürekli degisimi, ayrik, duragan kutular gibi zorlama egilimini hedef alir. Yine de, adim tipolojilerine alternatif olarak sunulanlar ya analitik öze inmede tikanirlar ya da yalnizca sinirli sayida karmasik topluluklara uygulanabilirler. Adams (1966, 1981), örnegin, toplumsal yapinin neye dönüstügünün sürecini belirtmeden, degisinin hangi kosullarda olustugunu belirtir. Benzer sekilde, Yeni-Darwinci evrimsel yaklasimlar, Dunnell'inki gibi, seçim biriminin (toplulugun türleri) ne oldugunu belirtemezler ve böylece sosyal olusumun ögelerinin nasil seçildigini de belirtemezler. Ayni kanit, "güç", devlet veya karmasik kabilelerin analizinde ana degisken olarak kullanilabilir, ama olusumsal, organizasyonel degisimlerin tüm kapsamini ve insan topluluklarinin Üst Paleolitik avci/toplayiciliktan endüstriyel konuma dönüsümünü açiklama ve betimlemede bu degiskenin degeri pek açik degildir.

Bu kitapta, siki siki tanimlanmis yapisal tipler yerine olusumsal degisimin esnek degerleri olarak "kabile" ve "devlet" gibi analitik terimlerin kullanilmasi ile geleneksel evrim tipolojilerinin en iyi elestirisinin yapilabildigi tartisilmistir. Kabile ve devletleri, tek tip, yapisal olarak degismez sosyal tipler yerine açikça politik olusumun degisken biçimleri olarak görerek, ayirdedici nitelikler listesini temel alan kati tipolojilerin ötesine geçilebilir. Biz, birlesme ve kendi dahili gruplari arasindaki çekisme süreci sonucu dinamik olarak ortaya çikan devletler, ve bunlarin harici dogal kuvvetler ve sosyopolitik kuvvetler ile birlesmeleri yolundaki farkliliklari konu ediniyoruz. Kabile ve devlet gibi terimler, olusumsal biçim ve gelisimsel degisim yolundaki degismeler için kullanisli bir sözlük sagliyor. Earle'nin dedigi gibi:

" Bir evrimsel tipoloji kültürler-arasi karsilastirmanin denetimi için gerekli görünüyor, ve kabile tip[ler]i [ve devletler] genelde benzer ölçü ve organizasyondaki topluluklari betimlemede yararlidir. Çünkü degisik boyutlardaki topluluklar farkli olusumsal / organizasyonel sorunlar dogurur ve farkli özelliklerle dinamiklere sahiptir. Bu tipolojiler karsilastirma için uygun durumlari seçmek için oldukça gereklidir. Bunun gibi, arkeolojik yorumlamada kullanilan benzetimler, benzerliklerin birçok farkli boyutuna uyacak sekilde degerlendirilmelidir; evrimsel düzeyde karsilastirma bu boyutlardan birisi olmalidir. (Earle 1987:280) "

Bir yandan var oldugu görülen sosyal yasamin islev ve dinamiklerindeki degisimin menzilini, evrimsel tipolojilerin gereginden çok düsürdügünü söyleyen ellestirilere yer verirken, kültürler arasi karsilastirma için kullanilan terimsel degerlerini koruma yolunda, _kabile_ ve _devletlerin_ olusumsal dinamikleri üzerinde durduk.

* Karmasikligin Tanimi

Flannery'nin (1972) öne sürdügü gibi, degisimin sebep ve süreçleri üzerine konusmadan önce, degisenin ne oldugunu tanimlamaliyiz. Bizim amacimiz için, ilkin "karmasikligin" ne oldugunu tanimlamamiz gerek demek oluyor bu. Her seyden önce "karmasiklik" ile biz toplumsal olusumdaki, organizasyondaki karmasikligi kastediyoruz. Olusum, organizasyon ile de ekonomik, sosyal, siyasi ve fikri/ideolojik gereksinimlerini karsilamaya ve kültürsel geleneklerini (bu olusum her grubun ihtiyaçlarini esit bir sekilde karsilamayabilir) sürdürmeye çalisan birey ve gruplarin islevlerini yapilandiran düzenlemelerden bahsediyoruz. Evvela evrim, birey ve gruplarin etkilesim ve islevlerini biçimlendiren önceki sosyal, fikri, ekonomik ve politik düzenlemelerin bir dönüsümüdür. Bu dönüsümler sürekli ve hizli veya ani ortaya cikislar seklinde meydana gelebilirler (Gould ve Eldrige'in [1967] biyolojik evrimi için tanimlanan kesik kesik esitlik/denge gibi). Toplulugun kendi öz yapisindan doganlar da dahil olmak üzere, dönüsümler pek çok çesitteki zorlamalardan ortaya çikabilir. En göze batan degisimler bir bölümde veya sinirli sayidaki birkaç grup arasinda ortaya çikar, ama topluluklarin kültürel sistemler olmasindan ötürü, bir bölüm veya alt-sistemdeki önemli bir degisiklik diger alt-sistemleri de etkiler. Bir alt-sistemin digerleri üzerindeki degisikliginin etkisinin dogasi ve derecesi, arastirmacilarin bulmasi gerekenlerin bir bölümüdür, karmasikligin olusumsal dinamiklleri tanimimizda varsayilmis veya önceden tanimlanmis birsey degildir.

Öyleyse karmasiklik, topluluk birimleri veya alt-sistemler arasindaki islevsel farkliligin derecesidir (Flannery 1972:409, Blanton ve dig. 1993:17, Paynter 1989:369, Kowalewski 1990). Olasi islevsel birimlere haneler, ekonomik atilimlar, siyasi birliktelikler, köyler, veya varos bölgeleri örnek verilebilir. Karmasiklik benzer islevsel tipteki birimlerden olusmus yatay bir eksene ve hiyerarsik düzeylerden olusmus dikey bir eksene sahiptir. Karmasikligin bu eksenleri, birlesme ve merkezilesme dereceleri diye bir baska sekilde de betimlenebilir. Birlesme derken, islevsel birimlerin arasindaki birbirine bagimliligin derecesinden bahsediyoruz. Flannery (1972:409) ayni fikri "sistemin islevindeki alt-sistemler arasindaki bagin derecesi" diye betimliyor. Blanton ve digerleri (1993:17) "mallarin ve servislerin takasinda birbirine bagli olan hane ve diger birimlere gönderme yaparak" _ekonomik birlesmeyi_ , ve "güçte ve kararvermede özgür birimlere göndermede bulunurak" _siyasi birlesmeyi_ birbirinden ayiriyor. Bu iki tür birlesme olumlu sekilde uyusmak zorunda degil. Siyasi bölünme beraberinde ekonomik artan ekonomik birlesmeyi getirebilir. Üçüncü tür bir birlesmeden de bahsetmeliyiz: kültürel veya fikirsel/ideolojik. Bir din, örnegin Islamiyet, veya paylasilan bir baska kültürel gelenek, siyasi ve ekonomik birlesmeleri az olsa dahi, gruplari islevsel birimler seklinde birlestirebilir.

Birlesme ile örtüsen ama ayni olmayan merkezilesme ise, sosyal olusum terimleri ile su sekilde tanimlaniyor: "çesitli alt-sistemler ile toplulugun en yüksek siradaki denetimleri arasindaki bagin derecesi" (Flannery 1972:409). Merkezilesmenin derecesi ise (Lloyd 1965) toplulugun isleyisinde önderlik olusumlarinin dogasini tanimlar. Merkezilesme, yerlesik bir sistemin "[mallarin, bilginin veya insanlarin veya yapi ve denetim mekanizmalarinin yogunlastigi yerlerin] tek bir nokta/birim/nod için göreceli akisi" (Kowalawski ve dig. 1983:35) seklinde öznel terimlerle tanimlanmasina karsin, hala akisin merkeze dogru oldugu organizasyonlarin, olusumlarin varligini kabul eder. (Rothman 1988:9-10).

Son zamanlarda, literatürde karmasiklik kavramina iliskin elestiriler belirmeye basladi. Örnegin, McGuire (1983:92) "karmasiklik kavrami siniflara-ayirma ve bölme, gibi bagimsiz olabilen çesitli degiskenleri içerir." der. Benzer sekilde, Paynter (1989:370), karmasiklik kavramini kullananlarin çogunun, karmasikliktaki artisin siniflara-ayirmada ve ölçekte dogrusal bir artisa denk düstügünü varsaydiklarini, söyler. Yine de Blanton'un (ve dig. 1993) parmak bastigi gibi bu degiskenler arasindaki baglarin varsayimi gerekli degildir, ve dogrusu karmasikligin tanimini zorlastirir.

Karmasikligin olusumsal dinamikleri dedigimiz yaklasimi kullanmadaki amacimiz, topluluklarin gerçekte nasil islediklerini ortaya çikaran analitik bir yapi olusturmak/kurmaktir. Amacimiz artan karmasikligin, ölçekteki esitsizlik, üretken stratejiler, veya çevresel baglamla nasil basat veya karsit gittigini açiklarken, öte yandan artan karmasikligin birlesme ve merkezilesme derecelerinde ne sekilde yansitildigini varsaymak degil kesfetmektir. Bunu yaparken, kontrollü kültürlerarasi karsilastirma için kullanilan bir tipolojik semayi bir kenara firlatip atmadan sürekli degisimin kendi kendine yetecegi gerçeginin, ve topluluklar arasindaki gerçek bir degiskenligin kullanilabilecegini umut ediyoruz. "Büyük Mezopotamya" olarak bilinen Yakin Dogudaki erken karmasik topluluklari, bu yaklasimin kullanimini göstermede ideal bir çalisma konusu sagliyor.

Mitchell S. Rothman

Yorum (0)Add Comment

Yorum yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< Önceki   Sonraki >

Anket

Megabilim.com içerigini yeterli buluyor musunuz?